Ana Sayfa Otomobil DÜNYANIN KONUŞTUĞU TÜRK ERBAKAN MALKOÇ

DÜNYANIN KONUŞTUĞU TÜRK ERBAKAN MALKOÇ

Ülkemize değer katan en önemli iş insanlarının başında gelen DizaynVip Group Başkanı Erbakan Malkoç, sıra dışı tasarımlarıyla dünyada otomobil dönüşüm sektörüne yön vermeye devam ediyor. Namı diğer Tasarım Sihirbazı Erbakan Malkoç, dünyanın hareketli aksamları sesli komutla hareket edebilen ilk otomobili V-Diamond ile tüm dünyada büyük bir yankı uyandırdıktan sonra şimdi de üzerinde çalıştığı yeni tasarımıyla dünya devlerini şaşırtmaya devam edecek.

Giriş Tarihi: 2 Kasım 2016 Çarşamba 13:01
DÜNYANIN KONUŞTUĞU TÜRK ERBAKAN MALKOÇ

“Vatanı olmayan, dünyaya sığamaz” diyor Erbakan Malkoç… Malkoç, tüm dünyanın tanıdığı iş insanlarından sporculara, ses sanatçılarından bürokratlara kadar birçok kişinin araçlarını tasarlarken milli değerleri hep ilk önceliği olarak belirliyor. Çünkü o tasarladığı her bir araçla, ülkemizin adını daha bilinir hale getiriyor. Biz daha yerli otomobil konusunu konuşurken, o 20 yıl önce kurduğu DizaynVip firmasıyla Türkiye’de otomobil dönüşüm sektörünü ortaya çıkardı ve otomobil dönüşümü konusunda Türkiye’yi, dünyanın lider ülkesi konumuna getirdi. Dünyanın neresinde olursanız olun, akıllı telefonunuzla aracınızı hareket ettirmeyi de ilk o gerçekleştirdi, sesle aracınıza komut vermeyi de… Dünya devleri daha Erbakan Malkoç’un bu teknolojileri nasıl gerçekleştirdiğini tartışa dursunlar, Malkoç şimdilerde otomobilinizle tamamen duygusal bağ kurabileceğiniz bir teknolojinin peşinde ve bu konuda oldukça da iddialı “2017 yılında sizinle konuşacak arabayı tanıtacağız.” diyor. Dünyanın en saygın dergilerinden Der Spiegel’in “Lüks markalarda aradığını bulamayan Erbakan Malkoç’a gitsin” dediği, 2013’te Uluslararası Marka Liderleri Zirvesi Lob’in Europe’ta “Avrupa’nın En İyi Otomobil Tasarımı Ödülü”nü, 2014’te ABD’nin en prestijli organizasyonu IMA IMPACT Teknoloji Zirvesi’nde “Dünya’da Otomobil Tasarımında Teknolojiyi En İyi Kullanan Firma” ödülünü kazanan Erbakan Malkoç ile başarı hikayesini, üzerinde çalıştığı son teknolojileri ve gençlere nasıl rol model olduğunu konuştuk.

Sıfırdan zirveye uzanan başarı hikayeniz ve sıra dışı tasarımlarınızla tüm dünyanın takip ettiği bir isimsiniz.  Başarı hikayenizi okuyucularımızla da paylaşır mısınız?

Benim bugünlere gelmem hiç kolay olmadı. Türkiye’nin gerçek anlamdaki sayılı girişimcilik öykülerinden birine sahibim dersem, sanırım çok da iddialı konuşmuş sayılmam. Ardahanlı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gözlerimi açtım. Annemi babamı kaybettiğimde daha 10 yaşındaydım ve o yaşta İstanbul’da yaşayan ağabeylerimin yanına göç ettim. İlkokul ikinci sınıfta, çok zeki olmam nedeniyle dördüncü sınıfa geçmiş fakat maddi imkansızlıklar nedeniyle okuyamamıştım. İstanbul’a geldiğimde ağabeyime çalışmak istediğimi söyledim. Ağabeyim de beni bir tamirhaneye çırak olarak yerleştirdi. Tamirhaneye ilk gittiğimizde ağabeyim otomobillere ne kadar aşkla baktığımı fark etmiş ve benim burada çalışmamın doğru olacağını düşünmüştü. Çünkü o zamana kadar benim oyuncak arabam bile olmamıştı. Eskiden iş öğrenmekti önemli olan. Hatta o gün ağabeyim beni ustanın yanına çırak olarak koyarken ustaya şöyle demişti, “Eti senin kemiği benim”. Öyle ki ben ilk başta para kazanmayacağım yerde çalışmak istememiş ve ağabeyim, zanaat öğrenmenin para kazanmaktan daha önemli olduğunu söylemişti. Böylece tamirhanede çırak olarak çalışmaya başladım. Çalışmaktan ve hayal kurmaktan asla vazgeçmedim. Daha 10 yaşında bir çocukken bile kendime hedefler kurmuştum. Çırak olarak çalıştığım bu tamirhanede muhakkak kalfa olacaktım. Kalfa olduktan sonra bu sefer usta olmayı hayal ettim. Usta olana kadar çok çalıştım, çok sabrettim ve çok itilip kakıldım.  O zamana kadar ise hiç para kazanmadım. Hatta parayı tanımıyordum. Usta olduktan sonra diğer ustalarla hayallerimiz ve yapılarımız uyuşmuyordu. Çünkü ben hep yeni ve en iyiyi üretmenin hayali içerisindeydim. Diğerleri ise rutin olan şeyleri yapmanın ya da onu geliştirmenin çabasındaydı. Dolayısıyla orada ayrışıyorduk. Ben hep yeni bir şeyler denemenin peşindeydim. Örneğin; silecek motoruyla otomatik cam ve cıvalı alarmlar yaptım. Yaptım, yaptım ama ustalarımdan sürekli dayak yedim. Onlar sadece tamirhaneye gelen araçların peşindeydi. Ben ise hayallerimin… Bir gün ustam, “Ya bu tamirhanede kalır, bizim gibi işini yaparsın ya da gider kendi hayallerini gerçekleştireceğin bir işyeri açarsın” dedi. İşte bu cümle, benim milat noktam oldu. Zaten uzun süredir de “Kendi atölyemi kurmalıyım” hayalini kuruyordum ve 1992 yılında 20 metrekarelik bir atölye açtım. Türkiye’de otomobil dönüşüm sektörünü ortaya çıkardım. Bana “Senin ne farkın var diğerlerinden?” diye sorduklarında onlara şu cevabı veriyorum: Benim diğer insanlardan farkım gerçekten farklı hayaller kurabilmem. Hayallerimi gerçekleştirebilme inancım çok yüksek. Bu yola çıktığım zaman herkes “Hayal kuruyorsun. Yapamazsın” gibi olumsuz yaklaşımlarla karşıma çıktı. Ama ben kimsenin etkisinde kalmadım ve çok çalıştım. Şu anda ise 10 bin metrekarelik bir alan üzerindeki fabrikamız ve 100’ün üzerinde profesyonel kadromuzla, sektörün öncüsü bir dünya markası konumundayız.

Tasarımlarınızda özgünlük nasıl bir yer tutuyor? Özel çizgileriniz var mı?

Tasarım anlayışımız, benzersiz ve zamansız olmaktır. Her işimizde daha önce yapılmamışı yapıyoruz. Otomobilleri zamandan ve mekandan bağımsız olarak dönüştürüyoruz. Böylece özel olana sahip olma lüksünüzü garanti altına alıyoruz. Karda yürüyüp iz bırakmak başka, izi takip etmek başka bir şey. Ben hiçbir zaman izi takip etmedim. Tasarladığım her şey tamamen bana ait. Ama feyz alma noktasında yaradana bakarım. Doğayı takip ederim. Bir şeyi taklit etmeden asla sonuç alamazsın. Taklidi birebir yapmak hırsızlık, taklitten feyz almak ise zanaattır. İnsan uçağı nasıl icat etti? Kuşu görmeden uçağı icat edebilir miydi? Bence hayır. Dünyada mucitlik yapan insanların taklit yeteneği gelişmiştir. Bunu gördüğüm zaman da dünyada yapılan işleri takip etmeden durabilir miyim? Bunu bilen bir insan takipsiz durabilir mi? Bütün markalara bakarım ne yapmış diye? Müşteri olsam bu arabada kendi isteklerim doğrultusunda ne olmasını isterim? Eksikleri tespit ederim. “Bu otomobile bunları uygulayacağım” derim. Tasarladığım her şey orijinal ve bana ait.

Size “tasarım sihirbazı” denmesinin sebebi nedir?

Akla mantığa sığmayacak hayalleri gerçeğe dönüştürdüğüm için insanlar bana   “Tasarım sihirbazı” diyorlar ama ben kendimi mucit olarak tanımlıyorum. Yaptığım işleri ancak mucit yapabilir. Sadece tasarım yapmakla kalmıyorum, tasarladığımı üretiyorum. Ürettiğimi monte ediyorum, monte ettiğimi satıyorum, sattığımı marka haline getiriyorum.

Fiyatlar nasıl? Hangi aralıkta? Müşterilerinizin nasıl istekleri oluyor? Teknolojinin gelişmesi sizin işinize nasıl yansıdı?

Bu sorunuzun kesinlikle net bir cevabı bulunmuyor. Bazen aracın içindeki çöp kovasından aracın zeminine kadar her şeyi 24 ayar altınla kaplıyoruz bazen de koltuklarda deve kuşu tüyü kullanıyoruz. Müşterilerimizi, aslında biraz da biz yönlendiriyoruz. Çünkü biz onların hayallerinin ötesindeki tasarımlara imza atıyoruz. Düşünemediklerini, hayal edemediklerini onların önüne sunuyoruz. Ancak şu kadarını söyleyebilirim ki, tüm müşterilerimizin tek bir ortak noktası bulunuyor: Araçlarının içerisinde konforu, iliklerine kadar hissetmek, zamandan tasarruf etmek istiyorlar. Bu yüzden de son yıllarda iş dünyasının özellikle van tipi vip araçlara ilgisi yoğun. Teknolojinin gelişmesi, her sektörü olduğu gibi bizim sektörü de etkiliyor. Teknolojinin gelişmesi sayesinde araçlarımızı, tabletten ya da telefondan uzaktan kontrol edebiliyoruz. Ya da araçlarımıza seslenerek, hareketli akşamların hareket etmesini sağlayabiliyoruz. Yani aracınıza, “Koltuğu yatır” dediğiniz an, koltuk yatıyor ya da televizyonu aç dediğiniz an televizyon açılıyor. Bununla birlikte şu anda dünyanın ilk konuşan arabasını dünyaya sunmaya hazırlanıyoruz. DizaynVip bünyesinde 10 mühendis ve 10 yazılımcıdan oluşan 20 kişilik bir ekibin üzerinde çalıştığı “konuşan araba”yı 2017 yılı içerisinde tamamlamayı hedefliyoruz. Otomobillere ruh kazandıracağız. Artık otomobilinizle konuşabileceksiniz. Size güvenlik talimatlarını verecek, günlük iş planınızı aktaracak, yol durumu hakkında bilgi verecek,  size “Bugün nasılsınız? Klimanızı kaç dereceye ayarlayayım?” diye sorular soracak. İşte o zaman tüm dünya Türk’ün gücünü ve yeteneklerini bir kez daha anlayacak.

2015-2016 eğitim-öğretim yılını Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki 50 üniversitede 40 bin öğrenciyle bir araya gelerek kapattınız. Öğrencilerle bir araya gelme fikri nasıl ortaya çıktı?

Dediğiniz gibi 2015-2016 yılı içerisinde Türkiye’nin dört bir yanındaki üniversitelerde öğrencilerin hayatlarında farkındalık oluşturmak için yaklaşık 40 bin öğrenciye konferans verdim ve yeni öğretim yılında da üniversitelerden gelen yoğun talepleri karşılıksız bırakmıyorum. Yıldız Teknik Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi,  Ardahan Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Başkent Üniversitesi, Kayseri Erciyes Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi gibi Türkiye’nin doğusundan batısına kadar neredeyse her ildeki üniversitelere gittim. Tüm üniversitelerdeki öğrencilerin hayatlarında farkındalık oluşturmak, onların rol modeli olmak, bana çok büyük gurur ve mutluluk veriyor. Bu kadar çok konferansa gitmemin sebebini ise size şöyle özetleyebilirim: Henüz 10 yaşındayken, Ardahan’dan İstanbul’a gelip bir tamirhanede çırak olarak iş hayatıma başladım. Şu anda ise otomobil dönüşümünde dünyanın takip ve taklit ettiği en önemli isimlerden biriyim. Öyle ki dünyanın en önemli insanları DizaynVip by Erbakan Malkoç’un dönüştürdüğü araçları satın almak için 3-4 ay öncesinden sıraya giriyorlar. Çok büyük zorluklarla ama geldiğimiz yerin önemine göre çok kısa zamanda kazanmış olduğumuz bu başarının altında ise inanılmaz bir hayal gücü, zor ama ulaşılabilir hedeflere yönelme isteği ve hiç yılmadan çalışmak yatıyor. Şu anda Türkiye ekonomisindeki en büyük eksikliklerden biri, girişimciler. Fakat girişimcilikten kastım bir cafe veya dükkan açıp “Ben girişimciyim.” demek değil. Girişimcilik demek, zorlukların içerisinden gelip ülkeye ne katacağını düşünerek, gerçekten yeni fikirler üreterek onları hayata geçirmek için var gücünüzle çalışmaktır. Ben ilkokul mezunuyum ve bu ülkede hiç olmayan yeni bir sektörü ortaya koyarak ülkemize önemli bir değer katıyorum. Dünyada Erbakan Malkoç’u, “Çılgın Türk” olarak tanıyorlar. Demek ki zorlukların içerisinden gelip tüm dünyanın konuştuğu bir marka olmak, “Ülkemizde imkanlar kısıtlı” gibi bahanelerin arkasına saklanmadan başarıyı yakalamak mümkün. Niçin bunu pırıl pırıl zekalara sahip üniversite öğrencileri de yapmasın? Eğer gerçekten isterlerse, hayallerine ulaşma konusunda gençleri hiçbir güç tutamaz. Ben sadece gençlerin içindeki kıvılcımı harekete geçirip, onların kendilerine olan güvenlerini kazanmalarını sağlıyorum. Önlerinde böyle bir rol model varken, yapamayacakları hiçbir şeyin olmayacağına kendilerini inandırmalarında yardımcı oluyorum. Hayatına dokunulan her genç, bu ülkeyi aydınlatacak bir ışıktır ve geleceğimiz bu ışıklarla aydınlatılacaktır. 

Zor şartlarda büyüdünüz. Siz öğrencilere zorlukları aşmaları ve başarı için ne şekilde yol gösteriyorsunuz?

Sizin de belirtmiş olduğunuz gibi çok zor şartlarda büyüyerek, bir oyuncak sahibi bile olmadan bugünlere geldim. İstanbul’da bir tamirhanede çırak olarak çalışmaya başladığım zaman daha 10 yaşında bir çocuktum. Şu anda ise tüm dünyanın takip ve taklit ettiği bir şirketin sahibi olarak, başarımı öykümü, hayat mücadelemi Türkiye’nin her köşesindeki üniversitesinde okuyan gençlere anlatıyorum. İmkansız olarak görülen şeylerin nasıl başarılabileceğini kendi hayat öyküm üzerinden onlara aktarmaya, onların hayatlarına dokunmaya çalışıyorum. Gerektiğinde iş programlarımı öteliyorum ama konferans tarihlerimde bir değişiklik yapmıyorum. Hayatımın bu döneminde gençlere bir şey aktarmak, iş hayatımdan daha önemli. Bence gençlere yapılabilecek en büyük yardım, benim gibi iş hayatında belli bir noktaya gelmiş, başarıyı yakalamış kişilerin bilgilerini kendisine saklamayıp bunu gençlerle paylaşmalarıdır. Çünkü bugün gençlerimiz en güzel üniversitelerde, en iyi eğitimleri alıyorlar. Aileleri mümkün mertebe onlardan hiçbir şeyi eksik etmiyorlar. Ancak gençlerimizin hayata atılmak konusunda çok fazla korkusu var. Başarısız olmaktan korkuyorlar, hayata nereden başlayacaklarını bilmiyorlar. Bu anlamda bizlerin onların feneri olması gerekiyor. Konferanslarda tanıştığım gençler içerisinde ışık gördüklerimi tabii ki DizaynVip bünyesine katmaya çalışıyorum. Eğer sorunuzu maddi anlamda zorluk yaşayan gençlerse, bu soruya cevap vermek istemiyorum. “Sağ elin verdiğini sol el görmemelidir” sözümüz, sanırım ne demek istediğimi daha iyi anlatacaktır.

İş hayatınızda asla yapmam dediğiniz kriterleriniz var mı?

Bir iş adamı olarak itibarıma zarar verecek hiçbir şey yapmam. Büyüme hedeflerimiz doğrultusunda önüme inanılmaz büyüklükte bir iş fırsatı sundular ve bu işe imza atarsam, DizaynVip için inanılmaz büyük bir katkısı olacaktı. Ama o işin itibarıma zarar vereceğini gördüğüm anda o işe imza atmaktan vazgeçtim. Bunun dışında dostlarıma zarar verecek bir işin altına da kesinlikle girmem. Ayrıca bir arabayı dönüştürürken, asla ve asla vazgeçmediğimiz nokta güvenliktir. İnsan hayatı her şeyden önce gelmektedir. Güvenlikten sonra asla vazgeçemediklerimiz tasarım ve teknolojidir. Ölçemediğinizi yönetemezsiniz! Yönetemediğiniz noktada da işler yolunda gitmemeye başlar. DizaynVip fabrikasında her şey ölçülebilirdir ve her şey belli bir sistemdedir. Herkes kendi uzmanlık alanında çalışır. 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık