Ana Sayfa Yurt Çözümden sonraki en büyük sorun 'KKTC'nin kamu maliyesi'

Çözümden sonraki en büyük sorun 'KKTC'nin kamu maliyesi'

Kıbrıslı Rum Ekonomi Doçenti Marios Zachariadis, Kıbrıs sorununun olası bir çözümünden sonraki en büyük ‘ekonomik’ problemini Kıbrıs Türk Kurucu Devletinin kamu maliyesi olarak gösterdi…

Giriş Tarihi: 14 Kasım 2015 Cumartesi 17:09
Çözümden sonraki en büyük sorun 'KKTC'nin kamu maliyesi'

Kıbrıs Postası - Ulaş BARIŞ

Kıbrıs sorunu çözülürse adanın her iki tarafındaki ekonomik durum ne olacak?

Bugüne kadar kamu maliyesini Türkiye’den gelen para ile idame ettiren Kıbrıs Türk ekonomisi ve özellikle ağır kamu giderleri nasıl sürdürülebilir olacak?

Kısa vadede bulunacak olan çözümün orta ve uzun vadede ada üzerinde ne gibi getirileri ve götürüleri olacak?

Kıbrıs Üniversitesi Ekonomi Bölümü üyelerinden Doçent Marios Zachariadis’in dün Cyprus Weekly’de yayımlanan makalesinin konusu işte bu türden sorular üzerine kuruluydu.

Yazar, “Kıbrıs çözümünün finansal etkileri” isimli makalesinde çözüm sonrası ortaya çıkacak olan en büyük ekonomik problemi Kıbrıs Türk ekonomisinin durumu olarak görürken, AB’ye bu konunun çözümü konusunda büyük görevler düştüğünü belirtiyor.

“Son derece radikal tedbirler şart…”

Zachariadis, bu durumun düzelmesi için Kuzeyde son derece radikal ekonomik düzenlemelerin şart olduğunun altını çizerken, yapılacak olan bu değişikliklerin Kıbrıs Türk halkı tarafından tepki görebileceğini, bunun da kuzeyde bir politik istikrarsızlık yaratabileceğini belirtiyor.

Ancak yazar, yine de çözümün adanın her iki tarafında da son derece ani ve olumlu ekonomik gelişmeleri de beraberinde getireceğini vurguluyor.

Öyle ki yazar “Akıncı’nın seçilmesiyle anladık ki Kıbrıslı Türklerin çoğunluğu kuzeyde devam eden sistemin devamından yana değil. Dolayısıyla bu yazının konusu, adada bulunacak politik çözümün ne gibi ekonomik etkileri olacağı üzerinedir” şeklinde başladığı makalesinde erken bir çözümün en büyük ve ani etkisini adanın her iki tarafında da yeni iş imkanları yaratacak olması olarak gösteriyor.

“Çözümle birlikte işsizlik ani olarak azalabilir…”

Zachariadis “böyle bir gelişme, bizim yakın geçmişte geçirdiğimiz en büyük ekonomik krizden çıkmamızı tetikler. Özellikle inşaat sektöründe yaşanacak bir artış, yabancı sermayenin çözümden sonra gelecek olması ekonomiye büyük pozitif getiriler yaratabilir” şeklinde son derece tutarlı tespitler yaparken, çözümün ani ve en büyük yararının görüleceği problemin ‘işsizlik’ olduğunu vurguluyor.

Yazar özellikle verilere göre batmış durumda bulunan inşaat sektörünün çok büyük bir ivme kazanabileceğinin yanı sıra turizm sektöründe de önemli artışlar yaşanabileceğini ve bunun da adanın her iki tarafında yeni işgücüne ihtiyaç duyulacağı anlamına geldiğini kaydediyor.

“Sonuç olarak Türk marketinin potansiyel olarak daha büyük marketlerle (Tükiye) sıkı işbirliği içinde olması uzun vadede yeni iş fırsatlarının doğmasına neden olur” diyen Zachariadis “bu durumun diğer başka etkiler şu an için belirsiz olsa da vardır” şeklinde ifadeler kullanıyor.

Ancak yazarın makalesinin en önemli noktası, şu an için büyük kısmı Türkiye’den gelen yardımlara bağlı olan Kıbrıs Türk kamu maliyesinin ne olacağı sorunsalı olarak göze batıyor.

“Türkiye Kıbrıslı Türklere yardımı keserse?”

Yazarın “bütçe zorlukları” şeklinde bir başlık altında topladığı bu sorunlar yumağına istinaden tespitleri de oldukça ilginç.

“Düşünün ki, Federal hükümetin, kurucu devletler üzerinde herhangi bir bütçe açığını kapatacak yetkisi olmasın. Zaten var olan sistematik finansal üzerine eklenen bu durum, etkilenen bir kurucu devlet üzerinde sosyal tepki ve sistematik bir istikrarsızlık yaratacaktır. Daha da spesifik olacak olursak Kıbrıs Türk ekonomisi bu istikrarsızlığı on yıllardır Türkiye’nin yardımları sayesinde sürdürülebilir halde tutulmaktadır. Dahası, uzun süredir devam eden bu durum Kıbrıs Türk ekonomisinin bağımlılıkla ‘kötü alışkanlıklar’ edinmesine sebep olmuştur” şeklinde tahliller yapan yazara göre bu prematüre ve üretimden kopuktur durum (çözümden sonra) kronik olarak enflasyonist bir ortam yaratabilir.

“Yine de bu durum, Kıbrıs Türk ekonomisinin Türkiye’den bağımsız bir hale gelmesiyle elle tutulur bir ilerleme gösterebilir ancak her şartta büyük çaplı mali değişikler şarttır” diyen Zachariadis, “bu değişikler ani olarak yapmaya başlanırsa Kıbrıs Türk toplumu arasında büyük tepkilere neden olabilir ve bu da kurulacak olan Federal Cumhuriyetin ilk zamanlarında büyük bir politik istikrarsızlık yaratabilir” şeklinde öngörülerde bulunuyor.

Yazar “var olan yapısal sorunlar çözülmezse, bu durum Federal Kıbrıs Devleti için tekrar tekrar baş gösterecek olan istikrarsızlığın temeli olur” diye Yazar, bu durumun, Türkiye’nin Kıbrıslı Türklerden alacaklarını bir çırpıda silmesi ve çözümden sonra dahi bir müddet kamu maliyesini sübvanseye etmesi halinde bile çözülemeyeceğini belirtiyor.

“Ciddi bir enflasyon tehlikesi var, AB duruma el koymalı…”

“Öyle olsa bile, bu durum ciddi bir enflasyon tehlikesinin yanı sıra, böylesi bir bütçe açığının varlığı, AB Ekonomik Prensiplerine aykırı olacağından kabul görecek bir durum değildir” diyen Zachariadis, bu şartlar altında, AB’nin devreye girip Kıbrıslı Türklere yardım etmesinin öngörülebileceğini belirtiyor.

Yazar “AB bir yere kadar kamu giderlerini karşılayabilir ve çeşitli ekonomik düzenlemeler için kendi teknokratlarını göreve yollayabilir. Bu şekilde kötü etkiler azaltılabilir, durum stabilize edilebilir ve bu da Kıbrıs Türk ekonomisinin sürülebilirliği daha fonksiyonel bir duruma getirebilir” şeklinde tespitler yaparken, “aksi takdirde, her türlü anlaşma altında, Kıbrıs adası kendini yeni bir ekonomik buhranın ortasında bulabilir” diye önemli uyarılarda bulunuyor.

Çözümden sonra yaşanacak olan yeni bir buhranın son derece kötü etkileri olacağının altını da çizen Zachariadis, böylesi bir durumun Kıbrıslı Rumların ağır borç yükünü daha da arttırırken, Kıbrıslı Türklerin de bütçe açığını devasa boyutlara ulaştıracağını belirtiyor.

Makalesinde kötü senaryolara çözümlerde öneren Zachariadis, bunlardan birisinin kurulacak olan federal devletin kurucu devletlerinin, yolun başında kendi ekonomilerini idame ettirmeleri için bir nevi ‘otonomi’ alması olduğunu vurguluyor. Yazar bunun her iki tarafta doğru ekonomik tedbirlerin alınması için şart olduğunun da altını çiziyor.

“Sürdürülebilir ekonomi çözümün yaşamasının anahtarı…”

Buna ek olarak iki tarafta da nasıl ve ne gibi mali politikalara izleneceğine istinaden kurulması gereken çeşitli mekanizmalar olduğunu da belirten Zachariadis, adada politik çözümüm kısa sürede bulunması gerektiğine vurgu yaparken, çözülmesi gereken en büyük orta ve uzun vadeleri sorunun ise Kıbrıs Türk ekonomisinin sorunları olduğunu açıkça vurguluyor.

“Bu da büyük reformlar ve AB’nin finansal desteğini gerektiriyor. Ayrıca Türkiye’nin de Kıbrıslı Türklerden alacağı olan borçlarını silmesi de gerekir” diyen Zachariadis, bir diğer önemli noktanın da yapılacak olan ciddi reformların Kıbrıs Türk halkı tarafından kabul görmesinin şart olduğunu belirtiyor.

Makalesinin sonunda Zachariadis’in yaptığı vurgu ise çok önemli; “Kıbrıs sorununun çözümü için büyük bir fırsat vardır. Ancak kuşku yok, bu çözümle ulaşılacak olan Federal Kıbrıs Devletinin çok iki ekonomik temeller üzerinde olması, bulunacak çözümün sürdürülebilir olması açısından hayati önem arz ediyor.”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık