Ana Sayfa Kültür & Sanat Açıklamalara “güven” yok

Açıklamalara “güven” yok

Arkeolog Tuncer Bağışkan: “Gastria’da yapılan her türlü çalışma, eski eser alanına yapılmış demektir”

Giriş Tarihi: 18 Nisan 2013 Perşembe 06:56
Açıklamalara “güven” yok

Bağışkan “Anıtlar Yüksek Kurulu’nun yasasını bozmuşlar. Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan geri dönen bir şey yok. Göreceksiniz, bunu da onaylayacaklardır”


Yeşil Barış Hareketi Başkanı Doğan Sahir: “Turizm Bakanlığı’nın açıklamaları bizi inandırmıyor”


Çağıl GÜNALP

Gastria’da yaşananlar, Gazeteci Aysu Basri Akter’in Genç TV’de hazırlayıp sunduğu Günün Getirdikleri isimli programda ele alındı. Turizm Bakanlığı’nın Gastria’da yaşananlar ile ilgili yaptığı yüzeysel açıklama, çevre örgütlerini ve arkeologları tatmin etmezken, programda konuşan deneyimli arkeolog Tuncer Bağışkan, Gastria Antik Bölgesi’nde yapılacak her türlü çalışmanın eski eser alanı üzerine yapıldığı anlamına geleceğini belirtti. Bölgede yapılacak her türlü çalışmanın bölge için büyük risk teşkil ettiğini anımsatan Bağışkan, Taşınmaz Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun partizanlığa alet edildiği ve güvenilirliğini yitirdiği uyarısında da bulundu.

 

“Bölgede Fenikelilere ait mezarlar bulunuyordu”
Gastria’da K-PETîn gerçekleştirdiği kazı çalışmaları ile ilgili soruları yanıtlayan Arkeolog Tuncer Bağışkan, bölgenin Orta Çağ’a ait arkeolojik değerleri barındırmasının yanı sıra, bölgede Fenikelilere ait bir mezarlık bulunduğunu da anımsattı. Bölgede yaklaşık 30 yıldır tahribatın sürdüğünü vurgulayan Arkeolog Tuncer Bağışkan, bölgede yıllardır süregelen tahribatın boyutunu ve sebeplerini şu cümleler ile gözler önüne serdi:  “ Gastria Antik Bölgesi, Orta Çağa ait olmasının yanı sıra, bölgede Fenikelere ait bir mezarlık var. Cumhuriyet döneminde de (Kıbrıs Cumhuriyeti) korunan bir alan oldu. Titizlikle korumak gerekirken, ısrarlara rağmen çimento fabrikası kararı alındı. Bu karar doğrultusunda yüzlerce mezar yıkıldı. Geçmişten bugüne bir tahribat söz konusu. 1997’de Altınbaş Petrol’ün tesisine izin verilmesi gündeme geldiğinde tepkiler yine gündeme gelmişti. Petrol tesisinden sonra eski eser alanı ilan edildi.”

 

Arkeolog Tuncer Bağışkan: “Her türlü çalışma; eski eser alanı üzerine yapılmış anlamına geliyor”
Turizm Bakanlığı tarafından önceki gün yapılan açıklamada, Gastria Kalesi’ne zarar verilmediğinin iddia edildiğini kayeden Arkeolog Tuncer Bağışkan, Gastria Antik Bölgesi üzerinde yapılacak her türlü faaliyetin, bölge için büyük risk unsuru teşkil ettiğinin altını çizdi. Bölgede yapılacak olan her türlü çalışmanın, eski eser alanı üzerine yapılmış olacağının algılanması gerektiğini ifade eden Bağışkan, konuşmasına şu cümleler ile devam etti: “3 yıl içinde arka arkaya gelen tahribatlar bizi üzdü. Ay. Philon’daki antik Tsambres mezarlık alanına taş ocağı açılması ile izin verildi.

 

Banagia Apakou Kilisesi buldozerle yıkıldı.
7000 yıl öncesine tarihlenen Karpaz burnundaki Kastros neolitik yerleşim yeri yıkılıp bölgeye iki tane bayrak dikildi. Aziz Tekla yıkılmasına rağmen inşa edilmedi. Nuh’un Gemisi isimli otelin sahibi bu şapelin yapılacağını kaydetmişti. Geçen gün gazeteyi açtım, Eski Eserler Dairesi Müdürü şikâyet ediyor. Eski Eserler Dairesi Müdürü’nü,  Nuhun Gemisi Hoteli’nin sahibi içeriye koymuyor. Bu nasıl olabilir?!”

 

“Göreceksiniz, bunu da onaylayacaklardır”
Zaman içerisinde Gastria’da kısıtlı bir kale alanı kaldığını belirten Bağışkan, bölgedeki faaliyetlerin devamına Anıtlar Yüksek Kurulu’nun izin verip vermeyeceği sorusuna ise şu çarpıcı yanıtları verdi: “Anıtlar Yüksek Kurulu’nun yasasını bozmuşlar. Bütün kıymetli adamları çıkartmışlar dışarı, yandaşlarını koymuşlar görebildiğim kadarı ile. Anıtlar Yüksek Kuruldan geri dönen bir şey yok. Göreceksiniz, bunu da onaylayacaklardır”

 

“Ülke sahipsiz mi?”
Aysu Basri Akter’in hazırlayıp sunduğu Günün Getirdikleri isimli programda konuşan Yeşil Barış Hareketi Başkanı Başkanı Doğan Sahir ise, Gastria’da yaşananların “Ülke sahipsiz mi ?” sorusunu akıllara getirdiğini söyledi. Konuşması esnasında, arkeolojik değerlere geçmiş yıllarda yapılan saldırılardan örnekler veren Doğan Sahir, Gastria’nın uzun zamandır tehdit altında olduğunu vurgulayarak, konu ile ilgili şu cümleleri sarf etti: “Gastria değerli bir bölge, sit alanı. Bölgedeki her türlü faaliyet riskli. Orada kirli sanayi bölgesi ilan edecek kadar ileri gidilmiş. Korumaya hiç kimse yanaşmıyor. Bölgede petrol tesisi bulunması; ileriye dönük programsızlığın göstergesi. Bölge en başından beri tehdit altında. Bu çok net. Kumyalı’nın kuzeyindeki antik bir alan yağmalandı. Bu bölgeden 5 bin ton antik taş götürüldü. Bu taşlar satıldı. Peşine düşen olmadı. Aziz Tekla şapeli yıkıldı. Yaşanan bu olayların takibini yapacak, envanterini çıkaracak bir makam yok”

 

“Açıklamalar inandırmıyor”
Gastria’da yaşananlar ile Turizm Bakanlığı’nın açıklamasının tatmin edici ve güvenilir olmadığını da sözlerine ekleyen Doğan Sahir, konuşmasını şu cümleler ile sonlandırdı: “Turizm Bakanlığı’nın açıklamaları bizi inandırmıyor. Geçtiğimiz aylarda bölgede petrol denize sızmıştı Petrol kaçağı 94 ton. Resmi makamlar bunu 2 ton olarak açıklamıştı. Tüm bunlar hafızalardayken bu açıklamalara rağbet edemiyoruz. Eski eser alanları genişleyen, numaralandırılmış alanlardır. Kayıtsız izinsiz inşaat mümkün değil. Bu ve benzeri olaylarda suçlular ortaya çıkarılıp cezalandırılmalı örnek olması bakımından”

 

Yasanın açıkça ihlali
Hatırlanacağı üzere Arkeolog ve akademisyen Rıza Tuncel Gastria Antik Şehri’nde yaşananların, Eski Eserler Yasası’nın açıkça ihlali olduğunu dile getirmişti. Kapasite artırım çalışması adı altında 30 küsur metrelik alanı, yaklaşık olarak 2 metre derinliğinde kazan ve kazmaya devam eden K-PET’in, bölgede çalışma yaparken Gastria’nın varlığından haberdar olmamasının mümkün olmadığını ifade eden Tuncel, “Sonuçta Gastria’nın kalıntıları yeryüzünde, görülen bir yerde” şeklinde konuşmuştu.

 

Arkeoloji: İnsanların ortak geçmişi
“Gastria’da bugün yaşananlar hususunda önemli olan vurdumduymazlıktır. İnsanların da vurdumduymazlığıdır. Eski Eserler Dairesi, ülkedeki bütün eski eserleri kontrol edemez. Arkeolojik değerlerin korunması için devlet birimleri birbirleri ile iletişim içerisinde olmalıdır” şeklinde konuşmasına devam eden DAÜ öğretim görevlisi Dr.Rıza Tuncel, arkeoloji denen kavramın insanların ortak geçmişi olduğunun asla unutulmaması gerektiğinin altını çizmişti.

 

Geri getirme şansı yok
Arkeolojik değerlere bilinçsiz bir müdahalede bulunulduğunda, kaybolanları geri getirme şansı olmadığını söyleyen Rıza Tuncel, arkeolojik kazılarda belgeleme işleminin önemini ise su cümleler ile açıklamışı: “Arkeolojik kazıların büyük bir bölümü belgeleme ile geçer. Belgeleme o kadar önemlidir ki, Lefkoşa ve Mağusa gibi tarihi binlerce yıla dayanan yerleşim birimlerinde kanalizasyon çalışması yapılırken dahi arkeolog bulundurulmalıdır”.

 

Arkeolojik tahribat: Manevi tahribat
Gastria’da yaşanan arkeolojik tahribat ülkede eski eserlere verilmeyen değeri ortaya koyduğunu belirten Rıza Tuncel, “Tüm insanlar bilmelidir ki birer birer kaybettiğimiz geçmişimizdir. Gastria veya herhangi bir başka arkeolojik değer belli bir kesimin geçmişi değil; adada yaşayan tüm insanların geçmişidir” şeklinde konuşarak, yaşanan arkeolojik tahribatın aynı zamanda manevi bir tahribat boyutu olduğunu  da gözler önüne sermişti. Çevre, arkeoloji ve endüstriyel gelişimin eş zamanlı gerçekleştirilebileceğine, gelişimin arkeoloji ile el ele yapılabileceğine dikkat çeken Tuncel, arkeolojinin gelişmeye “karşı” olduğu şeklindeki bir algının doğru olmayacağının altını çizmişti.

 

AYRI KAREDE

 

“Tahribat” derken ?..
Öte yandan Turizm Bakanlığı tarafından önceki gün yapılan ve Gastria Kalesi’nin tahrip edilmediği iddia edilen açıklamada birçok unsurun göz ardı edildiği göze çarptı. Tahribat denen kavramın anlamının; bir maddenin doğal yapısını değiştirmek, yıkıp bozmak olduğu, bahse konu açıklama yapılırken göz önünde bulundurulup bulundurulmadığı bilinmese de; herhangi bir tarihi eserin ve/veya Tarihi kalıntının tahrip edilmesinin, söz konusu eserin ve/veya kalıntının yerle yeksan edildiği anlamına gelmeyeceği uzmanlar tarafından biliniyor.

 

Sit alanları
Diğer yandan, bölgeDE K-PET’in yaptığı kazı faaliyetlerinin, ÇED raporu olmadan vuku bulduğu Turizm Bakanlığı açıklamasında itiraf ediliyor ve bahse konu çalışmaların K-PET’in özel mülkü içerisinde gerçekleştiği dillendiriliyor. Açıklamayı tatminkâr kılmayan ise; özel mülklerin gerekli durumlarda istimlâk edilebileceği ve özel mülklerin de sit alanı olabileceği realitesi.

 

***


İLGİLİLERİN CEVAPLAMASI GEREKEN SORULAR


• Gastria Antik Bölgesi’nda K-PET tarafından yapılan “kapasite artırım çalışmalarını” incelemeye giden Eski Eserler Dairesi teknik ekibi içerisinde kaç tane Ortaçağ uzmanı Arkeolog bulunuyordu?

 

• Bölgedeki inceleme kaç gün sürdü?

 

• K-PET’in yaptığı çalışmadan kaç gün sonra bölgeye gidildi? K-PET’in bölgede yaptığı çalışmalarda Gastria Antik Kenti’ne ait eski eser kalıntılarının zarar görmediği savına nasıl varıldı?

 

• Çalışmaların, K-PET’in özel mülkü içerisinde olması, özel mülk içerisinde eski eser olmadığı anlamına mı gelmektedir? (Daha önceden birçok özel mülkiyetin sit alanı ilan edilip istimlâkinin gerçekleşmesi hafızalardaki yerini koruyor)

 

• Çevre Etki Değerlendirme raporu olmadan başlatılan çalışmalardan ötürü şirkete ne gibi bir cezai yaptırım uygulanmıştır?

 

Yenidüzen

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık