Ana Sayfa Ekonomi "İç ve dış borçları ödeyemez durumdayız"

"İç ve dış borçları ödeyemez durumdayız"

Maliye Eski Bakanı Birikim Özgür, küresel piyasalardaki gelişmeleri değerlendirdi. Özgür, ülke olarak kamu maliyesi açısından bakıldığında ne iç borçları ne de dış borçları ödeyebilecek durumda olmadığımızı söyledi.

Giriş Tarihi: 21 Kasım 2016 Pazartesi 11:22

Fed'in faiz artışına yakın beklentisi ve Türkiye'deki siyasi gerilimin piyasaları tedirgin etmesi nedeniyle doların 3,40'ı aşarak rekor kırması, Euro'nun ilk kez 3,61'in üzerine çıkması ve 3,70 çizgisinde olan Sterlinin yeniden 4 liranın üzerinde seyretmesi KKTC'deki vatandaşları da endişelendirmeye başladı.

"Halk yararına müdahale edebilecek koşullar oluşturulabilmeli"

Dövizin son zamanların en yüksek rekorunu kurmasıyla ilgili olarak Yeni Bakış'a konuşan Maliye Eski Bakanı Birikim Özgür, hükümetlerin birinci görevinin yapısal olarak sistemi güçlendirmek olduğunu belirterek, öngörülen bir takım yapısal reformların uygulanmasının önemli olduğunu söyledi. Özgür, yapısal reformları her partinin tespit edebileceğini, ancak iş icraata geldiği zaman hayata geçirmenin çok kolay olmadığını kaydetti. Özgür, hükümetlerin sistemi güçlendirerek bu sayede hem sisteme sürdürülebilirlik özelliği kazandırmak  hem de olası kriz durumlarında kamunun ekonomiye, halk yararına müdahale edebileceği koşulları oluşturmak olduğunu belirtti.

Özgür: İç ve dış borçları ödeyemez durumdayız

Özgür, ülke olarak kamu maliyesi açısından bakıldığında ne iç borçları ne de dış borçları ödeyebilecek durumda olmadığımızı ifade etti. Özgür, bütçe açıklarının da söz konusu olduğunu belirterek, kamu gelirleriyle ilgili bir takım vergileri düşürmek suretiyle pahalılık ortamını bir nebze de olsa halkı koruyacak şekilde düzenleme imkanına sahip olunmadığını dile getirdi. "Gelirlerimiz devlet içinde yeterli olamıyor"diyen Özgür, bu nedenle yapısal reformların büyük önem taşıdığını söyledi.

"Sektörel bazda yapılacak işler de var"

Özgür, şunları söyledi, "Eğer, devletin gelir ve giderlerinin daha dengeli olduğu bir yapıya kavuşmuş olsaydık, dövizin yükseldiği koşullarda belirli bir süreliğine dahi olsa kamu bazı gelirlerinden feragat ederek halkı rahatlatabilirdi. Sektörel bazda yapılabilecek bir takım işler de vardır. Örneğin, CTP'nin iktidarda olduğu dönemde inşaat ve emlak sektörü ile ilgili tapu harçlarının düşürülmesi gibi bir takım uygulamalar hayata geçmişti"

"Krizlerle baş edebilecek kapasiteden çok uzaktayız"

Maliye Eski Bakanı Özgür, ülkenin kamu yapısının çok elastik bir bütçeye sahip olmamasından  dolayı krizlerle baş edebilecek kapasiteden çok uzakta olduğunu kaydetti. Özgür, tüm bunlara rağmen ülkeyi yönetenin hükümetler olduğunu ifade ederek, bir takım yaratıcı projelerle dövizdeki artışın veya petrol fiyatlarındaki artışa bağlı yaşanan pahalılanmayı öteleyici tedbirler alınması gerektiğine dikkat çekti.

"Hükümette kaderci bir yaklaşım hâkim"

UBP-DP hükümetinin kriz koşullarında sektörlerle bir araya gelip ortak karar üretme ve birlikte yürütme anlayışı içinde olmadığını söyleyen Özgür, şöyle devam etti, "kamuoyundan takip ettiğim kadarıyla hükümetin böyle bir çabası yok. Hükümet yaratıcı çözümler bulma noktasında değil. Daha ziyade UBP-DP hükümetinde kaderci bir yaklaşım hakim. Diğer taraftan yapısal sorunları aşmak için atılan hiçbir adım yok. Seçim koşullarında sadece seçim ekonomisi uygulayan ve yapısal sorunları daha da derinleştiren bir yaklaşım söz konusu. Hükümetin,  döviz kurlarındaki artışın yol açtığı krizi halk yararınadönüştürecek  bir tedbir aldığını ben gözlemleyemedim.  Bu  konudahükümeti eleştiriyorum"

Tatar: Ufak tefek tedbirlerle bunun önüne geçilemez

Maliye Eski Bakanı Ersin Tatar ise "Türk Lirası bizim kontrolümüzde olan bir para değil" diyerek, ufak tefek tedbirlerle bunun önüne geçilemeyeceğini belirtti. Tatar, hükümetin hayat pahalılığını halka vermek için bir düzenleme yapmak zorunda olduğunu ifade ederek, bütçeye konulan rakamların aynı kalması durumunda yeterli olamayacağını kaydetti. Tatar, hükümetin daha çok kaynak yaratması gerektiğinin altını çizerek, hayat pahalılığının önüne geçilebilmesi için bunun şart olduğunu söyledi. "KKTC ucuzladı" diyen Tatar, ülkenin turizm açısından ucuz olduğunu, bunun fırsat bilinmesi gerektiğini belirtti. Tatar, ülkeye daha çok kaliteli öğrenci ve turistin gelebilmesi için hükümetin bu konuda daha çok etkin olması gerektiğini vurguladı. Tatar, daha çok ekonomik faaliyetlerle halkın cebine biraz daha fazla para girmesinin sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

"Hükümetin elinde sihirli değnek yok"

Tatar, şunları söyledi, "Hükümetin elinde sihirli değnek yok. Bir günde birşey yapılamaz. Döviz zaten bizim kontrolümüzde olan birşey değil. Dolayısıyla hükümetin yapacağı şeyler sınırlıdır. Rekabet gücünün verdiği avantajı değerlendirebilmek için hükümetin ilk önce siyasete güven vermesi gerekir. Piyasalara güven vermesi gerekir ki ekonomik faaliyet devam etsin. İş bir fırsata dönüştürülebilir noktasında bir kamuoyu yaratılması gerekir. Ancak, bugün vatandaşın cebindeki para azalmıştır. Kira bedelleri, borçların hepsi Türk Lirası bazında artmıştır. Bu olumsuzluk umarız ki kısa vadede olumlu duruma dönüştürülebilir"

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık