Ana Sayfa Dünya BUGÜN ARAMIZDA OLAMAYAN ŞEHITLERIMIZIN HİKAYESİ.

BUGÜN ARAMIZDA OLAMAYAN ŞEHITLERIMIZIN HİKAYESİ.

Manisa’nın Demirci İlçesi Boyacık Köyünde oturan Kıbrıs Savaşının isimsiz kahramanlarından Muzaffer Köse’ye gazi arkadaşları olarak süpriz bir ziyarette bulunduk ve 44 yıl sonra gelen bir kavuşmaya vesiĺe olduk.

Giriş Tarihi: 23 Mart 2018 Cuma 23:56
BUGÜN ARAMIZDA OLAMAYAN  ŞEHITLERIMIZIN HİKAYESİ.
KIBRIS’IN GERÇEK KAHRAMANLARININ 44 YIL SONRA GELEN BULUŞMASI ve ACI HİKAYESİ. (Yazı uzun ama mutlaka okuyun)   Manisa’nın Demirci İlçesi Boyacık Köyünde oturan Kıbrıs Savaşının isimsiz kahramanlarından Muzaffer Köse’ye gazi arkadaşları olarak süpriz bir ziyarette bulunduk ve 44 yıl sonra gelen bir kavuşmaya vesiĺe olduk. Ziyaret için uzun yoldan gelen silah arkadaşları, Nazmi Güngördü, Şeref Özdemir , Kenan Canıdar ve Salihli Şube Başkanı Nevzat Aydın ‘a Demirci Muharip Gaziler Temsilci Başkanı Kamil Aydemir’e bu anlamlı ziyareti gerçekleştirdikleri için teşekkür eder, böyle özel günlerin artarak devam etmesini diliyorum.   BUGÜN ARAMIZDA OLAMAYAN  ŞEHITLERIMIZIN HİKAYESİ.   44 yıl öncesine ait yaşananları bir kez daha hatırlamak amacıyla başlamak  istiyorum.   Olay Yeri               : Kuzey Kıbrıs…   Olay Tarihi            : 14 Ağustos 1974   Olayın kahramanları : Şehit Teğmen HÜSEYİN AKAR (Tank Komutanı) Şehit Çavuş CELAL KAHRAMAN ( Nişancı) Gazi Onbaşı NAZMİ GÜNGÖRDÜ (Şoför) Gazi Er MUZAFFER KÖSE  ( Doldurucu)   Ülkemizde çoğu insan bilmez, tanımaz, unutmuştur belki ama onlar, bizim gururumuz, onurumuz. Biz unutmayız, unutmayacağız.   ŞEHİT TEĞMEN HÜSEYİN AKAR Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi nüfusuna bağlı, Hasan Selman Bey’in oğlu,  pırıl pırıl bir Tank Teğmeni…   Yıl 1974, yer Ankara Tren Garı. Aileler evlatlarını Kıbrıs Barış Harekatına göndermek üzere ve son bir kez görebilmek için mahşeri bir kalabalık oluşturmuşlardı. Teğmen Hüseyin Akar’ın nişanlısı yanımıza gelerek; “Teğmeninize iyi bakın, dönünce onunla mutlu bir yuva kurmak istiyoruz. Sağ salim gelmesi için dua ediyorum ve onu size emanet ediyorum.” demişti. Tren hareket etmeye başladığında Çavuş Celal Kahraman eşinin baş örtüsünü son anda eliyle adeta kaparak almış ve eşinin gözlerine baka baka, eşarbını ise koklaya koklaya tren gözden kaybolana kadar ; “biz belki de ölmeye gidiyoruz.” diyerek eşine son kez bakmıştı.   VE 3 HAFTA SONRA Harekatın 14 Ağustos 1974 günü başlayan ikinci bölümünde alayın en önünde ilerleyen 2’nci Tank Bölüğü’nde 014744 numaralı tankın (M–48), tank takım komutanı ise HÜSEYİN AKAR’dır. Kendisinden başka tank mürettebatı olarak nişancı Tnk. Çvş. Celal Kahraman, Tnk. Şoförü Nazmi Güngördü, doldurucu ise Tnk. Er Muzaffer Köse’ydi.   Sabah saat yedi dolaylarında, Lefkoşe’yle Büyük Kaymaklı Sanayi Bölgesi arasındaki Kanlıdere geçidinden geçilmektedir. Burası Rumlar’ın güvendiği, engeller oluşturduğu ve yoğun ateşle koruduğu bir mevzidir. Her taraftan birliklerimiz üzerine havan, top ve uçaksavarlarla ateş yağdırmaktadırlar. 2’nci Tank Bölüğü, en önde olduğu için bu yoğun ateşin ilk hedefini oluşturmaktaydı. Kanlıdere’den geçerken bu yoğun ateşe bizimkiler de ateşle karşılık vermişler, bir yandan da tanklarımızı kütle halinde ve hızlı kullanarak önlerindeki engelleri aşmaya, düşmanın bu önemli mevziini yarmaya çalışıyorlardı. Karşılıklı ateş altında ilerlerken tahminen saat 08:00-08:30 sıralarında tanklarımızdan biri, namluyu sağa çevirip, Büyük Kaymaklı Bölgesi’ne doğru ateş etmeye başlar. Bu tank daha sonra, namlusu hep sağda olarak devam eder harekata. Bu sırada birden, Teğmen Hüseyin Akar’ın tankından sağa sola sallanarak etrafındakilere bir mesaj iletmek ister gibi kanlar içinde bir el çıkar. Bu el, doldurucu Muzaffer Köse’nin elidir, ancak o hengamede ne söyledikleri duyulur ne de vermek istediği işaretler anlaşılır.   Ancak, akşam  Meriç Köyüne ulaşıldığında,  birkaç saat önce kendilerine coşkuyla emirler veren çok sevdikleri Takım komutanı Teğmen Hüseyin Akar ve Çavuş Celal Kahraman’ın cansız vücutlarıyla karşılaşır. Kanlar içindeki ellerini tankın üstünden uzatıp sallayarak etrafındakilere bir şeyler anlatmaya çalışan doldurucu er Muzaffer Köse ise, yaralı olmasına karşın, şehit komutanlarının bulunduğu o tankla görevi sürdürmekte olduğu görülür. OLAY ANI Görev Büyük Kaymaklı Sanayi Bölgesi’ni geçerken tankın sağ yanına bir roket isabet etmiş, komutan sandalyesindeki Teğmen Hüseyin Akar ile nişancı sandalyesindeki Çavuş Celal Kahraman o an şehit olmuşlar. Doldurucu er Muzaffer Köse tankın solunda bulunduğu için roket saldırısından yaralı olarak kurtulabilmiş, ama şoför Nazmi Güngördü’ye önündeki tankları izlemesini ve harekatı sürdürmesini sağlamış ve tanktaki her 2 komutanını da şehit vermesine karşı yine de vuruşmaya ve düşman mevzilerine  ateş etmeye devam etmişlerdir. Tanka isabet eden roketatar mermisi eşinin başörtüsünü harekât boyunca beline sarmış olan Çavuş Celal Kahraman’ı ve nişanlısının bize emanet ettiği Teğmen Hüseyin Akar’ı oracıkta şehit etmiştir. Tankın vurulmasından hemen sonra daha şehit haberi yakınlarına ulaşmadan, sanki içine doğmuş gibi Teğmenin nişanlısından gelen mektupta; ” Seni rüyamda kırmızı gül yapraklarının içinde gördüm.” yazıyordu.   Şehidimiz Hüseyin Akar’ın ismi, 28’inci Piyade Tümen Komutanlığı’nın uhdesinde olan kışlaya verilmiş, kışla “Ulukışla Şehit Teğmen Hüseyin Akar Kışlası” olarak anılmakta. (idi).   “İdi” dedim çünkü, 15 Kasım 2011 den itibaren Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda 34 Jandarma Genel Komutanlığı’nda da 31 kışlanın ismi değiştirildi. Başbakanın bu konudaki ifadesinde aynen şunları söyledi: “Yeni düzenleme ile Tabur ve daha alt seviyedeki birliklere şehitlerimizin ya da orada hizmette bulunmuş TSK mensuplarının isimleri verilecek. Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ve ekibine teşekkür ediyorum.”   Bu değişen kışla isimleri içinde bizim gurur kaynağımız şehidimiz Hüseyin Akar’ın ismini taşıyan kışla da var.  Şht. Tğm. Hüseyin Akar Kışlası’nın ismi  Şht. Bnb. Nedim Ekmekçi Kışlası olarak değiştirildi.  “Kıbrıs Harekatı sırasında, bir savaşta, birliğine kumanda ederken düşman tarafından şehit edilen”ve canını verdiği topraklarda defnedilen gencecik bir Teğmenin ismini taşıyan kışladan adının kaldırılması ve yerine “Kıbrıs’ta barış döneminde birliğine sabah sporu yaptırırken kalp krizi nedeniyle görev şehidi”olan bir subayımızın isminin verilmesi beni çok ama çok üzdü. Hüseyin Akar’lar o toprakları kanlarıyla sulayıp canlarını feda etmeselerdi, bugün orada ne bir kışlamız, ne bir mangamız ne de komutanlarımız olurdu.   Ancak  ülkesi için canını veren bir şehidin isminden vazgeçilmesinin nedenini anlamakta zorlanıyorum…   Kıbrıs Barış Harekâtının başarılmasında ve Magosa’nın fethinde önemli rol oynayan Gösteri ve Tatbikat Alay’ının (Zırhlı Alay) Alay Komutanı E.Top. Kur. Kd. Albay Feridun Öztürk (1952-26), Alay komutan Yardımcısı Tank Albay Ahmet Demir, Tank tabur Komutanı Tank Yb. Veli Kaya,  Harekat’ın 2’inci Tank Bölük Komutanı (E. Albay) Tank Ütğm. Izzettin Çopur’dur. Kendilerini ve tüm hayatta olan tüm gazilerimizi saygıyla selamlıyorum. DERLEYEN EMİN YAPAR/MANİSA
YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

RUSYA: SURİYE UÇAĞIMIZI DÜŞÜRDÜ!

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık