Ana Sayfa Kültür & Sanat Boltaşlı köyü ilgi bekliyor

Boltaşlı köyü ilgi bekliyor

Tarihiyle; özellikle büyük bir soyguna maruz kalan Kanakaria Kilisesi’yle ünlü zengin köy, sorunlarına çözüm bekliyor.

Giriş Tarihi: 2 Aralık 2012 Pazar 18:45
Boltaşlı köyü ilgi bekliyor

Ayşe BULUT


Karpaz’ın şirin ve tarihi köylerinden 350 nüfuslu Boltaşlı (Lidrangomi) köyü sorunlarına çözüm bekliyor.


1974’ten öncesinde Rum ve Türklerin birlikte yaşam sürdüğü köyde hem üretici hem de vatandaşlar sıkıntılı günler geçiriyor.


Köy muhtarı Hasan Koç, kendileri ile ilgilenilmesini beklediklerini dile getirdi. Tarihi zenginliğe sahip köyde tarihi yerlere sahip çıkılması gerektiğini de söyleyen muhtar, köy için yatırım yapılmasını istediklerini kaydetti ve “Siyasiler köye sadece seçim dönemlerinde değil, her zaman gelip vatandaşların sıkıntılarını dinlemelidir” dedi.

 

Boltaşlı’nın tarihi zengin

 

Boltaşlı köyünün adı taşının bol olmasından kaynaklanıyor. İlk yerleşikleri Rumlar olan köye, 1571’den sonra, yani Osmanlı zamanında Konya Karaman’dan 3 - 4 ailenin yerleştiği söyleniyor.


Türkler ve Rumların çok iyi anlaştığını anlatan bir Boltaşlılı bunu şu örnekle dile getirdi:


“… 1957-58 yıllarında 2 kamyon dolusu Rum askeri Türklere zarar vermek için köye baskına geldi. Rum muhtarı buna kesinlikle izin vermeyerek onları geri çevirdi. Yine de 1958 yılında köyü tedbir amaçlı terk eden Türklerin bir kısmı Yeşilköy ve Avtepe’deki ailelerinin yanına gitmek zorunda kaldı.  Ailelerinin yanında 2 ay kaldıktan sonra Boltaşlı köyüne geri döndüklerinde evlerinin zarar görmediğini, hiçbir şeylerinin eksilmediğini gördüler. 1974 yılında Yunan askerleri tarafından köyün bazı gençleri esir alındı. Ancak gençlerin esir alınmasına Rum muhtarı izin vermeyerek Yunan askerinin elinden gençleri kurtardı.”

 

200 yıllık cami



Boltaşlı’da, Osmanlı Dönemi’nden kalma 200 yaşından daha büyük olduğu tahmin edilen bir cami bulunuyor.


Ancak bu tarihi bina kaderine terk edilmiş, yıkılmaya yüz tutmuş durumda. Caminin yanında yine Osmanlı dönemine ait bir de okulun olduğunu söyleyen köylüler, okulun zamanla yıkıldığını dile getirdi.


İngiliz sömürgesi döneminde yapılan bir tulumba çeşmesi da yıkıldı.


Köylüler su ihtiyacını bu çeşmeden karşılıyordu.


Boltaşlı’da eskiden yağmurların bol olduğu zamanda hiç durmadan akan akarsuyu ve bu suyun tahmini 2 asırlık olan havuzda toplanması da anlatılıyor… Havuzu yıllarca Rumlar ve Türkler ortak kullanarak bahçe suladı. Ne yazık ki şu anda kurumuş ve kaderine terk edilmiş bir durumda.


Köyde bulunan 2 asırlık olduğu tahmin edilen yağ değirmeninin kilise malı olduğu söyleniyor.


1959 yılında okul vergisi adı altında toplanan parayla Türk ve Rum okulları yapılmış.

 

Kıbrıs’ın en eski kilisesi de bu köyde

 

Köyde, 1925-30 yıllarına ait düzeneği bozulmuş bir dolap kuyusu da bulunuyor ama, en önemlisi Kıbrıs adasının en eski kilisesi Banayia (Banaya) Kanakarya Kilisesi de Boltaşlı köyünde yer alıyor.


Banayia (Banaya) Kanakaria Kilisesi’nin ilk inşa tarihinin 5’inci veya 6’ncı yüzyıllar olduğu biliniyor.


Kıbrıs adasının en eski kilisesi olarak bilinen bu kilise, Arap akınları sırasında,  7’nci yüzyılda tahrip edildi ve daha sonra tamir gördü.


1160 yılındaki bir depremle yeniden hasar aldı.


Bunun üzerine yapılan yenilemede çok kubbeli bir kilise inşa edildi. Söz konusu yapım evresi 14. yüzyıla değin devam etti. Apsis kısmı ve bazı sütun başlıkları eski kiliseye aittir.


Apsis bölümünde yer alan mozaik 525 - 550 yılları arasına tarihlenmekte olup bir bölümü çalındı. Bunların büyük bir bölümü sökülüp yurt dışına pazarlandığından çok azı günümüze kadar gelebildi. Kısa zaman önce kilisenin tarihi çanı da yerinden söküldü.


Bu kiliseden çalınan mozaikler, Almanya’da çok ciddi bir davaya konu oldu ve Türkiyeli tarihi eser kaçakçısı Aydın Dikmen ile Rum yönetimi bu davada karşı karşıya geldi.



Muhtar Hasan Koç köyün sıkıntılarını anlattı

 

Boltaşlı Muhtarı Hasan Koç, köyün 70 hane ve 350 nüfus olduğunu, köy halkının hayvancılık ve çiftçilikle uğraştığını ancak havyacının çok mağdur bir durumda bulunduğunu dile getirdi.


Koç, hayvan yemlerinin çok pahalı olduğunu, hayvanı olan üreticinin hayvanını besleyemeyecek duruma geldiğini, kısaca çiftçinin mağdur olduğunu belirtti.


Koç, köyde daha önce sebzecilik yapıldığını ancak şimdi tek bir kişinin sebzecilik yaptığını; üretilen malın çok ucuza satıldığını da belirtti.


Köyün gelir kaynağının harnup ve zeytin olduğunu söyleyen köy muhtarı, harnup ağaçlarını farelerin yediğini, zeytinden elde edilen yağın da elde kaldığını dile getirdi.


Koç, üreticinin destek istediğini, ürettiği malı satamadığını, satamadığı için de para alamayan üreticinin mağdur olduğunu vurguladı.


Siyasilerin seçimden seçime köye gelip köylünün derdini dinleyip gittiğini, ondan sonra da bir daha ne gelenin nede gidenin olduğunu belirten Koç, verdikleri sözleri de tutmadıklarını söyledi.


Muhtar, vatandaşın işsiz ve parasız olduğunu ve hükümetin devamlı zam yaptığını ancak, asgari ücrete hiç zam yapılmadığını dile getirdi.


Köyün en büyük sıkıntısının hükümetin fare zehiri vermemesi olduğunu belirten Muhtar Koç, “Bu yüzden harnup ağaçları kurudu ve yeşil alan yok oldu” dedi.


Köy muhtarı Hasan Koç, deniz yolunun toprak olduğunu, asfalt yapılması gerektiğini, mezarlık çevre duvarının inşa edilmesi gerektiğini de dile getirerek, köye yatırım yapılmadığından şikâyet etti.

 

“Hayvanlarımızla birlikte yaşadık”

 

Köyün en yaşlılarından Ayşe Kırlar 1923 yılında Boltaşlı köyünde doğdu. Eşi Raif Kırlar ile birbirlerini severek evlendiğini anlatan Ayşe Kırlar, 30 yıl önce eşini kaybettiğini anlattı.


Ayşe Kırlar, 4 çocuk, 11 torun ve 9 torun çocuğuna sahip. Kırlar, evlendiğinde 2 odalı bir evde oturduğunu, bu odaların birinde 4 çocuğuyla birlikte yaşadığını, diğer odada ise hayvanlarının olduğunu ve hayvanlara iç içe yaşadıklarını anlattı.


Bütün hayatlarının o hayvanlara bağlı olduğunu da vurgulayan Ayşe Kırlar, tarlalarını öküzlerle sürdüklerini ve geçimlerinin tütün, susam, harnup, zeytin, arpa, buğday ve bahçe olduğunu da sözlerine ekledi.


Eskiden suyun çok olduğu zamanlarda kolokas ektiklerini anlatan Kırlar, şimdilerde suyun azalmasından dolayı kolokas ekilmediğini söyledi.


Kırlar, “eski düğünleri anlatmadan olmaz” diyerek eski düğünlerin bir başka güzel olduğunu söyledi.


Düğünlerin eskiden 3 gün 3 gece sürdüğünü, önce kına gecesinin ardından yemeklerin yapıldığını; masaların kurulduğunu, davul zurna çalınarak düğünlerin yapıldığını anlattı.


Ayşe Kırlar, çok az Türkçe biliyor… Genelde Rumca konuşuyor… Bunun nedeninin ise kendilerinden kalabalık olan Rumlarla olduğunu aktarıyor…

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık