Ana Sayfa Gündem BU ARAZİ SEVDASI HÜKÜMETİ BOZAR MI !

BU ARAZİ SEVDASI HÜKÜMETİ BOZAR MI !

Ne oldu bu Metehan’daki askeri arazi olayı

Giriş Tarihi: 25 Temmuz 2018 Çarşamba 16:34
BU ARAZİ SEVDASI HÜKÜMETİ BOZAR MI !

Haluk DOĞANDOR

Metehan bölgesinden Dereboyu mevkine kadar olan yaklaşık 200 dönümü kapsayan arazinin Rauf Raif Denktaş Devlet Üniversitesi’nin inşa edilmesi şartıyla Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Maliye Bakanlığı’na devredildiği ve bunun ardından bu arazinin serdar Denktaş’ın oğlunun şirketine tahsis edildiği ortaya çıkması gündeme bomba gibi düşmüştü.

UBP-DP koalisyon hükümetinin küçük ortağı Demokrat Parti Genel Başkanı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın bu hamlesi hükümette sıkıntı yaratmasına karşın, muhalefetin yarattığı fırtınanın karşısında rüzgar gibi kalmıştı.

Yine aynı şekilde Anadolu Ajansı’nın kullandığı arazinin bir kısmının da bu üniversiteye yurt yapılmak üzere verilmesi başta mahalleli ve siyaset cephesinde adeta kasırga etkisi yaratmıştı.

CTP ÇOK SERT ÇIKMIŞTI

Zamanın muhalefet partisi Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin sert eleştirilerine maruz kalan Denktaşların arazi meseleleri günlerce kamuoyunu meşgul etti, mahalle halkının “ gerekirse eyleme gideriz ama buraya yurt istemiyoruz” söylemleri sonrasında geri adım atılarak konu arazinin iptali ile gündemden düştü.

Ama Metehan bölgesinde askerden maksatlı bir şekilde alınan ve bu son derece değerli bir arazinin Denktaşlara verilmesi, üstelik bu işleri yapanın Maliye Bakanı serdar Denktaş’ın olması “Babadan oğula arazi peşkeşi” söylemlerinin sosyal medyada çığ gibi yayılmasına neden oldu.

Önce siyasette deprem etkisi yaratan bu ”oğula arazi” olayı Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Sekreteri Salih Sonüstün tarafından sert bir şekilde eleştirilerek ele alındı.

SONÜSTÜN: SERDAR DENKTAŞ KENDİ OĞLUNA KIYAK ÇEKTİ

 Salih Sonüstün, Kermiya’da Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı himayesindeki 200 dönümlük alanın, Bakanlar Kurulu kararı ile ‘Askeri Bölge’ kapsamından çıkarılarak Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş’ın oğlu Rauf Denktaş’a kiralanmasının yeni bir yağma örneği olduğunu belirtti. Takriben değeri 50 milyon sterlin olan arazinin Başbakan Yardımcısı serdar Denktaş’ın da içinde bulunduğu UBP-DP hükümeti tarafından kendi oğluna verilmesinin yeni bir kıyak olduğunu vurgulayan BKP Genel Sekreteri Salih Sonüstün, “Yaşananlar ‘yağma Hasanın böreği’ anlayışına uygun olarak devam etmektedir” dedi.

ERHÜRMAN: SORACAĞIZ, ÖĞRENECEĞİZ, GEREKENİ YAPACAĞIZ

Zamanın ana muhalefet partisi CTP’nin Genel Başkanı Tufan Erhürman sosyal medya hesabında şu söylemleri paylaşmıştı;

“Habere bakıldığında, İçişleri Bakanlığı, GKK'nın ve Rauf Denktaş'ın açıklamalarının birbirini tutmadığı görülüyor. Pazartesi günü bu konuyu Meclis'in gündemine getireceğiz. Ve Sayın Denktaş'ın, İçişleri Bakanı'nın ve Sayın Başbakan'ın konuyla ilgili sorularımıza yanıt vermesini isteyeceğiz. Hele bir "resmi" yanıtları duyalım bakalım... Soracağız, öğreneceğiz ve gereğini yapacağız.

 

SORAKIN: DEVLETİN ARAZİSİYE BİR KİŞİYE PEŞKEŞ ÇEKMEK İÇİN VERİLEMEZ

 

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Sekreteri Erdoğan Sorakın ise hükümetin göreve geldiği günden beri devletin arazilerini yandaşlarına peşkeş çekmeyi alışkanlık haline getirdiğini söyledi.

Serdar Denktaş’ın bir yıl önce oğluna Çatalköy’de bir arsayı verdiğini bildiklerini bu anlayışta olan birinden başka bir şey beklemediklerini dile getiren Sorakın, bu hükümetin mantığı eşine dostuna devletin imkanlarını peşkeş çekmek dışında bir şey yapmadıklarını, bunun kabul edilebilir olmadığını belirtti.

 Sorakın, o bölgede üniversiteye ihtiyaç varsa farklı yöntemler bulunması gerektiğini ifade ederek Rauf Denktaş’ın adının yaşatılması adına Serdar Denktaş’ın kendi oğluna arazi vermesini kabul etmediklerini söyledi. Bu durumun KKTC halkına ciddi bir saygısızlık olduğunu belirten Sorakın, diğer yüksek üniversite kurumları içinde uygun olmadığını ifade etti.

Erdoğan Sorakın, yatırım yapacak kişinin parasıyla satın alması gerektiğini devlet arazi verilmesinin fırsat eşitsizliği olduğunu savundu. Bu kararın doğru tavır olmadığını ve bu karardan vazgeçilmesi gerektiğini dile getiren Sorakın, devlet arazilerinin halkın yararına daha iyi işlerde kullanılması gerektiğini ve bir kişiye menfaat sağlamak için bu tür yöntemlerin kullanılmasını doğru olmadığı düşündüklerini ifade etti. 

 

ÖZYİĞİT: “DEVLET ARAZİSİYLE YATIRIMCI OLUNMAZ”

TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit de; her türlü kıyağa karşı olduklarını, ülkede üniversite enflasyonu yaşandığını belirtti. Özyiğit bu kadar çok üniversiteye neden gerek duyulduğunu anlamadıklarını söyleyerek “Çok mu genç var, gidecek üniversite bulamıyorlar mı?” şeklinde soru yöneltti.

 

Cemal Özyiğit, yatırım yapacak kişilerin sermayesi olması gerektiğini,  devletten arazi veya kredi alarak yatırımcılık olmayacağını belirtti.

Devlet arazisinin verilmesinin kim olursa olsun doğru bir yaklaşım olmadığını savunan Özyiğit, kıyak, peşkeş arazi ile değil gerekli izinleriyle parasıyla arazisini satın alırsa yatırım olacağını söyledi. Özyiğit, yatırım yapacak kişinin buradaki inşaat sektörüyle ve yerli iş gücü istihdam ederek yatırımını yapması gerektiğini de dile getirdi.

 

Askeri bölgenin verilmesi ile ilgili düşüncelerini belirten Özyiğit, yıllardır Dereboyu trafiğinin rahatlaması için görüşmeler yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını şimdi “Ne oldu da asker boşaltabiliyor” sorusunu sordu. Özyiğit, askerin çözüm sürecine bağlı araziyi boşaltabileceğini, eğer öyle bir durum olacaksa bu araziyi devlete, yerel yönetimlere verilmesi gerektiğini ve halkın yararına kullanılması gerektiğini savundu.

 

ÖZERSAY EYLEM ÇAĞRISINDA BULUNDU

 

Halkın Partisi Başkanı Kudret Özersay da Halkın Sesi Gazetesi’ne yaptığı açıklamada; “Birilerinin bir bakanın oğlu yada babası olması ona bir öncelik tanınmasını gerektirmez” dedi.

 Özersay, bu hükümetin giderek devleti hukuk devleti olmaktan çıkardığını belirterek, parti devletine daha da kötüsü adeta bir aile şirketine çevirdiğini savundu. Sadece üniversite arazisi değil her alanda yağma ve talan olduğunu belirten Özersay, “biz insiyatif üstlendik ve herkese çağrı yapıyoruz” diyerek Pazartesi saat 07.00’de Lefkoşa Metehan çemberinde eylem yapacaklarını ve herkesi bu etkinliğe katılmaya davet etti.

Özersay, sosyal medya hesabından şu şekilde çağrıda bulundu:

“Halka ait kaynakların, ülkemizin yağmalanmasına dur demek için Pazartesi 07:00’de Lefkoşa’da Metehan çemberinde bir araya geliyoruz.  Bu ülkenin geleceği konusunda kaygı duyan, UBP-DP hükümetinin hukuksuzluklarına ve rant dağıtımına son verilmesini isteyen herkesi bu etkinliğe katılmaya davet ediyoruz. Devletin arazilerinin aile bireylerine verilmesine;
SİT alanlarının talan edilmesine; Yasadışı vatandaşlık verilmesine; İhalesiz şekilde turizm arazilerinin dağıtılmasına; İhalesiz şekilde eşe, dosta ve partililere kıyak çekilmesine;
Yandaşlara kıyak emeklilik verilmesine; Artık YETER demek, DUR demek için hepinizi bu etkinliğe bekliyoruz. Sizi parti bayrağı sallamaya değil hukuk devleti için iradenizi göstermeye çağırıyoruz!”

 

VATANDAŞ SİYASİLERE NEDEN GÜVENMİYOR

Yukarıda yazılan tüm söylemler, UBP-DP hükümeti koalisyonu sırasında yaşananlara karşın muhalefet partileri CTP-TDP-HP tarafından verilen tepkilerin neticesinde oluşmuş ve son seçim propagandaları sırasında da halka vaatler olarak yerini almış ve bolca da kullanılmıştı.

Sayın Erhürman, Sayın Özersay ve Sayın Özyiğit bu yaşananlara seyirci kalınmayacağını hesap sorulacağını her fırsatta dile getirmiş ve halka söz vermişlerdi. Hatta seçim sonrası UBP’yi bu yaşananlardan sorumlu tutarak, “Değil hükümet kurma çalışmalarına, çay içmeye bile gitmeyiz diyerek tepki göstermişlerdi. Ancak bu üç partinin iktidar olma hevesi, UBP-DP hükümetinin küçük ortağı DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’a yaptıkları sert eleştiri ve hesap sorma vaatlerini bir anda unutturmuş, sırf iktidar olalım diye DP ile ortaklık kurarak dörtlü koalisyona “Her şeye rağmen” imza atmışlardı.

HANİ HESAP SORACAKTINIZ

İşte vatandaş bu yüzden bu siyasilere ve siyasetçiye olan güvenini yitirdi artık. “Hani hesap soracaktınız, hani yapılanların peşine düşecektiniz” diye soran vatandaşın seçim sonrası yüzüne bile bakmayan bu partiler ve başkanları bakan olmanın keyfini yaşamaya başladılar.

Tüm bu yaşananların ardından, yaklaşık bir yılı aşkın zaman geçti. Ne oldu bu arazi meselesi? Hesap soracağız diyen CTP-HP-TDP liderleri “peşkeş diye nitelenen” bu arazinin akıbetini hiç merak etti mi? Arazi tekrar askere teslim edildi mi, yoksa ilgili bakanlığa geri mi verildi?

BAŞSAVCILIK’TAN GÖRÜŞ ALINMIŞTI

Bu konuyla ilgili yanılmıyorsam 41/77 sayılı İTEM Yasası şöyle der, “askerden boşaltılan arazi, boşaltma amacına uygun olarak yerine getirilmezse ilgili bakanlığa devredilir”. Hatta bu konuyla ilgili olarak zamanın İçişleri Bakanlığı, Başsavcılığa görüş için yazı yazmış ve yukarıda bahsettiğim yasa ile ilgili hükümler görüş olarak geri gelmişti.

ASKERE GERİ DÖNMEMİŞ

Ben bu konuyla ilgili eski Kolordu Komutanı Sayın Ömer Paç Paşa ile yaptığım telefon görüşmesinde, bu konunun kapandığını askere geri döndüğü bilgisini aldım ama teyit edebilme gayreti ile Kolordu Komutanlığı’nı arayarak doğru olup olmadığını öğrenmek istedim. Aldığım yanıtta henüz öyle bir şey olmadığı, resmi bir yazı gelmediği bilgisine ulaştım.

ÖZERSAY BAŞSAVCILIKTAN GÖRÜŞ BEKLİYOR

Yine aynı gün HP Genel Başkanı, dörtlü hükümetin Dışişleri Bakanı Sayın Özersay ile yaptığım telefon konuşmasında Sayın Özersay’ın bu konuda çok hassas olduğunu, konuyu takip ettiğini ve bu konuda Başsavcılığa görüş için yazı yazıldığını ve görüş beklendiğini, görüş geldiğinde gerekli açıklamanın yapılacağını söyledi. Daha önceki söylemlerinin de arkasında olduğunu öğrendiğim Sayın Özersay’ın bu konuda gerekeni yapacağından hiç kuşkum olmadığını bu telefon konuşmasında kanaat edindim.

ERHÜRMAN BANA GERİ DÖNMEDİ

Yine aynı gün CTP lideri Sayın Erhürman’ı da telefonla aramama ve şahsi telefonuna sekreterinin bakmasıyla konuyu aktarmama rağmen Sayın Erhürman bu konuda bana dönmeyerek, önceki söylemlerindeki çıkışlarında bana samimi olmadığı duygusu uyandırdı ve gerçekten hayal kırıklığı yaşadım.

PEKİ NE OLACAK ŞİMDİ BU ARAZİ HİKAYESİ ?

Denktaşlara verilen bu arazi ne oldu?

Bu konuda açıklama yapabilecek, Emekçi+Halkın+Toplumcu+Demokrat  (Demokrat Partiyi ayrı tutuyorum zaten konu onlarla ilgili) hükümeti bu konuda suskunluğunu sürdürecek mi?

Zamanında çok sert söylemlerle meclis kürsüsünden haykıran Sayın Erhürman anlaşılan süt dökmüş kediye döndü, Başbakanlığa oturunca.

Sayın Özyiğit ise emekliliğinin tadını çıkarırken, kendisine adeta bahşedilen Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturunca, hiç sesi çıkmaz oldu,”e koltuk tatlıdır” diye boşuna söylemezler ya.

Sayın Özersay ise telefonuma mertçe cevap vererek ve bu konuda” Başsavcılık’tan görüş bekliyoruz, konuyu takip ediyorum” diyerek tam not almıştır.

NE DEMEK UMUT YOK !

Ama Sayın Erhürman ve Özyiğit’ten duyduğum hayal kırıklığı devam ederken, Sayın Serdar Denktaş ile uyumları beni mutlu ediyor ve “Ne Demek Umut Yok, Çalışırız Yaparız” söylemleri ile ülkeyi nasıl idare ettiklerini hep birlikte görüyoruz.

HER DÖNEMDE PARANIN MUSLUĞU DENKTAŞ’TA

Sayın Serdar Denktaş’ın ise her seçim sonrası kıl payı barajı geçerek, her dönem ve her hükümette yer alma becerisi dışında “paranın musluğunu” elinde bulundurabilme gerçeği, Sayın Erhürman ile Özyiğit’in her şeye rağmen iktidarız mutluluklarına gölge düşürmüyor sanırım.

Son söz olarak rahmetli Süleyman Demirel’in şu meşhur sözünü yazmak istiyorum bu uzun yazıma ve bu sözlerimi de Sayın Erhürman, Sayın Özyiğit ve Serdar Denktaş’a ithaf ediyorum anlayana;

“Dün Dündür Bugün Bugündür”

Allah rahmet eylesin Süleyman Demirel’e ve KKTC siyasetine………………….

 

 

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

“TÜRKİYE SONDAJA TEPKİ GÖSTERECEK”

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık