Ana Sayfa Kültür & Sanat DAÜ'de iletişim sorunları tartışıldı

DAÜ'de iletişim sorunları tartışıldı

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) İletişim Fakültesi’nde farklı kültürlerden gelen öğrenciler arasındaki iletişim sorunları tartışıldı.

Giriş Tarihi: 14 Aralık 2012 Cuma 10:48
DAÜ'de iletişim sorunları tartışıldı

İletişim Fakültesi öğrenci uygulama gazetesi Gündem ile üniversitede yeni kurulan Türkçe Konuşan Çokkültürlü Kulüp’ün otaklaşa düzenledikleri, “Aramızda duvarlar mı var?” isimli panelde, DAܒde okuyan Kıbrıslı, Türkiyeli ve yabancı öğrenciler, kampüsteki kültürlerarası iletişim sorunlarını konuştular.

 

DAÜ İletişim Fakültesi Yeşil Salon’da gerçekleşen ve moderatörlüğünü Türkçe Konuşan Çokkültürlü Kulüp’ün danışman hocası Kenan Başaran ile Gündem gazetesi yayın yönetmeni Ayça Demet Atay’ın yaptığı panelde, Sholeh Zahraie, Elif Can, Ebubekir Saleh, Seliz Bağcılar ve Plodi Mizhgona birer konuşma yaptılar. Panelde yabancı öğrenciler Türkçe, Kıbrıslı ve Türkiyeli öğrenciler ise İngilizce olarak konuştular.

 

Panelin açılış konuşmasını yapan Ayça Demet Atay, DAܒnün 75 farklı ülkeden öğrencinin bulunduğu çokkültürlü bir üniversite olduğunu söyleyerek, “Aynı sınıfları, aynı sıraları, aynı kantinleri ve yurtları paylaşıyoruz ama acaba ne kadar kaynaşıyoruz? Yoksa birbirimize teğet mi geçiyoruz? Bugün burada farklı kültürlerden arkadaşlarla yaşadığımız deneyimlerimizi paylaşalım, aramızdaki engelleri kaldırmak için bir adım atalım istiyoruz” dedi.

 

Türkçe Konuşan Çokkültürlü Kulüp olarak amaçlarının Türkçe eğitim gören öğrencilerle yabancı öğrencileri kaynaştırmak olduğunu söyleyen Kenan Başaran ise, “Bugün artık küresel bir köyde yaşıyoruz. Dünya küçüldü. Sadece kişilerarası iletişimi değil, kültürlerarası iletişimi de geliştirmeye ihtiyacımız var” diye konuştu.

 

“TÜRKÇE ÖĞRENDİKTEN SONRA KIBRIS FARKLI BİR YER HALİNE GELDİ”


Panelde ilk konuşmayı, annesi Suudi Arabistanlı, babası Nijeryalı olan Ebubekir Saleh yaptı. Türkçe Konuşan Çokkültürlü Kulüp’ün başkanı da olan Saleh, akıcı bir Türkçeyle yaptığı konuşmasında,  Kıbrıs’a ilk geldiği zamanlarda Türkçe’yi bilmediği için kendisini dışlanmış hissettiğini, bunu aşmak için kendi başına Türkçe öğrendiğini anlattı. Saleh, “Buradaki Türkiyeli öğrenciler ve Kıbrıslı öğrenciler daha çok Türkçe konuşuyorlar.  Ondan dolayı biraz kendimi dışlanmış gibi hissettim. Başta kaynaşmam çok zordu. O yüzden, en iyisi, gayret edip, Türkçe öğrenmem bir çözüm olacak diye düşündüm” diye konuştu. Küçük bir defter alıp kelimeleri yazmakla işe başladığını anlatan Saleh, Türk dizilerini izleyerek dilini geliştirdiğini söyledi. Türkçe öğrenme çabasında arkadaşlarından da büyük destek gördüğünü söyleyen Saleh,   “Diğer yabancı öğrenciler de Türkçe öğrensinler diye çok gayret ediyorum. Çünkü Türkçe öğrendikten sonra Kıbrıs farklı bir yer haline geldi. Türkçe öğrenmeden önce sanki bir duvar vardı” dedi.

 

“BUNLARIN HEPSİ ÖNYARGI”


Saleh’ten sonra söz alan Kıbrıslı öğrenci Seliz Bağcılar da İngilizce yaptığı konuşmasında, Kıbrıslı arkadaşlarının önyargılarından söz etti. Kıbrıslı arkadaşlarına yabancı öğrenciler hakkında ne düşündüklerini sorduğunu söyleyen Bağcılar, “Kıbrıslı arkadaşlarım İranlı öğrencilerin aşırı makyaj yaptıklarını, Nijeryalıların İngilizce aksanını anlamakta güçlük çektiklerini, Azerbaycanlıların ise neden terlikle dolaştıklarını anlamadıklarını söylediler. Bunların hepsi önyargı” diye konuştu.

 

“BURADA KENDİMİ EVİMDE GİBİ HİSSETTİM”


İranlı öğrenci Sholeh Zahraei, Türkçe yaptığı konuşmasında, “Ben İran’da doğdum, Almanya’da büyüdüm, sonra Hollanda’ya taşındım, ondan sonra Kıbrıs’a geldim. McDonalds olmayan bir yer arıyordum ve burayı buldum. Ve burada kendimi evimde gibi hissettim. Burada huzur buldum. İran’a yakın bir yerde gibi hissettim. Burası İran’ın küçük bir şehrine benziyor” diye konuştu. Kaleiçi’nde bir eski kilisede film gösterimleri düzenlendiğini söyleyen Zahraei, “Burası bakir bir yer. Bu aslında değerli bir şey. Burada kendimizin başlatacağı, yaratacağı çok şeyler var”  diye konuştu.  Dil meselesinin kültürlerarası iletişimin önünde bir engel olduğunu söyleyen Zahraei, “Türkçe bilmiyorsan KKTC’deki birçok etkinlikten haberin olmuyor. Bu da ciddi bir sıkıntı doğuruyor. Kıbrıs, Türkçe’yi bildiğinizde başka bir yerdir, bilmediğinizdeyse bambaşka bir yer” dedi.

 

“OKULDA KÜLTÜRLERARASI İLETİŞİM DERSLERİ OLMALI”


Sholey Zahraei’nin ardından söz alan Elif Can ise, Almanya’da doğup büyüdüğünü, ardından Avustralya’ya oradan da Kıbrıs’a geldiğini söyledi.  Başlangıçta okulda İngilizce konuştuğunu anlatan Can, “Daha sonra fark ettim ki,  Türkçe bilmeniz ve konuşmanız gerekiyor” dedi. Kültürlerarası  iletişimde esas sorunun dil meselesi değil, kültürel farklılıklar olduğunu söyleyen Can, okulda yeni gelen öğrenciler için İngilizce dil derslerinin yanı sıra kültürlerarası iletişim derslerinin de verilmesi gerektiğini ifade etti.

 

“KÜLTÜR ŞOKU YAŞADIM”


Kültürlerarası iletişim panelinin son konuşmacısı ise, Tacikistanlı Plodi Mizhgona idi. DAܒye 2008 yılında geldiğini anlatan Mizhgona, Türkçe bilmediği dönemde en fazla alışverişlerde sıkıntı yaşadığını söyledi. Başlangıçta birçok kelimeyi karıştırdığını ve komik duruma düştüğünü anlatan Mizhgona, “Biz Tacikistan’da Farsça konuşuruz. Farsça Türkçe’ye yakın bir dil. O yüzden öğrenmekte zorluk yaşamadım” dedi. Dil meselesinin Kıbrıs’ta yaşamı zorlaştırdığını anlatan Mizghona, “Arkadaşlar bir şey söylediler ki bu çok doğru. Burada Türkçe bilmezsen çok zor oluyor. Benim için de öyle oldu. Türkler İngilizce konuşuyorlar ama çok da iyi konuşmuyorlar” diye konuştu.  Kıbrıs’a ilk geldiğinde arkadaşlarının birbirlerini öpmelerini yadırgadığını anlatan Mizghona, “Bizde arkadaşlar, erkek erkeği ya da erkek kızı öpmez. Tacikistan’da öyle yaparsan bu başka bir şey demek. Burada şok oldum. Herkes herkesi öpüyor. Ondan sonra arkadaşlar dedi ki normaldir, bir şey yok. Şimdi biz de yapıyoruz. Alıştık” diye konuştu. Mizhghona, konuşmasını DAܒye  teşekkür ederek bitirdi.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık