Ana Sayfa Siyaset Çakıcı: "Yetti be sizin kurultayınız"

Çakıcı: "Yetti be sizin kurultayınız"

Cumhuriyet Meclisi, 64 milyon 406 bin 630 TL olarak öngörülen Ekonomi ve Enerji Bakanlığı, 193 milyon TL olarak öngörülen Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı Bütçesi ile 18 milyon 847 bin 610 TL olan Mahkemeler Bütçesi’ni görüşerek onayladı

Giriş Tarihi: 13 Aralık 2012 Perşembe 08:38
Çakıcı:

Seçim sisteminde tek çarşaf  listeye geçilmesi taraftarı olmalarına karşın, bunun yapılmamasının sebebinin UBP’nin kendi içinde toplantı yapamaması olduğunu savunan Çakıcı, “Ben  dünyada 52 gün 52 gece süren kurultay  görmedim.40 gün 40  gece süren düğüne benzedi bu. Yetti be sizin kurultayınız” dedi.


Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, dün akşam geç saatlere kadar süren birleşiminde,  64 milyon 406 bin 630 TL olarak öngörülen Ekonomi ve Enerji Bakanlığı, 193 milyon TL olarak öngörülen Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı Bütçesi ile 18 milyon 847 bin 610 TL olan Mahkemeler Bütçesi’ni görüşerek onayladı.

 

ULUÇAY


Ekonomi ve Enerji Bakanlığı bütçesinin görüşülmesi sırasında ilk sözü Cumhuriyetçi Türk Partisi Birleşik Güçler (CTP-BG)  Milletvekili Teberrüken Uluçay söz aldı.

 

Ercan Hava Limanı’nın devredilmesi yönteminin yanlış olduğunu ve hukuki sorunlar çıkabileceğini  başından söylediklerini, buna karşın bu sözleşmenin iki gün önce imzalandığını belirten Uluçay,  yaptıkları uyarılar dikkate almadan sözleşme imzalanmışsa ileride çok ciddi sorunların yaşanacağı görüşünü yineledi.

 

Uyarılarının bir tanesinin “ciro” konusu, diğerinin istihdam olduğunu anlatan Uluçay, sözleşmede “kilit personel”  ve yönetim kademesinde olanların yurt dışından getirileceğinin de yer aldığını, bunun kaldırılmasını istediklerini anımsattı.

 

Sözleşmede öğrenci, ve askerlere yönelik indirim  ifadelerinin daha sonra çıkarıldığını savunan Uluçay, bu durumu eleştirdi.

 

Ercan Havaalanı’nın şu anda 50 milyon lira civarında geliri olduğunu, bu gelirlerin hepsinin devir alan şirkete gideceğini kaydeden Uluçay, söz konusu şirketin 4 yıl boyunca da bu gelirlerden devlete hiç bir şey ödemeyeceğini söyledi.

 

Rekabet  Kurulu’nun devir konusunda olumlu görüş verdiğinin söylendiğini, bu görüşün kamuoyu ile paylaşılmasını  istediklerini kaydeden Uluçay, henüz bunun da yapılmadığını ifade etti.

 

Bu sözleşmeye göre 25 yıl boyunca hava yolcu trafiğinin başka havaalanından yapılamayacağını öngördüğünü savunan Uluçay, bu durumun  Geçitkale Havaalanı’nın değerlendirilmesine engel olabileceğini söyledi.

 

“Bütçe açıklarını kapatmak için Ercan’ı bir bilinmezliğe devrediliyor. Böyle devir  olmaz” diyen Uluçay, imzalanan sözleşmenin hala daha kamuoyu ile paylaşılmamasını eleştirdi.

 

Uluçay, Ercan’ın devredilmesini “Liberalleşme yönünde en büyük adım atıldı” şeklinde açıklanmasına da tepki gösterdi.

 

2013-2015 Ekonomik Programa da değinen Uluçay “İnsanlar soruyor. Madem ki bu programı biz hazırladık neden Türkiye’ye gidilip imzalandı ve sonra açıklandı? Görüş alınan örgütler, programda görüşlerinin yer alıp almadığını bilmiyordu. En büyük şikayet konusu da budur” dedi.

 

Ercan’dan sonra limanların işletme devirlerinin gündeme geleceğini, bunun imzalanan protokolde yer aldığını kaydeden Uluçay, “Hiçbir şey yapmayacaksanız, bir an önce seçime gidelim ve yeni oluşturulacak hükümetlerle bu konulara çözümler üretelim. Yoksa bizim için değer içeren yerler avucumuzun içinden tek tek uçup gidecek ” şeklinde konuştu.

 

Protokolle Kalkınma Bankası’nın devre dışı bırakıldığı görüşünü dile getiren Uluçay, Kalkınma Bankası’nın kredi dağıtımında siyasi kokular olmasından dolayı bir kenara itilmeye çalışılıyorsa öncelikle onun düzeltilmesi gerektiğini söyledi.

 

“Türkiye’den elektrik gelecek. Kıb-Tek havada kaldı” diyen Uluçay, Bakanlar Kurulu’nun Kıb-Tek’in özelleştirilmesine yönelik kararının ne olduğunu sordu.

 

Türkiye’den gelecek elektriğin maliyetinin ne olacağı ve ekonomiye yansımasını yönünde de bir çalışma olmadığını ileri süren Uluçay, protokolde öngörülen  hedeflerle ortaya konan veriler arasında ciddi tutarsızlıklar olduğunu belirterek “Ben iddia ediyorum bu hedeflere ulaşılamayacak” dedi.

 

Türkiye’den gelecek su ile ilgili olarak da protokolde bazı öngörüler olduğunu anlatan Ulyuçay, gelecek olan suyun işletmesinin devredileceğini bu devirden kaynaklanacak maliyetin bedelinin vatandaşa yansıyacağını, bu nedenle “girdi maliyetleri aşağıya çekilecek” söyleminin doğru olmadığı  görüşünü ortaya koydu.

 

Ekonomik büyüme konusunda  ortaya konan hedeflerin mevcut verilerle yakalanmasının mümkün olmadığını belirten Uluçay, daha ciddi çalışmalar yapılıp gerçekçi hedefler  ortaya konmaması durumunda bunun ekonomiye olumsuz yansımasının artacağını kaydetti.

 

Uluçay, Ekonomi ve Enerji Bakanı’nı, olmamasına rağmen kendi döneminde gelişme yaşanmış gibi göstermekle suçladı.

 

Türkiye Maliye Bakanı’nın büyüme hedefi konusunda hedeflenenin altında gerçekleşecek diyerek gerçekçi açıklamada bulunduğunu kaydeden Uluçay, KKTC’de ise tam tersinin yapılmakta olduğunu da ileri sürdü.

 

Yenilenebilir enerji konusunda yasa yapılmasına karşın tüzükler konusunda sorunlar çıktığını kaydeden Uluçay, bu konuda bir gelişme olup olmadığını sordu.

 

Uluçay, Sanayi Bölgelerinin orada çalışanlara devredilmesi konusundaki çalışmaların bir an önce bitmesi gerektiğini de söyledi.

 

Ekonomik programda yatırımların da artık tamamen TC’ye havale edildiğinin görüleceğini iddia eden Uluçay “O zaman ihaleler nerede açılacak? sorusu akla gelir” dedi.

 

Yatırımlarda teşvik sisteminin ele alınması gerektiğini kaydeden Uluçay, yatırıma gelecek firmaların ülkede olanları  getirmesine izin verilmemesi gerektiğini kaydetti.

 

Ekonomiyi en fazla olumsuz  etkileyecek olan hususun kayıt dışı işgücü olduğunu kaydeden Uluçay, bu konuda gereğinin yapılmamasından bir çok sektörün şikayetçi olduğunu söyledi.

 

Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasında kurumsal ilişki kalmadığını ileri süren Uluçay, ülkenin artık bunu çekecek durumda olmadığını, bu nedenle bir an önce erken seçime gidilmesi gerektiğini ifade etti.

 

Petrol Dolum Tesisi’ne Hayır Platformu’nun Meclis’e yaptığı ziyarete de değinen Uluçay, petrol solum tesisi konusunda bakanların ve başbakanın farklı cevaplar vermekte olduğunu ileri sürdü.

 

Uluçay, Hükümet’in AB vizyonundan vaz geçip geçmediğini de sordu.

 

FELLAHOĞLU


CTP-BG  Milletvekili Kadri Fellahoğlu  yaptığı konuşmada, ülkeyi  doğru temelde yönetmek için istikrarlı bir hükümete gerek olduğunu, oysa mevcut hükümetten istikrarlı diye bahsetmenin hiç de mümkün olmadığını söyledi.

 

Hükümet’in ülkede her şey normalmiş gibi büyük bir rahatlık içerisinde olduğunu, neredeyse devleti ortadan kaldırma noktasına geldiğini ileri süren Fellahoğlu, bunun kabul edilebilecek bir durum olmadığını söyledi.

 

Türkiye ile imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü’ne de değinen Fellahoğlu, protokolde bir çok gereksiz detay olduğunu söyledi.

 

Bu program uygulandığı zaman  kötü gidişi durduracağını ve orta direği  ayağa kaldıracağını kimsenin söyleyemeyeceğini belirten Fellahoğlu,  Türkiye ile sağlıklı ticaretin bugüne kadar başarılamadığını, protokolün buna da net yanıtlar içermediğini kaydetti.

 

Protokolde özelleştirmeyle ilgili öngörülere de değinen Felllahoğlu, bahsedildiği gibi uygulanacaksa Elektrik Kurumu’nun ve limanların elden çıkıp yabancı sermayenin eline geçeceğini, parti olarak bunlara karşı çıkmaya devam edeceklerini söyledi.

 

Hükümet’in uyguladığı politikanın toplumu topyekun kilitlenmeye ve kaosa sürüklediğini, bunun örneğinin Lefkoşa  Türk Belediyesi’nde yaşandığını ileri süren Fellahoğlu, Lefkoşa Belediyesi’nde yaşananlardan  aldığı kararlarla şimdiki hükümet  yanında, şimdiki Cumhurbaşkanı’nın da sorumlu olduğunu belirtti.

 

Sadece Lefkoşa Türk Belediyesi’nde yaşananların bile Hükümet’in istifası için yeterli gerekçe olduğunu söyleyen Fellahoğlu, stratejik noktaların devletin erkinden çıkarılıp, devletin dışındaki  erklere devredilmeye çalışıldığını savundu.

 

Türkiye’den getirilecek suyun yönetiminde KKTC devletinin hiçbir yetkisi olmayacağını da ileri süren Fellahoğlu,  “Bu devlet bu işin hiçbir noktasında yoktur” dedi.

 

Protokolle limanların, Elektrik Kurumu’nun, suyun elden çıkarılacağını anlatan Felahoğlu, “Peki KKTC devletinin elinde ne kalıyor?” dedi.

 

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun idari ve mali durumuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Fellahoğlu, Hükümet’in 4 yılda Elektrik Kurumu’na üretime dair tek kuruşluk yatırım yapmadığını ileri sürdü.

 

“Neden? Hedef belli. ‘Yönetemedik, batırdık sat gitsin’ anlayışıdır” diyen Fellahoğlu, CTP-BG döneminde Elektrik Kurumu’na ciddi yatırımlar yaptığını anlattı.

 

Bu yatırımlar yapılırken 147 milyon borç oluştuğunu ve bugünkü Hükümet’e bu şekilde devredildiğini ifade eden Fellahoğlu, mevcut hükümet döneminde elektrik kurumuna hiçbir yatırım yapılmamasına rağmen bu borcun 316 milyona çıktığını iddia etti.

 

Bu borç nedeniyle bankalara her ay ödenen faizin kurum çalışanları ve emeklilerine ödenen maaşlardan fazla olduğunu söyleyen  Fellahoğlu, Elektrik Kurumu’nun 600 milyon alacağı olmasına karşın bunun üzerine ciddi şekilde gidilmemesinin  kabul edilebilir bir durum olmadığını kaydetti.

 

Fellahoğlu “Eğer istenirse bu alacak toplanır. Yeter ki siyasi irade orya müdahale etmesin. Ama yapılmak istenen  kurumun batırılıp devredilmesidir. Bu Hükümet kurumların, devletin ve halkının çıkarını düşünen bir hükümet değildir” ifadesini kullandı.

 

CTP-BG döneminde alınan santralar konusunda yalan iddiaların ortaya konulduğunu da belirten Fellahoğlu, mevcut Hükümet’in ise yatırım  yapmayarak kurumu peşkeş çekme yönüne gittiğine ilişkin görüşünü yineledi.

 

Fellahoğlu “Biz hükümet döneminde eksik de yaptık yanlış da yaptık ama ülkemizin ve toplumumuzun genel çıkarlarını yöneterek hareket ettik. Ama bu hükümetin toplumun çıkarlarını düşünen bir anlayışla hareket etmediği ortaya çıktı” şeklinde konuştu.

 

Fellahoğlu, konuşmasının sonunda istifa ve erken seçim çağrısını yineledi.

 

ÇAKICI


Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP )Genel Başkanı Mehmet Çakıcı da yaptığı konuşmada, en büyük sorunun bütçe açığı olduğunu, bunu kapatmak için de Türkiye’den daha fazla yardım istemek gerektiğini söyledi.

 

Hükümet’in bütçe açığını kapatmak için düşük gelirli insanları seçtiğini ifade eden Çakıcı, “16 bin Dolar gelir var” dendiğini kaydederek “Kimin 16 bin Dolar geliri var bu ülkede” dedi.

 

Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un deneyimli biri olduğunu ve hükümet için bir şans olduğunu, ancak Hükümet’in bir bütün olduğunu yapılması gereken işlerin büyük oranda yapılmadığını söyledi.

 

Çalışma yaşamında “göç yasası” ile “eşit işe eşit ücret” ilkesinin bozulduğunu, eşel- mobilin kaldırıldığını, bütçe açıklarının zamlarla kapatılmaya çalışıldığını, maaşların düşmesiyle birlikte alım gücünün düştüğünü anlatan Çakıcı, bunlar olurken bazı zenginlerin “kan emmeye” devam ettiğini ileri sürerek “O nedenle biz bu bütçe statükonun bütçesidir” dedi.

 

“Çıksın ekonomi bakanı ve desin ki ‘Ben tekkelere ve tröstlere karşı mücadele ettim’ desin” diyen Çakıcı, tekellerle tröstlerin üzerine gidilemediğini ileri sürdü.

 

UBP Hükümeti döneminde birleşik faizlerle bir kısım insanların zengin olmaya devam ettiğini, hayvan kaçakçılığının üzerine de gidilmediğini anlatan Çakıcı, benzin istasyonu olan insanların devletten mazot yardımı aldığını iddia etti.

 

Kayıtdışı ekonomiyle yeterli mücadele edilmediğini, günlerce  UBP Milletvekili Ejder Aslanbaba’nın  Kıbrıslı Türkler Birimi’nin konuşulduğunu kaydeden Çakıcı “Ne oldu bu Kıbrıslı Türkler Birimi” sorusunu sordu.

 

Kamu Reformu, Vergi Reformu’nun da yapılmadığını ifade eden Çakıcı, tek duyduğu olumlu  şeyin esnafa verilmeye çalışılan krediler olduğunu söyledi.

 

Ekonomik protokolü internet sitesinden öğrendiğini kaydeden Çakıcı, belirli bir kesimin daha da zengin, toplumun büyük kesiminin  de yok olacağını öne sürdüğü ekonomik protokole destek verdiği için Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nı eleştirdi.

 

“Ülkede siyasi istikrar yokken, ülkede ekonomik istikrardan söz edilebilir mi. Sayın Ekonomi  Bakanı bana bunun yanıtını versin” diyen Çakıcı, iktidar partisinin içerisinde yaşanan çekişmelere işaret etti.

 

Bütçe disiplininden söz ederken, UBP’li Lefkoşa Belediye Başkanı’nın bütçe disiplinsizliğinden 5 yıl hapislik istemiyle yargılanmakta olduğunu savunan Çakıcı, “En büyük bütçe disiplinsizliğini sizin adamlarınız yapmaktadır” dedi.

 

Çakıcı “Bu atmosferde ne ekonomisi. Bir ülkenin Başbakanının mahkeme tarafından başkanlık yetkileri elinden alınmasına karşın ‘Ben görevimin başındayım’ diyor. Bunlar normal midir be arkadaşlar” şeklinde konuştu.

 

Seçim sisteminde tek çarşaf  listeye geçilmesi taraftarı olmalarına karşın, bunun yapılmamasının sebebinin UBP’nin kendi içinde toplantı yapamaması olduğunu savunan Çakıcı, “Ben  dünyada 52 gün 52 gece süren kurultay  görmedim.40 gün 40  gece süren düğüne benzedi bu. Yetti be sizin kurultayınız” dedi.

 

Bu ortamda “ekonomide şunu yaptık, bunu yaptık” söylemlerinin gerçekleri yansıtmadığını ileri süren Çakıcı, istikrar değil istikrarsızlığın tam ortasında olduğunu, Türkiye’nin bu hükümeti desteklemesinin de yanlış olduğunu söyledi.

 

Çakıcı, ülkeye dökülen  zararlı un ve kum konusunda da Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’a eleştirilerde bulundu.

 

SOYER


CTP-BG Milletvekili Ferdi Sabit Soyer ise yaptığı konuşmada, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un ekonomik protokolün  hazırlanmasına emek vermesine karşın, imzalandıktan sonra kendisini pek ortada göremediğini belirterek, bu durumun normal olmadığını söyledi.

 

Soyer, Bakan Atun’a protokol hazırlanmasında harcanan her kuruşun ve ortaya konulan önerilerin ne kadarın yer aldığını açıklamasını istedi.

 

Protokolün gerçekten yarar getireceği düşünülüyorsa buna ciddi şekilde sahip çıkılması ve eleştirilere saygı gösterilmesi gerektiğini kaydeden Soyer,  milletvekillerinin protokolün metnini gazetelerden öğrenmesinin hoş olmadığını söyledi.

 

“Ben Ticaret Odası’nın önerilerinin ne kadar bu programda yer aldığını ben merak etmekteyim” diyen Soyer, bunların açık ve şeffaf şekilde ortaya konulması gerektiğini söyledi.

 

Türkiye’de ekonomiyi yönetilirken yapılan ayrıntılı  çalışmalar  ve hazırlanan raporlara değinen Soyer, bu anlamda Devlet Planlama Örgütü ve İstatistik Şubesi’nin güçlendirilmesinin  herkesin görevi olduğunu kaydetti.

 

2007 ile 2009  yılları arasında yaşanan enflasyon oranı konusunda Ekonomi Bakanı ile DPÖ verilerinin ortaya koyduğu rakamların çeliştiğini kaydeden Soyer, 2007-2009 yılları arasında eşel mobil uygulandığı için insanların alım gücünde gerileme olmadığını, ancak UBP döneminde eşel mobilin kaldırılmasından dolayı gerileme olduğu söyledi.

 

Eşel- mobilin uygulanmaması kararını Türkiye istemediğini, UBP’nin bu kararı olduğunu savunan Soyer, bu nedenle ortaya konulan ekonomik paketin şeffaf bir şekilde toplumla tartışılmasının kaçınılmaz olduğunu yineledi.

 

Türkiye Büyükelçisi Halil İbrahim Akça’nın KKTC ekonomisi ile ilgili hazırladığı rapordan kesitler okuyan Soyer, tekelleşme konusunda ortaya konan görüşlere rağmen, Ercan Havaalanı’nın özelleştirilmesinin ciddi bir çelişki olduğunu söyledi.

 

İmzalanan protokolde Reel Sektör Destekleme Komitesi kurulmasının öngörüldüğünü ancak içinde kim olacağının belli olmadığını ifade eden Soyer, ikinci noktanın ise “Reel sektörün desteklenmesinde KKTC tarafının da görüşleri dikkate alınacaktır” denmesi olduğunu “da” kelimesi ile KKTC devletinin devre dışı bırakılmış olduğunu kaydetti.

 

Protokolde, Turizm yatırımlarına desteğinin TC Kalkınma Bankası ve TC uzmanlarının vereceği görüşler çerçevesinde TC Başbakan yardımcısının onayıyla yapılacağının yazıldığını ifade eden Soyer, turizm yanında diğer alanlar ifadesine de yer verildiğine dikkat çekerek, bu alanların açıklanmasını istedi.

 

EMİROĞLULARI


Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Milletvekili Mustafa Emiroğluları ise yaptığı konuşmada, ekonomide konuşacak çok şey olduğunu söyledi.

 

Meclis’e girerken verdikleri mal beyanları olduğunu, artık bu zarfları açmanın zamanı geldiğini ifade eden Emiroğluları, kimin nerden nereye geldiğinin belli olması için bunun yapılmasının şart olduğunu belirtti.

 

Paket konusunda endişeleri olduğunu, şimdi okuduk sonra endişelerinde haklı olduklarını gördüklerini ifade eden Emiroğluları, Kıbrıslı olan birinin bu paketi savunamayacağını söyledi.

 

25 yıl boyunca Havalimanı’nın tek bir şirkete verilmesi kararının UBP Hükümeti’nin  çözümle kurulacak yeniş düzenle ilgilenmediğini ortaya koyduğunu ileri süren Emiroğluları, bir gün gelip bu ülkede çözüm olacağına olan inancını dile getirdi.

 

Emiroğluları konuşmasında, Ekonomi ve Enerji Bakanı Atun’u toplumun geleceğini yok edecek bir programı imzalamak;  UBP Hükümeti’ni ise teslimiyetçilikle suçladı.

 

Garantili elektrik alımı yapılan AKSA şirketine her ay 22 milyon lira ödendiğini, buna karşın bu kuruluşun devlete 10 milyon lira vergi vermediğini savunan Emiroğluları, bu firmadan daha ne kadar garantili elektrik alımı yapılacağını sordu.

 

Emiroğluları, Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun’un  aile şirketinin ülkeye zararlı  kum ve un getirip dökmesinin, AKSA şirketine fuel oil taşımasının yanlış olduğunu savundu.

 

Ülkenin ekonomisinin başka ülkenin ekonomistlerinden gelen önerilerle yönetilemeyeceğini ileri süren Emiroğluları, pasifize edilen KKTC Kalkınma Bankası’nın yerini Türkiye Ziraat Bankası’nın yer konduğunu söyledi.

 

Yapılan kazılarda, ne petrol ne de doğal gaz bulunduğunu, açılan kuyunun kapandığını, bu çalışmanın kof çıktığını ileri süren Emiroğluları, Rum tarafına nispet için kuyu açılmasını doğru olmadığını söyledi. Rum tarafının attığı adımın da yanlış olduğunu kaydeden Emiroğluları, buna karşı kuyu açarak değil, uluslararası alanda mücadele verilmesi gerektiğini kaydetti.

 

Petrol dolum tesisi konusunda Ekonomi Bakanının ağzından tek kelime duymadığını anlatan Emiroğluları, izni veren bakan olarak bu konuya açıklık getirmesini beklediklerini söyledi.

 

Emiroğluları, “Kıbrıs Türk toplumu 30-40 yıl mücadele vermiştir. Bu toplumu birilerine ezdirmeyin. Yaptığınız işlerde şeffaf olun. Bizim sizlerden istediğimiz budur” diyerek sözlerini tamamladı.

 

ATUN


Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun eleştirilere verdiği yanıtta, ortaya konan görüşlere teşekkür etti.

 

Tek bir milletvekilinin bakanlığının bütçe rakamları ve bunun etkileri üzerinde görüş ortaya koymadığını ifade eden Atun, buna dikkat çekmek istediğini söyledi.

 

AKSA’ya akaryakıt sağlama iddiaları konusunda “İnsana çamur atmamak bu kadar kolay olmamalı” diyerek, kendi  aile şirketine yönelik iddiaların asılsız olduğunu belirtti.

 

Ekonomik programın oluşmasında ülke insanının büyük emeği olduğunu, Türkiye ile imzalanan protokolde esası teşkil ettiğinin altını  çizen  Atun, bu konuda verilen emeklere teşekkür edilmesini beklediklerini kaydetti.

 

2013-15 Protokolü’nün KKTC insanı tarafından  yapıldığını rahatlıkla söyleyebileceğini yineleyen Atun,  bugüne kadar bu kadar geniş kesimden görüş alınarak bir program hazırlanmadığına işaret etti.

 

Yapılan konuşmaların ardından Ekonomi ve Enerji Bakanlığı bütçesi oy çokluğu ile kabul edildi.

 

Başbakan İrsen Küçük’ün önergesi ile Kamu Hizmeti Komisyonu Bütçesi’nin görüşülmesi bugüne ertelendi.

 

Ardından 193 milyon TL’lik Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı Bütçesi ile 18 milyon 847 bin 610 TL olan Mahkemeler Bütçesi oybirliğiyle onaylandı.

 

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile Mahkemeler bütçelerinin görüşülmesi sırasında söz alan olmadı.

 

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve Mahkemeler Bütçelerinin onaylanmasının ardından Meclis Genel Kurulu çalışmalarını 00.25’te tamamladı.

 

Meclis Bütçe görüşmelerine devam etmek üzere bugün saat 11.30’da toplanacak.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

AKINCI GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLAYACAK

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık