Ana Sayfa Dünya Batı ülkelerinin oyuncağı olan barzani

Batı ülkelerinin oyuncağı olan barzani

IKBY lideri Mesut Barzani’nin, Peşmerge bölgesinde bağımsızlık için referandum yapmaya kalkışması, bölgede siyasi gerginliğe yol açtı.25 Eylül'de bakalım neler yaşanacak.

Giriş Tarihi: 20 Eylül 2017 Çarşamba 10:26
Batı ülkelerinin oyuncağı olan barzani

BATI’NIN PARMAĞINDAKİ OYUNCAK: PEŞMERGE Batılı devletlerin kışkırtmasıyla Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana siyasi çalkantılara, dinsel ve etnik çatışmalara sahne olan Ortadoğu, yeni bir siyasi krizle yüzleşmenin eşiğinde... IKBY lideri Mesut Barzani’nin, Peşmerge bölgesinde bağımsızlık için referandum yapmaya kalkışması, bölgede siyasi gerginliğe yol açtı. Krizin önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşması öngörülüyor Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) 25 Eylül'de bağımsızlık referandumu düzenleyecek. Referandumun sloganı ise Iraklı Kürtlerin kendi kaderini tayin etmesi oldu. İKBY lideri Mesut Barzani, 7 Haziran'da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Bağımsızlık referandumu tarihinin 25 Eylül Pazartesi günü olarak belirlendiğini duyurmaktan ötürü mutluyum" diye yazdı. Peki Türkiye'nin şiddetle karşı çıktığı ve bağlayıcılığı yok dediği Iraklı Kürtlerin bağımsızlık referandumu ne anlama geliyor? Irak'ta bir türlü bitmeyen etnik çatışmaların arka planında yatan tarihsel gerçeklikler neler? İNGİLTERE BÖLGEYE AYAK BASTI Irak, 637 yılında Müslümanlar tarafından fethedilmiş ve Hz. Ali döneminde İslam merkezi haline gelmişti. Topraklarında dönemin en önemli kültür ve ticaret merkezi Bağdat'ı barındıran Irak, tarih boyunca Sünni Anadolu Türkleri ile Şii İran Türkleri arasındaki hakimiyet mücadelesine sahne oldu. Sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Moğollar ve Safeviler'in hakimiyetinde bulunan Irak, 1534 yılında Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın Irakeyn Seferi ile birlikte Osmanlı toprağı haline gelmiş ve 1917 yılına kadar Osmanlı yönetiminde kalmıştı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı'nın Ortadoğu'dan çekilmesiyle özellikle İngilizler Irak üzerinde etkisini göstermişti. İngiltere Mekke Emiri Şerif Hüseyin'i kışkırtarak yerel isyanları hazırlamış, Hüseyin ve oğullarına Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından kurulacak olan Büyük Arap Devleti Krallığı vaad etmişti. Fakat gerçekler çok farklıydı. Ortadoğu, o dönem Fransa ve İngiltere arasında paylaşılmış ve Milletler Cemiyeti yönetiminin Filistin ve Irak'ı İngiltere'ye hak olarak tanımasıyla İngiltere bölgede kırılmaz bir stratejik üstünlük sağlamıştı. 2 SUBAYIN ÇİZDİĞİ SINIRLAR Yıl 1916'ya geldiğinde Fransa ve İngiltere arasında Sykes-Picot adı verilen bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşma Ortadoğu'nun bugünkü haline gelmesi açısından çok büyük öneme sahipti. İngiliz Subay Mark Sykes ile Fransız subay Georges Picot Kahire'de bir araya gelerek masa başında Ortadoğu'yu iki ülke arasında paylaştırdılar. Anlaşmayla yeni yapay devletler ortaya çıkarken bu hatta "Sykes-Picot" hattı denildi. Fransız ve İngiliz subaylar bölgenin etnik dinsel yapısını göz önünde bulundurmadan sadece kendi çıkarları doğrultusunda harita üzerinde yeni ülkeler oluşturup bazı etnik grupları da parçaladılar. Böylelikle bölgede bugün yaşanan etnik sorunların da fitili ateşlenmiş oldu. El HUSRİ'NİN IRAK'A GELMESİ İngilizler, yaşanılan sürecin ardından ülkeyi bizzat yönetmeyi düşünmüşlerse de halkın sert muhalefetiyle karşı karşıya kalmışlardı. Bu muhalefette Şii halk büyük rol üstlenmişti. Şiilerin çoğunlukta olduğu Necef, bu dönemde isyanın merkezini oluşturmuştur. Sonuçta İngilizler tarafından Hz. Muhammed'in soyundan gelen Kral Faysal Irak'ın başına geçirildi. Bu yöntemle İngilizler hem Irak'a tamamen hakim olmak hem de Osmanlının ardından doğan halife boşluğunu bu şekilde doldurarak diğer İslam ülkelerine de etki etmeyi planlamışlardı. Bu dönemde yaşanan en önemli gelişmelerden biri Arap ulusçuluğunun teorisyeni Sati' el Hüsri'nin Irak'a getirilmesi oldu. Onun kurduğu Arap Birliği, özellikle Şii grupların tepkisini çekti. Kral Faysal, bağımsız bir Irak kurulabilmesi için güçlü bir orduya ihtiyacın olduğunu biliyordu. Bu nedenle bu tip bir ordunun oluşması için çalışsa da Iraklı Kürtler ve Şiilerin olumsuz tavrıyla karşılaşmış ve askere almalarda daima sorunlar çıkmıştı. Her iki topluluk da Sünni Araplara asker olarak hizmet etmeyi reddetmişlerdi. Zaman içinde Sunnilerle Şiiler arasında entegrasyon süreci hızlanmış ve 1928 yılında 88 kişilik Irak parlamentosunda 26 Şii üye yer almıştı. 1930 yılında Irak hükümeti bağımsız bir devlet olma yolunda İngiltere ile 25 yıllık bir anlaşma imzalarken, 1932 yılında Irak, Milletler Cemiyeti'ne bağımsız bir devlet olarak katıldı. 1933 yılında Kral Faysal'ın ölümünün ardından ülkede dinsel ve etnik çatışmalar arttı. KÜRT BEKİR SITKI DARBESİ 1936 yılında Kürt kökenli bir Albay olan Bekir Sıtkı liderliğinde bir darbe gerçekleşti. 1941'de ise Mayıs harekatı olarak bilinen ikinci bir darbe oldu. 1945 yılında Arap ülkeleri bir araya gelerek, bir Arap Birliği örgütü kurdular. Arap Birliği harekatı Arap ülkeleri arasında milliyetçilik duygularının da artmasına sebep oldu. Bunun sonucu olarak da Irak, Suriye, Ürdün ve Lübnan'ın bir tek ülke olarak birleşme düşüncesi ortaya atıldı. Arapların birleşme düşüncesini özellikle İngiltere destekliyordu. Bu düşüncenin, özellikle Irak'ta bulunan Kürtlerin, kendi devletlerini kurma düşüncelerini hayata geçirme noktasında önemli bir etken olduğu ifade edilir. BAAS DÖNEMİ VE SADDAM "Baas" kelimesi, Arap dilinde yeniden diriliş anlamına gelmektedir. Baas ideolojisi ilk olarak 1940 yılında Suriye'de ortaya atıldı. Bu ideolojiye göre amaç Ortadoğu'da tek bir Arap devletinin kurulmasıydı. Baas hareketi Suriye'de ortaya çıkmışsa da, Irak'ta da taraftar bulmuştu. Baas Partisi, Suriye ve Irak'ta yaptıkları devrimlerle iktidarı ele geçirmişti. Saddam Hüseyin ve Hafız Esad, Baas akımının son temsilcileridir. Temmuz 1979'da ise Saddam Hüseyin, Hasan El Bekir'i devirerek cumhurbaşkanı olmuştu. BARZANİLERİN İLK İSYANI 11 Mart 1970'de Saddam Hüseyin ve Mustafa Barzani arasında yapılan özerklik anlaşmasıyla Kürdistan Bölgesel Yönetimi kuruldu. Özerklik anlaşmasına göre; Irak'ın kuzeyindeki üç il, Erbil'de kurulacak bir yerel parlamento tarafından yönetilecekti. Bunun yanı sıra Irak Meclisi'nde 5 Bakan ve Başbakan vekili Kürt olurken, Kürtçe ise ülke genelinde Arapça'nın yanı sıra ikinci resmî dil olacaktı. Bu sırada İran - Irak Savaşı patlak vermiş ve bölge merkezi hükümetin kontrolünden çıkarak Saddam Hüseyin'e karşı İran saflarında yer almıştı. Saddam Hüseyin savaş öncesi özerklik anlaşmasını fesh etmiş ve Kürt kökenli Bakan'ları meclisten çıkartmıştı. Bunun üzerine Barzaniler, Bağdat hükümetine karşı isyan etmiş ve Saddam Hüseyin'e karşı İran ile iş birliğine gitmişti. Bu durum Iraklı Kürtler ile merkezi hükümet arasında yaşanan derin çatışmanın ilki olarak kabul edildi. PKK'YA KAYNAK OLUŞTU Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesine karşılık Amerika Birleşik Devletleri'nin başını çektiği koalisyon güçleri, Irak'ı Kuveyt'ten çıkarmak için 1991 yılında harekat başlattı. Birinci Körfez Savaşı olarak tarihe geçen harekat sırasında on binlerce Kürt Türkiye'ye sığındı. Türkiye'de kurulan mülteci kamplarında kalan Kürt'lere Türkiye kucak açarken, birçok Kürt lider Saddam Hüseyin'in devrilmesine kadar yurt dışına çıkarken Türk pasaportu kullandı. Bu esnada özellikle Şii gruplar ile Kürtler arasında çıkan çatışma ve ayaklanmalar kanlı bir şekilde Saddam Hüseyin tarafından bastırıldı. Türkiye Iraklı Kürtlere yaptığı bu iyiliğin karşılığını beklemediği bir şekilde aldı. Iraklı Kürtler, daha sonra PKK terör örgütüne insan kaynağı oluştururken, bir çok PKK militanı Kuzey Irak Kürt Bölgesel yönetimine sığınacaktı. ABD DESTEĞİ PALAZLANDIRDI Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin en önemli birimleri arasında peşmergeler geliyor. Peşmergeler tarih sahnesi ilk kez 1920'li yıllarda çıktı. 2003 yılında ise ABD'nin de desteğiyle Irak Bölgesel Kürt Yönetimi ordusu olarak resmiyet kazandı. Öte yandan peşmergeler 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali sırasında da ABD saflarında yer aldı. İki yıl önce bir Kürt Generali olan Mesrur Barzani, Peşmergelerin sayısını roket sistemleriyle donatılmış 5 bin zırhlı araç, 550 tank ve 25 savaş helikopterine sahip 270 bin kişi olarak açıklamıştı. Başta ABD olmak üzere, batının parmağında adeta oyuncak olan peşmerge, söz konusu batının çıkarları olduğunda silah kullanmaktan hiç bir zaman geri durmadı. Peşmerge nedir? Peşmerge'nin kelime anlamı savaşçı, fedai ve ölümün önünde gidenler anlamına geliyor. Irak Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Mesut Barzani de geçmiş kürt liderler gibi kendilerini uluslararası platformlarda peşmerge olarak tanımlamaktan çekinmiyor.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

Sıla'ya yakışmayan hareketler

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık