Ana Sayfa Siyaset Downer’in çantası hazır

Downer’in çantası hazır

Güneydeki krizin çözüm için fırsat olabileceğini hesap eden BM’nin girişimleri başlıyor.

Giriş Tarihi: 15 Nisan 2013 Pazartesi 09:50
Downer’in çantası hazır

Rum Yönetimi’nin, doğal gaz arka planı ile gerçekleştirilmekte olan faaliyet ve düzenlemeleri yakından takip etmekte olduğunun açık olduğu belirtildi.


Haberi yukarıdaki başlıkla yayımlayan Fileleftheros, Rum Yönetimi’nin, daha çok Ankara’nın takındığı tavır ve Türkiye’nin, tek yanlı olarak ilan edilen Rum Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde tahriklerde bulunma olasılığından endişe duymakta olduğunu yazdı.


Buna paralel olarak, doğal gazla ilgili baskıların ve büyük güçlerin doğal gazın naklinin Türkiye’den yapılması ısrarının, Kıbrıs sorununu yeniden gündeme getirdiğini kaydeden gazete, perde arkasından Rum kesimine gönderilen mesajların “Kıbrıs sorununun önümüzdeki aylarda sona ermesi gerektiği” şeklinde olduğunu ifade etti.


Haberde, bu önerinin, diplomatik bir şekilde “kriz çözüm için fırsat sunmaktadır” klişesiyle dile getirilmekte olduğu da belirtildi.

 

Önce anavatanlar

 

BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Aleksander Downer’in, önümüzdeki hafta Atina ve Ankara’yı ziyaret edeceğini, akabinde de Kıbrıs’a geleceğini anımsatan gazete, Downer’in Mayıs ayının son 15 günü içerisinde yeniden Kıbrıs’a geleceğini ve adada bulunuşu sırasında, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile bir akşam yemeğinde bir araya geleceğini öne sürdü.


Gazete, elde ettiği bilgilere dayanarak, Downer’in, başlangıçta, Güney Kıbrıs ekonomisiyle ilgili durum netleşene kadar Eylül ayına kadar zaman tanınmasının gerekli olduğunu düşünmesine rağmen; şu an bu yaklaşımını revize etmekte olduğunun görüldüğünü belirtti.


Downer’in, en kısa sürede Kıbrıs sorununda hareketlilik yaşanmasını istemekte olduğunun görüldüğünü kaydeden gazete, Downer’in, düşük seviyedeki politika meseleleriyle ilgili olarak, güven yaratıcı önlemler önermekte olduğunu öne sürdü.


Haberde, özellikle gündelik konularla ilgilenmekte olan teknik komitelerin, perde gerisinde yeniden gündeme geleceği ileri sürüldü.



Kör darbelerle ring

 

Simerini gazetesi ise “Kör Darbelerle Ring… Kıbrıs Sorununda Bize Nasıl Şantaj Yapmayı ve Doğal Gazı Almayı Planlıyorlar” başlıklı yorum haberinde, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Aleksander Downer’in, hali hazırda AB yetkililerine yönelik olarak, Ankara’nın da kabul etmekte olduğu kendi hedefinin; müzakerelerin, önümüzdeki Eylül ayında gerçekleşecek olan BM Genel Kurulunun ardından en kısa zamanda başlaması olduğunda ısrar etmekte olduğunu yazdı.


Planlanan şeyin ve beklentinin ise Ekim ayı başı gibi olduğunu yazan gazete, Rum hükümetinin ise, iyi bir ön hazırlık yapılması görüşünü ortaya koyarak, “sıkıntılardan (belalardan)” kurtulmak için krize engel olarak atıfta bulunmakta olduğunun görüldüğünü belirtti.


Downer’in başka bir şeyi daha vurgulamakta olduğunu da kaydeden gazete, bunun, doğal gazdan istifade edilmesinin, tek yanlı olarak ilan edilen Rum MEB’inden “Türk toprağına” doğru geçecek olan bir boru hattıyla olması gerektiği şeklinde olduğunu öne sürdü.


Gazete, kriz süreceğinden ve Rum kesiminin güç faktörleri de sıfır noktasında olmaya devam edeceğinden dolayı; Rum kesiminin müzakerelere herhangi bir müdahalesinin, kendilerini Euro grubunda olandan daha kötü şantajlarla karşı karşıya bırakacağı yorumunda bulundu.


Gazete, Downer’in, İngilizler ve hatta Türklere; doğal gazı Rum kesiminin güç aracından “Kıbrıs Cumhuriyetinin” dağılması formülüne ve Türkiye’ye bağımlı olmalarını tamamlayacak bir araca dönüştürmelerine izin verilmemesi gerektiğini anlattığını savundu.


Gazete, Downer, İngilizler ve Türklerin, güçten düşmüş bir halk ile birlikte, iki kesimli-iki toplumlu federasyonla ilgili müzakerelerin başlaması halinde, bugünden itibaren 2 veya 3 yıl içerisinde ortaya konacak olan ikilemin “ya çözümü ve doğal gazdan ortak bir şekilde istifade edilmesini kabul edersiniz, ya da ne çözüme sahip olacaksınız, ne de doğal gazdan istifade edeceksiniz şeklinde olacağını” umduklarını ileri sürdü.

 

İkinci hayır tanınmayı getirir

 

Şantajın, şu mantıkla yansıtılmakta olduğunu yazan gazete, bunun “hayır dersek sahte devletin (ilk olarak örneğin Tayvan temelinde ya da Müslüman devletler tarafından doğrudan tanınmalarla) tanınması gerçekleşecek” şeklinde olduğunu belirtti.


2004 yılının bugünden farklı olduğunu da kaydeden gazete, 2004 yılında Rum kesimi hayır demişse bile, ortada AB’ye katılım perspektifinin bulunduğunu anımsattı.


Gazete, bundan gerektiği gibi istifade edemediklerini, çünkü iki kesimli-iki toplumlu federasyona “yakalandıklarını” ve alternatif bir strateji de hazırlamadıklarını kaydetti.


Bugün ise, alternatif bir stratejiye sahip olmadıkları gibi, İngilizlerin planının, 2004 yılındaki sahnenin tersine çevrilmesi, özetle “evet dersek doğal gazın ekonomik perspektifine sahip olacağız, hayır dersek de hem doğal gazı, hem de işgal altındaki Kıbrıs’ı kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız” mantığından hareketle, Annan Planına benzer bir plana evet diyecek olanların olumlu bir perspektife sahip olması olduğuna işaret eden gazete, bu durumdaki yanlışın (veya düzmecenin) ise kısaca şu olduğunu öne sürdü;


• “Şu veya bu şekilde, iki kesimli-iki toplumlu federasyon vasıtasıyla, bugün işgal altında olan Kıbrıs’ın iki kurucu devletini kaybedeceğiz.• Şu veya bu şekilde, böyle bir çözüm ile birlikte, Kıbrıs’ın kuzey bölümündeki doğal gaz, Kıbrıslı Türklerin bile değil, Türk petrol şirketinin kontrolü altında olacak.”


Terminal yapımı ileriye gitmezse, boru hattının Türkiye’den geçeceğini kaydeden gazete, 1956 yılında başlayıp 1974 yılında duraklayan şeyin tamamlanacağını belirtti. Bundan kastettiği şeyin, Kıbrıs’ın Türkiye tarafından jeopolitik, enerji ve jeostratejik açıdan kontrolü olduğunu kaydeden gazete, diğer bir deyişle, Kıbrıs’ın Türkiye’nin eyaleti olacağını iddia etti.



Alternatif strateji

 

Gazete, başka bir seçeneğe sahip olabilmeleri için, doğal gazı güç, ittifak ve kalkınma aracı olarak kayda geçirebilecek alternatif bir strateji var olması gerektiğine de atıfta bulundu.


Downer’in artık arabulucu olarak devam edemeyeceğini, çünkü Türk tarafının görüşlerine hizmet etmekte olduğunu ileri süren gazete, Türkiye’nin kendisini ekonomik ve askeri aşamada bölgesel bir güç olarak gördüğü müddetçe, Hellenizmin bugün sahip olduğu tek çıkış noktasının, kendisini aşamalı olarak İsrail-Kıbrıs-Yunanistan üçlü ittifakının bölgesel gücü haline getirecek bir strateji olduğunu ekledi.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık