Ana Sayfa Gündem BÜYÜK TAHRİBAT

BÜYÜK TAHRİBAT

KKTC genelinde 36 aktif taş ocağı var. Galeri yöntemiyle yapılan patlatmanın yerini, teras yöntemi aldı ancak, tahribat devam ediyor. Patlatılan bölgeler rehabilite edilmiyor.

Giriş Tarihi: 21 Mayıs 2018 Pazartesi 10:06
BÜYÜK TAHRİBAT

36 İŞLETME FALİYETTE: Jeoloji ve Maden Dairesi’nin verilerine göre, ülkede genelinde 56 ruhsatlı taş ocağı işletmesi var, 36 işletme faaliyette. 36 işletmenin 16’sı kırma kum çakıl, 11’i mozaik taşı, 6’sı yapı taşı, 2’si alçı taşı, 1’i de dere, kum ve çakıl işletmesi.

3.601. 000 METREKARE: KKTC genelinde 3 milyon 601 bin metrekarelik alan taş ocakları ile kaplandı.  Taş ocaklarının en yoğun olduğu Beşparmak Dağları, günden güne yok oluyor. Taş ocağı sayısının azaltılması konusunda uzlaşı olmasına rağmen adım atılmıyor.

VATANDAŞ İSYANDA: Taş ocaklarına yakın yerleşim yerlerinde yaşayan halk, ocaklarda kullanılan patlatma yönteminden şikayetçi. Patlatma sonrası çıkan toz nedeniyle kapı pencere açamayan halk, oluşan sarsıntıdan evlerinin camlarının kırıldığını, duvarların çatladığını belirtiyor.

“SAYI AZALTILMALI”: Biyologlar Derneği Genel Sekreteri Hasan Sarpten: Taş Ocağı sektörü ile ilgili tüm kesimler mevcut ocak sayısının fazla olduğu hususunda birleşmektedirler. Bununla birlikte ocak sayısının hangi yöntemle azaltılacağı hususunda bir uzlaşı yoktur.

Eniz ORAKCIOĞLU

KKTC genelindeki taş ocağı fazlalığı, ülkenin dört bir yanında çevre kirliliği ve doğa katliamı olarak ortaya çıkıyor. 3 milyon 601 bin metrekarelik alana sahip taş ocaklarının doğaya tahribatı günden güne büyüyor. Taş ocaklarının en yoğu olduğu Lefkoşa ile Girne’yi bölen sıra dağlar adeta kemiriliyor.

Taş ocaklarının işleme metotları çevreye, insanlara ve bölgedeki evlere de büyük zarar veriyor.

Ülkemizde 16’sı kırma kum çakıl, 36 taş ocağı işletmesi faaliyet gösteriyor.

Taş ocağı işletmeleri faaliyetlerini sürdürebilmek için ayda iki kez dağı patlatıyor. Taş ocaklarında dağı patlatma işlemi esnasında ortaya çıkan manzara ise tahribatın boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Biyologlar Derneği Genel Sekreteri Hasan Sarpten, konuya ilişkin Havadis’e açıklamada bulundu.

Sarpten, taş ocakları sektörü ile ilgili tüm kesimler (kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ve işletmeciler) mevcut ocak sayısının fazla olduğu hususunda birleşiğini vurgulayarak, Bununla birlikte ocak sayısının hangi yöntemle azaltılacağı hususunda bir uzlaşı olmadığını belirtti.

3 milyon 601 bin metrekare işgal ediliyor

KKTC’de faaliyette olan 36 adet taş ocağı işletmesi var. 36 işletmenin 16’sını kırma kum çakıl, 11’i mozaik taşı, 6’sı yapı taşı, 2’si alçı taşı, 1’i de dere, kum ve çakıl işletmesi olarak çalıştırılıyor.

Ülkenin 2 milyon 800 bin metrekarelik alanını kırma kum çakıl, işletmesi, 124 bin metrekarelik alanını yapıtaşı, 762 bin metrekarelik alanını alçıtaşı, 69 bin metrekarelik alanını mozaik taşı, 208 bin metrekarelik alanını ise dere kum çakıl, işletmesi işgal ediyor.

Çevreye de insana da zarar veriyor

Taş ocaklarının dağı patlatma işlemi esnasında çevre büyük oranda yara alırken, kalkan toz bölge insanı ve ocaklarda çalışan personelin sağlığını tehdit ediyor.

Taş ocaklarına yakın yerleşim yerlerindeki halk, ocakların yarattığı zarardan isyan eder noktaya gelirken, toz sebebi ile kapı pencere açamadıklarını ve evlerinde zaman içinde çatlaklar oluşturduğundan şikayet ediyor.

Patlamalar yangına davetiye çıkarıyor

Taş ocağı işletmelerinde dağı patlatma işlemi sırasında kalkan toz, bölgedeki yeşili kurutarak telef olmasına neden oluyor. Bunun yanında taş ocağı işletmelerinde dağı patlatma işlemi, hemen her yıl ağaçlık arazilerde yangın çıkmasına da neden oluyor. Patlamanın şiddeti ile ağaçlık arazilerde bulunan bazı elektrik direklerindeki kablolar kopuyor, kopan elektrik yüklü kablolar, arazilerdeki kuru otlarla temas edince yangın da kaçınılmaz oluyor. Ülkede her yıl bu nedenden ötürü yangın çıkıyor, binlerce dönüm arazi yanıyor, ağaçlar kül oluyor.

Evler zarar görüyor

Patlamalar sadece doğayı ve insan sağlığını değil, ocaklara yakın yerleşim yerlerini de etkiliyor. Akçiçek, Alemdağ, Şirinevler ve Değirmenlik köylerindeki taş ocaklarında dağı patlatma işlemi esnasında işletmeye yakın evler, zarar görüyor. Bazı evlerin camları kırılırken, bazı evlerin duvarlarında da sarsıntıdan dolayı derin çatlaklar oluşuyor.

Sarpten: Çevreye zarar veren kırma kum çakıl ocakları

Biyologlar Derneği Genel Sekreteri Hasan Sarpten, Jeoloji ve Maden Dairesi verilerine göre; Kuzey Kıbrıs’ta halen 36’sı aktif 56 adet ruhsatlı taş ocağı bulunduğunu söyleyerek, inşaat sektörünün ve sanayi tesislerinin ihtiyaç duyduğu hammadde üretimine yönelik kullanılan ocakların toplam alanının 3 milyon 601 bin 942 metrekare olduğunu kaydetti.

Sarpten, çevreye verdiği zararlar açısından gündemi en fazla meşgul eden kırma kum-çakıl (agrega) ocaklarının ise 16 adet olup, bu ocakların ağırlıkla Değirmenlik-Güngör arasındaki bölgede yoğunlaştığını aktardı.

“Ocaklar azaltılmalı”

Taş ocakları sektörü ile ilgili tüm kesimlerin (kamu kurumları, sivil toplum örgütleri ve işletmeciler) mevcut ocak sayısının fazla olduğu hususunda birleşiğini vurgulayan Sarpten, bununla birlikte ocak sayısının hangi yöntemle azaltılacağı hususunda bir uzlaşı olmadığını belirtti.

Sarpten, ülke ölçeğine göre sayısı fazla olan ocakların azaltılması yanında çeşitli özel projelerin (yol inşası, liman, balıkçı barınağı vb) ihtiyaçlarını karşılamak üzere açılan ve hiçbir iyileştirici faaliyet gerçekleştirilmeden terk edilen ocak alanlarının da bir problem olarak karşımızda durduğuna dikkat çekti.

“Çevreye duyarlı işletme yöntemleri uygulanmıyor”

Özellikle Karayolları Master Planı uyarınca inşa edilecek yol ihalelerini kazanan firmalara malzeme alımı için tahsis edilen bu alanların çeşitli açılardan problemli olduğunu söyleyen Sarpten, “Öncelikle ihale süresinin yaratmakta olduğu baskı sebebiyle malzeme temini en kolay yoldan yapılmakta ve bu da çevreye duyarlı işletme yöntemlerinin uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Öte yandan hali hazırda 16 aktif kırma-kum çakıl ocağı mevcut olmasına karşın bu ocaklardan faydalanılmamaktadır. Bu da mevcut ocakların daha süratli bir biçimde rehabilite edilmelerini zorlaştırmaktadır” şeklinde konuştu.

“Jeoloji ve Maden Dairesi’nin eksiklikleri vardır”

Sarpten, mevcut tabloyu iyileştirecek, üretim faaliyetlerini ve sonrasındaki işlemleri denetleyecek kamu kurumu olan Jeoloji ve Maden Dairesi olduğunu ancak dairenin kadro ve teknik ekipman yönünden zayıf bir pozisyonda olmasının sorunların çözümünün önünde bir engel olarak durduğuna dikkat çekti. Bununla birlikte sektörün yönetimine olanak sağlayan Fasıl 270 Maden ve Taş Ocakları Yasası’nın İngiliz Sömürge İdaresi döneminden kaldığını da aktaran Sarpten, yasanın yeni ve çağdaş uygulamaları desteklemiyor oluşunun sorunların çözümünü zorlaştırdığını söyledi.

(HAVADİS)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

“HAYAT PAHALILIĞI'NA DOKUNDURTMAYACAĞIZ”

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık