Ana Sayfa Siyaset Eroğlu çözümsüzlüğün nedenlerini anlattı

Eroğlu çözümsüzlüğün nedenlerini anlattı

Cumhurbaşkanı Eroğlu, Kadir Has Üniversitesi’nde Kıbrıs sorunu üzerinde konuştu.

Giriş Tarihi: 18 Aralık 2012 Salı 16:30
Eroğlu çözümsüzlüğün nedenlerini anlattı

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bir yandan Kıbrıs müzakere sürecinin ucu açık sürdürülemeyeceğini söylerken, bir yandan da 50 yıllık tıkanıklığın bugünkü parametrelerle çözülmesinin mümkün olmadığını savundu. Eroğlu ayrıca, Kosova’da olduğu gibi bir tarihlendirme yapılarak müzakere sürecinin başarılı veya başarısız olduğunun açıkça ortaya konması gerektiğini söyledi.


Eroğlu, önceki gün gittiği İstanbul’da Kadir Has Üniversitesi’nde “Uluslararası Dinamikler Işığında Kıbrıs Konusu” konulu konferansta konuşma yaptı.


Eroğlu, Rektör Profesör Mustafa Aydın’ı uluslararası ilişkiler disiplininde yalnız Türkiye’nin değil, dünyanın önde gelen bilim insanlarından biri olmayı başardığı için kutlayarak başladığı konuşmasında, Kıbrıs’taki müzakere süreciyle ilgili bilgi verdi.

 

Neden ilerleme olmadı?


İlerleme olmamasının nedenlerini sıralarken iki noktaya işaret eden Eroğlu, “Bunlardan birincisi uluslararası yapının Kıbrıs’ta çözümü destekleyecek nitelikte olmaması; bilakis çözümsüzlüğün devamını beslemesidir. Kıbrıs sorununda tıkanıklığın ikinci sebebi ise Rum halkının, bakınız vurgu ile tekrar etmek istiyorum, Rum halkının çözüm istememesidir” dedi.


Derviş Eroğlu, “Arap Baharı”nın sadece Orta Doğu-Doğu Akdeniz coğrafyasını değil, aynı zamanda küresel siyasi dengeleri de etkileyen bir nitelik taşıdığını ve son üç yılda Kıbrıs konusunu da etkilediğini belirtti.


“Kıbrıs meselesi ne yazık ki sadece Kıbrıs’tan veya Kıbrıslılardan ibaret değildir” diyen Eroğlu, 1960 Cumhuriyeti garantörlerinin Türkiye, Yunanistan ve İngiltere olduğunu ancak bu ülkeler dışında da ABD, Rusya ve AB aktörleri olduğunu, başka devletler de bulunduğunu anlattı.


“Kıbrıs meselesini ve müzakere sürecini gerçekten kavrayabilmek için bu küresel düzeni, denge ve değişimi kavramak, dikkatli bir şekilde yerine koymak zorundayız” diyen Eroğlu, şöyle konuştu:


“İşte Kıbrıs konusunda da ABD ile Rusya arasındaki küresel denge –hatta bu resme Avrupa Birliği’nin temel iki aktörü Almanya ve Fransa ile Kıbrıs’ta tarihi bir rolü bulunan İngiltere’de katılabilir- büyük önem taşımaktadır.


Bugünkü sürecin devamlılığı açısından Kıbrıs’ta toplumlararası çatışmaların 1963 Aralık ayında Rum saldırılarıyla başladığını kabul edelim. Aslında çatışmaların kökeni çok daha eskilere dayanmaktadır; ama 1960 yılında kurulan ortaklık devletinin yıkılmasıyla birlikte bugünkü duruma nasıl geldiğimizi değerlendirmek açısından 1963 olaylarından başlıyorum.


1964 yılında Türkiye'nin müdahalesi Amerika tarafından nasıl ve niçin engellenmiştir? Sizler herhalde meşhur Johnson Mektubu'na aşinasınız. Amerika, Türkiye'nin müdahalesine engel olurken, Rumların silahlı saldırılarının da cezasız kalması sonucunu doğuran bir politika izlemiştir. Bunun sonucunda da Türklerin, silahla kovuldukları ortaklık devletinin münhasıran Rumlar tarafından ele geçirilmesine göz yumulmuştur. Bakınız; ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ gerçekte 1963 Aralık ayında yıkılmıştır; ancak bir suret, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin sadece sureti Rumlar tarafından kontrol edilmektedir. Pekiyi bu devletin anayasası, Kıbrıs Türklerine eşit haklar tanıyan temel ilkeleri ne olmuştur? Bunlar tam yarım asırdır yok sayılmaktadır.”

 

“Bugünkü haliyle asla çözülemez”


Eroğlu, 50 yıllık tıkanıklığın, bugünkü parametrelerle çözülmesinin mümkün olmadığını belirterek, “Bir başka ifadeyle Kıbrıs sorunu bugünkü haliyle asla çözülemez. Sorun, aktörlerde değildir. Sorun bizzat oyunun dizayn ediliş şeklindedir. İşte Talat-Hristofyas ikilisi; neden çözemediler?” diye sordu.


Hekimlikte de politikada da doğru teşhis yapmak gerektiğini vurgulayan Eroğlu, “Siyasetçi bir hekim olarak çok net bir şekilde ifade etmek zorundayım ki Kıbrıs meselesine yanlış teşhis konmuştur.Tabiatıyla teşhis yanlış olunca, tedavi de yanlış olacaktır. İşte bu nedenle hasta sürekli koma halindedir” diye konuştu.

 

Self Determinasyon hakkı


Cumhurbaşkanı Eroğlu, zaman zaman ziyaretine gelen yabancı konuklara “Kosova’da, Güney Sudan’da veya Doğu Timor’da tanıdığınız self-determinasyon, yani kendi geleceğini tayin hakkını neden Kıbrıs Türklerine tanımaktan kaçınıyorsunuz?” diye sorduğunu da belirterek, “Rumlar bizi istemiyorlar… Bunu da açıkça, demokratik iradeleriyle ortaya koydular ve koymaya devam ediyorlar” dedi.


Eroğlu, son kamuoyu yoklamalarına işaret ederek, Kıbrıs Rum halkının yüzde 80’lerin üzerinde çözüme karşı dururken Türk tarafında bu oranın yüzde 50’nin üzerinde olduğunu belirtti.



2 büyük gelişme


Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Kıbrıs’ta son zamanlarda iki büyük gelişme yaşandığını; bunlardan birinin Kıbrıs’ta barışın çimentosunu karmak için kullanılabilecek Türkiye’den borularla su taşınması projesi olduğunu ve suyu Rum tarafıyla barışçı amaçlarla paylaşmaya hazır olduklarını kaydetti.


İkinci büyük gelişmenin ise Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının kullanımıyla ilgili olduğunu ifade eden Eroğlu, bu konuda ilmi bilgilerden faydalanmaya devam edeceklerini, “Doğu Akdeniz’de gerçekten ne kadar gaz yatağı bulunduğu, sorunlu bir coğrafyada bu gazın çıkartılıp, dünya pazarına sunulmasının mümkün olup, olmadığının” çok önemli sorular olduğunu belirtti.


Cumhurbaşkanı Eroğlu, Rum muhataplarına eğer varsa bu zenginliği ortak iradeyle çıkarma ve Türkiye üzerinden dünyaya pazarlama, gelirini de barışın finansmanı için kullanma önerisi yaptıklarını ama Rum liderliğinin buna sıcak bakmadığını anlatarak, Güney Kıbrıs’taki başkanlık seçimini kazanmasına mutlak gözüyle bakılan Nikos Anastasiades’in tavrına bakınca da endişelerinin arttığını söyledi.

 

“Zaman takvimi elzem”


Sonuç alıcı görüşmeler yapılabilmesi için, Kıbrıs’ta var olan gerçekler dikkate alınarak “belirli bir zaman takvimi, anlamlı müzakereler ve bunun sonunda garantörlerin de katılacağı bir sürecin” elzem olduğunu ifade etti.


Ucu açık görüşmelerin 44 yıldır sürdüğünü ve sonuç vermediğini kaydeden Eroğlu, Rum tarafının sadece konuşmayı yeğlediğini; çok taraflı toplantılardan ısrarla kaçtığını; Kıbrıs Türklerine karşı uygulanan haksız ambargoların hiçbir siyasi, hukuki veya ahlaki temeli bulunmadığını ama ambargoların sürdüğünü söyledi.


Eroğlu, “O zaman, demokratik iradesini hep barıştan yana koymuş olan Kıbrıs Türklerinin cezalandırılmasına derhal son verilmelidir. Netice itibarıyla KKTC bir gerçekliktir. Bunun inkârı bize bir şey kazandırmamaktadır; kaldı ki aslında KKTC’nin güçlü varlığı, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir anlaşmanın da garantisidir” dedi.


Eroğlu, Kıbrıs müzakere sürecinin ucu açık sürdürülemeyeceğini, bir tarihlendirme yapılması ve tarihlendirmeye bağlı olarak müzakere sürecinin başarılı veyahut başarısız olduğunun ortaya açıkça konulması gerektiğini belirterek,”Bu, Kosova’da yapılmıştır. Eğer başarısızlık durumu söz konusu olursa o zaman da Kıbrıs Türklerine münhasıran ne yapmak istedikleri sorulmalı ve çıkacak sonuca Rumların saygı göstermesi sağlanmalıdır ki bu da hem Doğu Timor’da, hem de Güney Sudan’da yapılmıştır. Sıra artık kaçınılmaz bir şekilde Kıbrıs’a gelmiştir” diye konuştu.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

YDP'den insan hakları günü mesajı

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık