Ana Sayfa Canikli'nin hedefi kaçaklar

Canikli'nin hedefi kaçaklar

Görevi dün eski bakan Hayati Yazıcı'dan devralan Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, makamındaki ilk röportajını AA'ya verdi.

Giriş Tarihi: 31 Ağustos 2014 Pazar 15:43
Canikli'nin hedefi kaçaklar

Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, en önemli hedeflerinin, gümrüklerdeki kayıp kaçağın ve kaçakların minimize edilmesi olduğunu belirterek, "Bu alandaki kayıp ve kaçak bilimin, tekniğin, aklın getirdiği bütün yöntemler kararlı bir şekilde kullanılarak minimize edilmeye çalışılacaktır" dedi.

Görevi dün eski bakan Hayati Yazıcı'dan devralan Canikli, makamındaki ilk röportajını AA'ya verdi.

Nurettin Canikli, "Bakan oldunuz, duygularınızı öğrenebilir miyiz?" sorusu üzerine, "Bir tane duygu yok, duygu çok" ifadesini kullandı.

Üstlendiği görevin son derece onur verici bir görev olduğunu dile getiren Canikli, "Bize bu görevin tevdi edilmiş olması, kuşkusuz şahsımıza bununla ilgili bir güven oluştuğu içindir. Şahsi olarak elbette hiç unutamayacağım ve tarihi olarak nitelendirebileceğim bir andır bu yönüyle" diye konuştu. Canikli, üstlendiği görevin aynı zamanda sorumlulukları son derece ağır ve omuzlarına çok büyük yük yükleyen bir görev olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

"Bu görevi AK Parti'li bakanımızdan devralıyoruz. 12 yıllık AK Parti hükümetleri döneminde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın faaliyet alanı inanılmaz bir şekilde, çıtanın çok yükseklere ulaşmasını sağlayacak şekilde ortaya konuldu. Bakanlık, son 12 yılda çok büyük ve başarılı, hatta bir çoğunu reform olarak nitelendirebileceğimiz hizmetler verdi. Çıtanın çok yükseklere ulaştığı bir dönemde görevi devralmak, elbette bundan sonra yapacağımız çalışmalarda bizim için bu yönüyle zor olacak. Bu yönüyle elbette bir miktar hassas olmamız gerekiyor. Bir miktar o çıtayı, bayrağı daha ileri noktalara götürebilme konusunda o hassasiyeti hissetmemiz gerekiyor ki onun gerektirdiği çalışmaları yapabilelim. Bize bu görevi tevdi eden Sayın Başbakanımız ve onaylayan Sayın Cumhurbaşkanımız, elbette hükümetimiz, bu alanda faaliyet konusuna giren hususlarla ilgili en iyiyi yapmamızı bekliyorlar. Bizim de hedefimiz o olmalı, en iyiyi yapmalıyız, en iyiyi hedeflemeliyiz.  En iyi hizmeti ortaya çıkartabilmek için, o yarışa o zihniyetle, o düşünceyle girebilmeliyiz. Aksi halde bu millete olan yükümlülüğümüzü, görevimizi yerine getirmemiş oluruz ve vebal altında kalırız.

Böyle ağır bir sorumluluk anlayışı, bugüne kadar bütün AK Parti hükümetlerinin icraatlarındaki ortak noktadır, ortak paydadır. Çünkü yapmamız gerektiği halde yapmadığımız bir faaliyetten, işlemden dolayı biz manevi sorumluluk altında kalacağımıza inanıyoruz. Dolayısıyla bu manevi sorumluluğu tamamen ortadan kaldırmak için de en iyini hedeflememiz ve onu yapmamız, o mantıkla ve anlayışla çalışmamız gerekiyor. Ama sonuç itibariyle millete hizmet, insanı son derece gururlandıran bir olay. Beldemize, ilçemize, ilimize, herhangi bir bölgeye insanları mutlu eden, memnun eden hizmet götürdüğümüzde, onların bir sorununu çözdüğümüzde, onların o çok samimi dilekleri, duyguları, duaları bizim bütün yorgunluğumuzu bir anda ortadan kaldırıyor. Bir taraftan belki biraz yükümüz ağır ama diğer taraftan da milletimizin bu konudaki teveccühü ve bu teveccühü her hatırlayışımız, bütün bunları unutturuyor. Bu teveccühü ne zaman hatırlıyoruz? Her seçimde bunu hatırlıyoruz, görüyoruz, milletimizin o anda verdiği destek, bütün yorgunlukları ve acıları unutturuyor. İnşallah bu anlayışla da görevimize devam edeceğiz."

"Vergi ve bütçe gelirleri içerisinde çok ciddi kaynak sağlayan bakanlık"

Canikli, "Bakanlık koltuğuna yeni oturdunuz. Yapmayı planladığınız ilk proje nedir?" sorusunu yanıtlarken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın köklü bir kuruluş ve bakanlık olduğunu söyledi.

Bakanlığın son derece önemli hizmetleri olan ve çok kalifiye insanların çalıştığı bakanlık olduğunu kaydeden Canikli, "Gümrük ve ticaretle ilgili hizmetlerin sunumunda kalitenin yükseltilmesi ve bunlara ulaşmanın kolaylaştırılmasının her zaman karşılığı olmuş, vatandaşımız tarafından takdirle karşılanmıştır" dedi.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli, bakanlığın, gümrükle ilgili boyutta, toplam vergi ve bütçe gelirleri içerisinde çok ciddi kaynak sağlayan, yüzde 20'nin üzerinde paya sahip olan bir bakanlık olduğunu vurgulayarak, "Gümrük teşkilatları, potansiyel olarak kayıp kaçak ve suistimalin teorik olarak en yüksek oranlarda ortaya çıkabildiği alanlardır. Neden? Çünkü her işlem, her eylem orada ranta ulaşır. Dolayısıyla bizim her zaman en önemli hedefimiz - geçmişte de böyle olmuştur - bu kayıp kaçağın ve gümrükteki kaçakların minimize edilmesidir. Bu alandaki kayıp ve kaçak bilimin, tekniğin, aklın getirdiği bütün yöntemler kararlı bir şekilde kullanılarak minimize edilmeye çalışılacaktır. Gümrük teşkilatımızda, gümrükle ilgili işlemlerimizde son 12 yılda, 2002 yılı öncesi ile kıyaslanamayacak kadar iyileşme sağlanmıştır ve kayıp kaçak azaltılmıştır. 2002 yılı öncesini herkes hatırlar. Gümrüklerimiz suistimalin en yoğun olduğu ve kamu vicdanını da rahatsız edecek şekilde kolay bir biçimde ortaya çıktığı alanlardı" diye konuştu.

"Geçmişte rüşvetin adının sık geçtiği bir alandı" sözleri üzerine, Canikli, "Evet ama son 12 yılda bunlar bir hayli azalmıştır. Özellikle teknolojinin öne çıkartılması bu sonucun elde edilmesinde büyük katkı sağlamıştır. Bu çalışmalarımız devam edecektir. Çok önemli adımlar atılmıştır, mesafeler alınmıştır. Zaten bu konuda kamuoyundaki algı da 2002 öncesine göre iyileşmiştir. 2002 öncesinde gümrüklerde bazı unvanların para ile el değiştirdiği yönünde yoğun bir inanış vardı. Fakat hamdolsun AK Parti hükümetleri döneminde bunlar ortadan kaldırılmıştır. Ama bunun sıfıra yakın hale, olabilecek en düşük seviyeye getirilmesi gerekiyor. Bu mücadele de devam edecektir" değerlendirmesinde bulundu.

 "İnsan kaçakçılığı ile mücadele için neler yapmalıyız?"

Nurettin Canikli, "En büyük sorunlarımızdan birisi de insan kaçakçılığı. Komşu ülkelere, kara sınırlarımızdan ya da teknelerle deniz yoluyla geçmeye çalışırken ölen insanlar var. Bunu önlemek için neler yapmalıyız?" sorusu üzerine, "Türkiye bir geçiş noktası bu anlamda, insan kaçakçılığının köşe başlarından bir tanesi. Bunun bir çok nedeni var. Batıya sınırının olması, mültecilerin nihai hedefi olan AB ülkelerine geçişte en yakın mesafe Türkiye" dedi.

Türkiye'nin hem karasal sınırlarının hem de deniz sınırlarının çok geniş olduğunu ifade eden Canikli, şunları kaydetti:

"Bunları 24 saat, her an izleyebilmek mümkün değil. Ama Türkiye bu konuda hiçbir ülkenin yapmadığı kadar kararlı bir şekilde bu mücadeleyi sürdürüyor. Bütün kaynaklarını olabilecek en rantabl şekilde kullanarak bu sorunu çözmeye ve engellemeye çalışıyor. Bu minimize edilebilir, en alt seviyeye düşürülebilir ama sıfırlanacağını söylemek çok aşırı bir yaklaşım olur, gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Çünkü dünyadaki gelir dengesizliği, gelir dağılımındaki bozukluk, özellikle fakir ülkelerden batı ülkelerine göçü her zaman cazip kılmıştır. Türkiye de bu göçün en merkezi geçiş noktalarındaki ülkedir. Ama bu konuda son yıllarda büyük oranda azalma sağlanmıştır, bunu rakamlar ve uluslararası kuruluşlar da teyit ediyor. Kararlılıkla, hassasiyetle bu konudaki çalışmalarımızı diğer ilgili bakanlıklar ve kuruluşlarla koordineli bir şekilde sürdüreceğiz."

 Nurettin Canikli, "3 dönemdir milletvekilisiniz. 2002'de milletvekili, 2007'de grup başkanvekili, 2014'te de bakan oldunuz. Neler demek istersiniz?" sorusu üzerine, bu dönem içerisinde AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve KİT Komisyonu Başkanlığı da yaptığını anımsattı.

Hemen hemen siyasetin tüm birimlerinde görev yapma imkanı bulduğunu kaydeden Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli, bu bakanlık görevini de diğer görevleri gibi değerlendirdiğini söyledi. Nurettin Canikli, "Bu anlamda; verilen görevin, unvanın niteliği, içeriği belirleyici değil bizim için. Eğer takdir makamı bizi hangi makama uygun görürse, orkestranın hangi köşesi, noktası için takdir etmişse biz o görevi en iyi şekilde yapmaya çalışırız. Bütün AK Parti kadroları da böyle düşünür. Diğer siyasi partilerde görülen, bu tür nöbet değişimleri sonrasındaki kavgalar, gürültüler bugüne kadar biz de hiç yaşanmamıştır. Kabinede bir çok kez değişiklik olmuştur ama hiç kimsenin hafızasında bu değişikliklerden sonra olumsuz bir görüntü yoktur. Bu da bütün AK Parti kadrolarının pozisyonu ne olursa olsun, samimiyetinin ve kendi şahsi ikballerinin ötesinde, gerçek amaçlarının millete hizmet olduğunun en açık göstergesidir" diye konuştu.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Canikli, bunun önemini daha iyi anlamak için, AK Parti'de yaşananlar ile başta Anamuhalefet Partisi olmak üzere diğer siyasi partilerde bu tür karar anlarında ve sonrasında yaşanan olayları karşılaştırmanın anlamlı bir sonuç ortaya koyabileceğini ifade ederek, "Gelecek hafta CHP'nin kongresi var. Bizim yaptığımız kongre ile o kongrenin karşılaştırılması dahi AK Parti'nin farkını ortaya koyar. Zaten vatandaşımız, kara kaşımız, kara gözümüz için bu desteği bize vermiyor, hizmet ettiğimize inandığı için veriyor" dedi.

Yakın siyasi tarihin bunun sayısız örnekleri ile dolu olduğunu vurgulayan Canikli, "En son 2002'de kendilerine hizmet etmediğine inandığı 3 siyasi partiyi baraj altı bırakarak Meclis dışına itmiştir. Milletimiz kesinlikle kimin hizmet ettiğini çok iyi biliyor. Biz de milletimizin rızasını almak için elimizden gelen her türlü hassasiyeti gösteriyoruz. Ülkeyi en iyi ve en düzgün şekilde yönetmemiz gerekiyor. Bunu yapmadığımız takdirde vebalimiz, sorumluluğumuz vardır, görevimizi yapmamış oluruz. Vatandaşımız da bu samimi hassasiyetimizin her zaman farkında ve bunu takdir ediyor" diye konuştu.

CHP'nin yemin törenindeki protestosu

Canikli, "Sayın Cumhurbaşkanının yemin törenine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu katılmadı, milletvekilleri protesto etti ve grup başkanvekili de İçtüzük ve Anayasa kitapçığını fırlattı. Böyle bir protestoyu bekliyor muydunuz?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Böyle bir yaklaşım, demokratik anlayış ile bağdaşmaz ve bağdaşması da mümkün değil. Çünkü sonuç itibariyle, millet iradesi ortaya çıkmıştır, herkesin bu iradeye saygı duyması gerekir. Üzülseniz de beğenmeseniz de kararı veren millettir. Bunun ötesi var mı? Yok, saygı duyması gerekir. Demokratik yaklaşım, demokratik tavır bunu gerektirir. Beğenmeyebilirsiniz, zor olabilir ama sonuç itibariyle millet eğer kararını bu şekilde vermişse; devletin, milletin, cumhurun başı olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı görevlendirmişse, yapacağınız hiç bir şey yok. Sadece saygı duyacak ve onun gereğini yapacaksınız. Bu, hazımsızlıktır, milli iradeye saygısızlıktır.

CHP bunu ilk defa yapmıyor, daha önce de buna benzer tavır ve davranışlar içerisinde oldular. Hatta biraz daha ileri götürebiliriz. Sayın Kılıçdaroğlu'nun bir açıklaması var: 'Hükümeti ya da Cumhurbaşkanını devireceğiz' diyor. Cumhurbaşkanının nasıl seçileceği, ne kadar görev yapacağı, nasıl görevden ayrılacağı Anayasa ve yasalarda bellidir. Cumhurbaşkanımız 5 yıllık süre için seçilmiştir. Anayasa'da sayılan belli haller dışında görevden alınması, görevine son verilmesi sözkonusu değildir. Bunlar ortada iken 'devireceğiz' gibi bir yaklaşım, bozguncu, darbeci bir yaklaşımdır. CHP'nin de geleneğinde bunların sayısız örnekleri vardır. Esasında üzücü bir olay. Anamuhalefet Partisi'nin bu şekilde demokrasi dışı bir yaklaşım sergilemesi son derece üzücü ama şaşırtıcı değil. MHP de bize çok sert eleştiriler yöneltiyor, aynı şey HDP için de geçerli ama millet iradesine saygı duyarak, o gün yemin törenine geldiler ve gerekeni yaptılar. Böyle olması gerekir."

Nurettin Canikli, "Başbakan Ahmet Davutoğlu gitti, muhalefetle tokalaştı" sözleri üzerine, "Bunlar güzel görüntüler, hepimizin hoşuna giden ve millet olarak çok daha sık görmeyi arzuladığımız görüntüler. Sayın Kılıçdaroğlu'nun yönetimi, demokratik anlayışın ve teamülün çok ötesinde, o jakoben, darbeci yaklaşımın egemen olduğu bir politikadır ve yaklaşımdır, bu da devam edecek gibi görünüyor. Sayın Kılıçdaroğlu'nun, o gün o hareketi yapan grup başkanvekiline Meclis'i karıştırması için çok net talimat verdiğini tahmin ediyoruz. Bu tahminimizin boş bir tahmin olmadığını da ifade etmek isterim. Çünkü, normalde Sayın Altay daha yumuşak tavırlı bir insandır. Bunu grup başkanvekili iken birlikte çalıştığımız dönemden biliyorum" diye konuştu.

"AK Parti Grup'taki arkadaşlarımı her zaman özleyeceğim, hatırlayacağım"

"7 yıl grup başkanvekilliği yaptınız. Meclis'ten ayrılırken duygusal anlar yaşandı mı?" sorusuna cevap verirken, Canikli, şöyle konuştu:

"7 yıl uzun bir süre. Bu alandaki rekorlardan birisi Mustafa Elitaş ile bana ait. İktidar partisinin grup başkanvekilliği gurur vericidir ama gerçekten de zor bir görevdir. Dört siyasi partinin ve son derece keskin ve sert ilişkilerin olduğu bu Meclis ortamında zordu bu görev. Hele 24. Dönem'de bu daha zordu. Çünkü 24. Dönem gerginlikle başladı. 2011 seçiminden hemen sonra CHP ile BDP yasama faaliyetlerini boykot etmişti. CHP'nin özellikle terörize eden yaklaşımı, yemin töreninde gördüğümüz gibi, bugüne kadar Meclis'te yaşanan ve hiç birimizin arzu etmediği o görüntülerin de kaynağını oluşturan bir yaklaşımdır. Bugüne kadar, o hiçbirimizin istemediği görüntüler; CHP'nin geren, hakaret eden ve sürekli olarak Meclis çalışmalarının engellenmesine yönelik tavrından kaynaklanmıştır."

Bakan Canikli, 7 yıllık dönemde AK Parti Grubu'nda çok samimi bir ekiple çalışmaları yürüttüğünü söyledi.

Grupta görev yapanların kapasite ve kalite olarak üst seviyede ve donanımlı olduğunu belirten Canikli, "Kardeşçe bir ortamda çalışmalarımızı birlikte yürüttük, aynı zamanda aile gibi olduk. Arkadaşlarımız, ailemizin bir parçası gibi oldu. Bu tür ayrılıklar kolay değil tabi, insanda elbette bir hüzün bırakıyor. Ben o arkadaşlarımın hepsine tek tek teşekkür ediyorum, onları her zaman özleyeceğim, hatırlayacağım" dedi.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık