Ana Sayfa Yurt Bu kadarına da pes!

Bu kadarına da pes!

Bazı bankalar artık, kredi kartı borçlularına SMS gönderirse ya da telefonla ararsa iletişim masraflarını müşterinin hesabına ekleyecek.

Giriş Tarihi: 4 Kasım 2012 Pazar 13:49
Bu kadarına da pes!

Suna ERDEN


Ülkemizde birçok kişi kredi borçlarını ödeyemediği için zor durumlara düşerken, bazı bankalar uygulamaya koydukları yeni yöntemlerle müşterinin sırtına yük üstüne yük bindiriyor.

 

21 Ekim 2012 tarihi itibariyle gecikmeye giren kredi kartı borçları için banka tarafından SMS ile yapılan gönderiler veya banka tarafından yapılan aramalar ücretlendirilerek müşterinin bir sonraki hesap özetine yansıtılacak.

 

Kredi kartı borçluları, SMS aldıklarında ya da banka tarafından telefonla arandıklarına, iletişim masrafı kendi hesaplarına yansıyacak. Konuyla ilgili Star Kıbrıs’a açıklama yapan TDP Hukuk Komitesi Başkanı Avukat Barış Mamalı, Kuzey Kıbrıs’ta bankacılık sektörü içerisinde tüketici pozisyonunda bulunan borçluların haklarını koruyucu nitelikte hiçbir hukuki düzenleme bulunmadığını söyledi.

 

Bankaların keyfi uygulamalarını ortadan kaldıracak herhangi bir düzenleme yapılmadığını ifade eden Mamalı, “Bir bankanın borçluya göndereceği SMS’lerin ücretini yine borçlunun hesabına yansıtması işte bu hukuksuz ortamdan kaynaklanmaktadır” dedi.



YASA YOK, ELİMİZ MAHKÛM

Kuzey Kıbrıs’ta yüzlerce kişi banka borçları ve yüksek faizleri ödeyemedikleri için mahkemelik olurken, bazı bankalar yeni uygulamalarıyla borçlunun daha da zor duruma düşmesine neden oluyor. Avukat Barış Mamalı, ekonomik şartlardan dolayı bankalara muhtaç olanların önlerine konulan şartlara boyun eğmek zorunda kaldığını ifade etti. Bankalara karşı borçlu insanların haklarını düzenleyen, onların sömürülmesini engelleyen yasalar olmadığını vurgulayan Mamalı şunları söyledi:

 

“Ekonomik açıdan borçluya karşı güçlü konumda yer alan bankalar, muhtaç ve zaruri ihtiyaç nedeniyle kapısına gelen borçlulara karşı istedikleri koşulları dikte edebilmektedir. Borçlunun banka karşısında pazarlık etme şansı hukuken yoktur. Bankanın sunduğu senet ve sözleşmeler üzerinde borçlunun herhangi bir koşul getirme durumu söz konusu değildir. Çünkü borç ilişkilerinde bankalara karşı borçlu insanların haklarını düzenleyen, onların sömürülmesini engelleyen ya da bankaların pervasızca kurallar ve işlemler yapmasını önleyecek kanunlar bulunmamaktadır.”



YASALAR YILLAR ÖNCE BORÇLUYU KORUYORDU

Borçluların İngiliz sömürge döneminde dahi koruma altına alındığını, bugün ise borç veren kurumların; Banka, Finans Şirketleri ve Tefecilerin altında ezilmeye mahkûm edildiklerini ifade eden Mamalı, yargının yaşanan bu sömürü ortamına müdahale edemediğini söyledi. Mamalı, bunun sebebinin hukuki dayanak olmamasından kaynaklandığı belirtti.

 

Mamalı, yüksek borç faizleri, bileşik faiz uygulaması; Faize faiz uygulanması ve tahsil edilecek faiz miktarındaki sınırsızlık halinin kan emici bir vampire dönüştüğünü vurguladı.


“Yıllardır ekonomik açıdan gerileyen Kuzey Kıbrıs halkı, kısa sürede kendini yutan bir canavarla da baş etmek zorunda bırakılmıştır” ifadesini kullanan Mamalı, “Peki ama bu canavarı başımıza kimler musallat etti? “Bileşik Faiz” denen bu köpekbalığı türü nasıl yaratıldı? “Sınırsız Faiz” kavramı nasıl doğdu? Sorularının cevaplanması gerektiğini söyledi.



KORUYAN YASALAR KALDIRILDI

Borçluları koruma altına alan Faiz Yasası’nın 1987’de ortadan kaldırıldığını ve yeni bir yasa hazırlanmadığını belirten Mamalı, bunun günümüze yansımalarını şöyle anlatı: “İngiliz sömürge döneminde borçluların ellerindeki malların tefecilere geçmesini engellemeye yönelik yasa 1987 yılına kadar varlığını korudu. Bu yasalar ile alacaklının tahsil edeceği faiz miktarları sınırlandırılmıştı ve alınan fazla faizler için borçlulara da mahkemeye başvurma hakkı tanınmıştı. Faiz Yasası’nda alacaklının verdiği borcun bir katından fazlasını tahsil etmesi yasaklanmıştı.

 

Ayrıca Mahkemeler Yasası’na konulan bir maddeyle de faize faiz uygulanması yasaklanmıştı. Tüm bunlar, ekonomik açıdan tüketicileri koruyan, borçluların aldıkları kredilerin faiz enkazı altında ezilmelerini önleyen ve sosyal devletin varlığını gösteren güzel kanuni düzenlemelerdi. Halkın güven altında borçlanmalarını sağlayan bu kanunlar, 1987 yılında bir bir ortadan kaldırıldı. 1987 yılında var olan “Faiz Yasası” tümden ortadan kaldırılmış yerine yenisini de koymamıştır, bugüne değin de yenisini koyan çıkmamıştır. Bu yasa iptal edilirken tahsil edilebilecek maximum faiz miktarlarını belirleme yetkisi de Merkez Bankası’na verilmiştir. Merkez Bankası bu miktarı önce 3 sonra 5 ve 10 katıyla sınırlamış 2001 yılında ise bunu sınırsız bırakma kararı almıştır. Halen alınan borç için ödenecek faizin sınırını koyacak bir kanun yapma cesaretini hiçbir hükümet gösterememiştir. Yine bu ülkede “Bileşik faiz (faize faiz uygulanması)” yasak iken 1995 yılındaki hükümet tarafından bu yasak kaldırılarak borçlulara bir darbe daha vurulmuştur.”



FAZİLER YETMEDİ, BİR DE SMS MASRAFI

Bankaların keyfi uygulamalarını ortadan kaldıracak herhangi bir düzenleme yapılmadığını ifade eden Mamalı şunları söyledi: “Hükümetlerin bankaların keyfiliğini azaltacak kanunlar yapma cesaretini gösterememeleri, onları borçluya karşı daha adil davranmaya sevk edecek hukuki kurallar getirememesi nedeniyle ortada ciddi bir “Kanun Boşluğu” durmaktadır. Bu da borçlulara karşı her türlü işlemin yapılabilmesine olanak tanımaktadır. Bugün bir bankanın borçluya göndereceği SMS’lerin ücretini yine borçlunun hesabına yansıtması işte bu hukuksuz ortamdan kaynaklanmaktadır. Şimdi bu işlemi yapan banka aleyhine hangi kanuna dayanarak şikâyetçi olabiliriz? Olamayız. Peki, sosyal devlet nerede? İşte tam bu anda ortaya çıkması ve vatandaşını bu tür sömürücü davranışlara kaşı koruması gerekmektedir.”

 

Star

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

ÖZEL SEKTÖRDEKİ ÇALIŞMA SAATLERİ UYGULAMADA

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık