Ana Sayfa Siyaset Bir manifesto da KSP’den

Bir manifesto da KSP’den

Kıbrıs Sosyalist Partisi bir manifesto yayınladı.

Giriş Tarihi: 24 Kasım 2012 Cumartesi 10:28
Bir manifesto da KSP’den

“Yurtsever Cephe Manifestosu” adlı KSP manifestosunda Kıbrıs Sorunu’nun devamının sadece burjuva-emperyalist grupların ve ulusal hainlerin işine yaradığı görüşü ifade edilerek “Kıbrıs sorunu devam ettiği sürece de Kıbrıs halkını bölünmüş tutacak, milliyetçi, ırkçı ve burjuva-emperyalist siyasetler devrede olacaktır. Kitleleri bu siyasetlerle kontrol altında tutarak burjuva-emperyalist çıkarlar da korunmuş olacaktır” denildi.

 

İşte manifestonun tam metni:

 

YURTSEVER CEPHE MANİFESTOSU


-I-

 

1. Kıbrıs Sorunu Dünya proletaryası ve müttefikleri ile Dünya finans oligarşisi ve müttefikleri arasında, yani Dünya komünizmi ile Dünya emperyalizmi arasında sürmekte olan savaşın bir parçasıdır.

 

Kıbrıs Sorunu’nun çözümü sorunu bu savaşta kimin galip olduğu ve kimin galip olacağı sorununun bir parçasıdır.

 

2. Şu anda emperyalizm galip olduğu içindir ki Kıbrıs Sorunu’nun çözümü gerek Kıbrıs’taki uluslar, gerekse Kıbrıs’ın etrafındaki uluslar açısından karşılıklı düşmanlıklar, karşılıklı aşağılamalar, karşılıklı savaşlar, karşılıklı yıkım, yani Dünya emperyalist sistemine uygun düşen milletler ve demokrasi düşmanı bir çerçevede kendini ortaya koymaktadır.

 

İçinde bulunduğumuz şartlarda Kıbrıs Sorunu’nun çözümünün ancak ve ancak Kıbrıs’ta ve Dünya’da  bu emperyalist çerçeveyi yıkarak elde edilebileceğini kavrayanlar yurtseverdirler. Tüm diğerleri emperyalist dünya sisteminin varlığını korumakta oldukları için yurtsever değil milli hainlerdirler.

 

Bu güçlerin varlıkları dünya emperyalist sisteminin varlığına bağlanmıştır. Milletin çıkarları ile dünya emperyalizminin çıkarları çatıştığında -ki bu sürekli olarak çatışır-bunlar sürekli olarak dünya emperyalizminin çıkarını korurlar. Milli çıkarları ve milleti mahvederler. Bunlar emperyalist sistem dışında var olamayacaklarından dolayıdır ki emperyalist sistemin büyük güçleri bunlarla  istedikleri gibi oynarlar ve bunlar da o oyunun oynanmasına karşı çıkamazlar.

 

3. Adamızda uzun yıllardır olağan üstü hal yaşanmasına neden olan Kıbrıs sorunda, yaşanan tüm sorunların temel kaynağını sadece TC işgali olarak görenler vardır. Doğrudur. Kıbrıs’ın kuzey kısmı TC tarafından işgal edilmiştir. Ancak bu işgal TC’nin dünya emperyalist güçlerle çıkara dayalı sıkı bir işbirliği olmadan gerçekleşemezdi. Ve bu işgal İngiliz ve ABD emperyalistleri vede diğer NATO emperyalistlerinin desteği olmadan ayakta duramaz.

 

Adada mevcut İngiliz askeri üslerini ve Yunanistan  askeri varlığınıişgalci olarak görmemek, uluslararası hukuku gerekçe göstererek TC işgali ile eşdeğer görmemek, Kıbrıs sorunu’nun kaynağının üstünü örtmekle aynı anlama gelmektedir. Yabancı emperyalist ülke ve gruplarla kolkola giren ulusal hainlerin Kıbrıslıların başına kara bir kabus gibi çöktürdükleri bu ulusal sorunun kaynağını sadece TC işgali ile göstermeye çalışanlar şu yada bu emperyalist grup ya da ülke ile birlikte emperyalist çıkarlar peşinde koşanlardır.

 

4. Dolayısı ile Kıbrıs sorununda bir burjuva barış, adada çıkarları olan tüm emperyalistlerin ve ulusal hainlerin kendi aralarında anlaşarak, yani bunların çıkarlarını uyuşturarak sağlanabilir. Ancak son kırkbeş yıldaki gelişmeler burjuva çıkarların ve güç dengelerinin sürekli değiştiğini, bu değişmelerin devam ettiğini, bu dengeleri gözeten bir anlaşmanın mümkün olamayacağını defalarca kanıtlanmıştır.  En azından yaşadığımız son on yıl burjuva-emperyalistlerin bunu yapabilecek noktada olmadıklarını kanıtlamıştır.

 

Burjuva-emperyalist bir barışın bile elde edilmesi ancak ya bir tarafın diğer tarafa bir anlaşmayı empoze etmesi ile -ki bu olabilseydi şimdiye kadar çoktan  olabilirdi (1960 gibi)- ya da bu emperyalistlerin ve milli hainlerin adadaki çıkarlarını ciddi olarak tehdit eden ve tüm adada ortak hareket eden bir halk hareketi karşısında olabilir. En azından yaşadığımız son on yıl Kıbrıs’ta çıkarları bulunan bu burjuva-emperyalistlerin  önümüzdeki günlerde bir burjuva barışı empoze etme -ki gerek ulusal hainler gerekse de emperyalist çevreler kendi çıkarları doğrultusunda empoze etme  arzusunu dile getirdiler- noktasında  olmadıklarını kanıtlamıştır.

 

5. Demek ki Kıbrıs Sorunu’nun devamı sadece bu burjuva-emperyalist grupların ve ulusal hainlerin işine yaramaktadır. Kıbrıs sorunu devam ettiği sürece de Kıbrıs halkını bölünmüş tutacak, milliyetçi, ırkçı ve burjuva-emperyalist siyasetler devrede olacaktır. Kitleleri bu siyasetlerle kontrol altında tutarak burjuva-emperyalist çıkarlar da korunmuş olacaktır.

 

-II-

 

6. Kıbrıslı Türklerin kendi bağımsızlıklarını talep eden ayrı bir ulus olduklarını, bu bağımsızlık taleplerini sadece Kıbrıslı Rumlara karşı yapmadıklarını, Toplumsal Varoluş Mitinglerinin de sergilendiği şekilde TC’ye karşı bağımsızlıklarını savunduklarını ‘Dünya kamu oyuna’ göstermek istediklerini açıklayan sağcı partiler ve sağcı sendikaların dahi emperyalist çıkarları gözeten bir yaklaşım sergileyerek gerek TC’den gerekse de yabancı emperyalistlerden “destek” almak amacıyla çırpındıklarını görüyoruz.

 

7. Kıbrıslı Türklerin kendi bağımsızlıklarını talep eden ayrı bir halk olduklarını, bu bağımsızlık taleplerini sadece Kıbrıslı Rumlara karşı yapmadıklarını, Toplumsal Varoluş Mitinglerinin de sergilendiği şekilde TC’ye karşı bağımsızlıklarını savunduklarını ‘Dünya kamu oyuna’ göstermek istediklerini açıklayan solcu partiler ve solcu sendikalar dahi emperyalist çıkarları gözeten bir yaklaşım sergileyerek yabancı emperyalistlere “haksızlığa uğradıkları” çağrılarıyla ve onlardan “destek” almak amacıyla çırpındıklarını görüyoruz. Ancak bu kesimler de kendi içinde iki ayrı grup olarak sahneye çıktılar. Bunlardan bir kanat sömürgeciliğe ve asimilasyona karşı mücadele ettiklerini ilan ederken sömürgecilerle bağları kopararak değil de onlarla ve diğer yabancı emperyalistlerle “iyi ilişkiler” içinde “kendi kendini yönetme” talebinde bulunuyor. Sol içindeki diğer kanat ise ısrarla TC’nin işgaline karşı olduğunu söyler. Bu kanat bu noktada ısrarlı ve kararlıdır. Fakat, defalarca gösterildiği üzere, onlar da TC işgalinden kurtulmayı şu meşhur ‘Batı’dan isterler.

 

8. Kıbrıslı Türklerin Toplumsal Varoluş Mitinglerinde sergilediği “kendi kendini yönetme” sloganlarını işaret eden Kıbrıslı Rum burjuva-emperyalist kesimler, TC’ye karşı   Kıbrıs’ın bağımsızlığını savunduklarını ‘Dünya kamu oyuna’ göstermek istediklerini açıklarken bile emperyalist çıkarları gözeten bir yaklaşım sergilemekte, Kıbrıs’ta doğrudan ya da dolaylı rol alan yabancı emperyalist aktörlerden, yani şu meşhur ‘Batı’dan “destek” almak amacıyla çırpındıklarını görüyoruz.

 

-III-

 

9. Kıbrıslı Türklerin kendi bağımsızlıklarını talep eden ayrı bir halk olduklarını, bu bağımsızlık taleplerini Toplumsal Varoluş Mitinglerinde de sergilendiği ve TC’ye karşı bağımsızlıklarını savunduklarını söyleyenler  “kendi kendilerini yönetmek”ten farklı şeyler anladıkları ortadadır.

 

Kıbrıs’ın kuzeyini sömürgeleştirenlere karşı mücadeleyi yükseltenler sömürgecilerin kimlerin desteği ile bunu yapabildiklerini de görmek zorundadırlar. Kıbrıs’ın sömürgeleştirilmesini Dünya emperyalist güç dengelerinden bağımsız düşünmek, ya da bu güç dengelerinden birine ya da ötekine talepte bulunarak Kıbrıslı Türklerin “kendi kendilerini yönetmesi”nin elde edileceğine inanmak büyük bir yanılgıdır. Kıbrıslı Türklerin “kendi kendilerini yönetmesi”ni isteyen ve TC’ye karşı bağımsızlık talep eden her bir kişi adada tezgahlanan burjuva-emperyalist oyunları da bozmak zorundadır.

 

10. Burjuva-emperyalist oyunları reddeden, onların  dayatmalarına karşı çıkan ve TC’ye karşı bağımsızlık talep eden her bir birey bu kavganın sadece  Kıbrıslı Türk halkının mücadelesi ile  kısıtlanamayacağını da çok iyi bilir. Kıbrıslı Tük halkı adada Kıbrıslı Rum halk ile beraber yaşamak istediğini dile getirse de bu kavga  Kıbrıslı Rum halk ile ortak ve onun desteği ile yürütülmezse zayıf kalacaktır.

 

Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türkler TC’ye karşı bağımsızlık talep eden Kıbrıslı Türklerin bu kavgasını kazanmasını istiyorlarsa işçilerin ve adada çalışan ve özel sektörün büyük çoğunluğunu oluşturan göçmen Türkiyeli işçilerin de desteğini elde etmelidir. Çünkü yürütülen bu  bağımsızlık mücadelesinin temelinde sınıf mücadelesi yatmaktadır.  Yürütülen bu  bağımsızlık mücadelesinin temelinde emperyalizmin hegemonyasına, köleleştirmesine ve tahakkümüne karşı bir başkaldırı bulunmaktadır.

 

11. Dünya emperyalist siteminin varlığını doğrudan veya dolaylı koruyarak milli hainler konumuna düşen tüm gruplar ve bireyler milli hainlik yanında demokrasi düşmanlığına da doğrudan veya dolaylı katkı sunarlar.

 

İşte bu nedenle tüm bu gruplar vatandaşların, milletin tüm bireylerinin, ülkenin ve halkın tüm sorunlarını her an ve sürekli olarak tartışmak, ele almak ve bu sorunların çözümü hakkında fikir üretmek ve karar almak için demokrasiyi daha ileriye taşımaya karşı çıkmaktadır.

 

Böylece de tüm emperyalistler ve müttefiklerinin demokrasi taraftarı değil de demokrasi düşmanı olduğunu herkese ve açıkça ilan etmektedirler.

 

12. Şu bilinmelidir ki, emperyalsitler ve müttefikleri, burjuvalar ve müttefikleri, bu gerici güçler, demokrasi düşmanıdırlar ve işte bu nedenle halkın her konuda söz ve karar hakkını gözlerden gizlemekte ve uygulanmasını önlemektedirler. Onların yüksek sesle haykırdıkları demokrasi sevgisi her bir ülkedeki vatandaşların demokrasiye sahip olmasını önlemek amaçlı bir sahtekarlıktır.

 

13. Kıbrıs’ta uzun yıllardır yaşanan  ve olağanüstü hal olarak bize sunulan yönetim, bu  temsili demokrasi iflas ettiğini defalarca kanıtlamıştır. Halkın seçtiği temsilciler halkın arzularını hayata geçirmek yerine bir avuç  yerli ve yabancı sermaye çevrelerinin arzularını yaşama koydular. Halkın arzularını yerine getirmeyen bu temsilcilerin anında görevden alınmasını engellemek için her türlü yasaları hayata geçiriyorlar.

 

14. Yurtsever Cephe halkın barış, demokrasi, özgürlük, bağımsızlık ve iyi bir yaşam  arzularını yerine getirmeyen mevcut meclis partilerine alternatif olarak kurulmuştur. Bu cephe Kıbrıs’ı gerçek vatan yapmak amacıyla, sömürgeciliğe son vermek, emperyalizmin uydusu olan yurdumuz emperyalizmin boyunduruğundan kurtarmak için iktidara talip olduğunu deklere eder.

 

15. Yurtsever Cephe halkın ne istediğini konuşabileceği ve tartışabileceği demokratik bir ortam istiyoruz. Demokrasinin sokaktaki halk tarafından doğrudan kullanılmasını istiyor. Yurtsever Cephe halkın isteklerinin şu veya bu emperyalist kurum tarafından değişik olarak formülasyonunu, şu veya bu yerli uşak parti grubu tarafından formülasyonunu ve halka çözüm olarak sunulmasını istemiyor. Eğer sokakta demokrasi varsa halk kendi hükümetini sokakta seçebilir ve aynı zamanda alaşağı da edebilir. Eğer sokakta demokrasi varsa halk kendi çözümlerini üretebilir ve onaylayabilir. Kendilerine söyleneni yapmayan görevlileri de istedikleri zaman değiştirebilir.

 

-IV-

 

16. Üstte ele aldığımız gerçekler ışığında ve bu metod kullanılarak kitleler saflarında şu konularda hem Toplumsal Varoluş Mitingleri üzerinden hem sürekli olarak yapılacak bir dizi referandumlarla kararlar alınmasını öneriyoruz.

 

i) Kıbrıs’ta tüm yabancı güçlerin Kıbrıs üzerinde mevcut tüm hak ve iddialarının reddi. Yabancı ülkelerin tüm garantörlük haklarının, askeri üs ve birlik bulundurma haklarının ve tüm özel ekonomik ve siyasi haklarının reddi.

 

ii) Buna bağlı olarak da İngiliz üsleri derhal kapatılmalı İngiltere’nin ada üzerindeki tüm hakları lav edilmelidir. İngiltere Kıbrıslı vatandaşların aldığı bu demokratik karara uymazsa adanın güney ve kuzeyinde, İngiltere’ye karşı kitlesel hareketler başlatılmalı ve İngiliz halkı da bu harekete İngiltere’de aynı türden kitlesel hareketlerle destek olmaya çağırılmaldır.

 

Bunlara ek olarak partilerin ortaklaşa varacakları noktalar amaçlanan hedefin başlangıcı  olarak algılanır.

 

17. Kitlelerin bu önerileri veya ve daha önemlisi kendilerinin öne sürecekleri önerileri tartışması ve oylayıp karara çevirmesi gereklidir.

 

Süreç içinde ve aynı şekilde kitlelerin aldıkları kararları uygulayacak bir hükümet ve yöneticiler de halkın kendi oylarıyla seçilmeli ve bu hükümete halkın alınan kararları hayata geçirme görev ve yetkisi verilmeli ve ülkedeki polis, askeriye, mahkeme, hapishane, merkez bankası vb vb tüm kamu kuruluşlarının bu hükümete uymaları gerektiği onlara bildirilmelidir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

"ERTELENEN HER SORUN DAHA DA BÜYÜYOR"

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık