Ana Sayfa Yurt Lefkoşa'da temiz park kalmadı

Lefkoşa'da temiz park kalmadı

Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dânâ, “Geçici çözümlerle Lefkoşa yaşanır hale getirilemez, şu anda Lefkoşa’da çalışan temiz bir park yok, sokak lambaları, trafik ışıkları yanmıyor ve çöpler yine birikecek” dedi

Giriş Tarihi: 29 Ekim 2012 Pazartesi 13:03
Lefkoşa'da temiz park kalmadı

Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dânâ, Lefkoşa’yı “utanılacak bir kent” olmaktan kurtarmak, en azından çöplerden temizlemek ve selden korumak için bayram tatili dahi yapmadı. Kaymakam Dânâ, KIBRIS’a yaptığı açıklamada, asıl önemli olanın, çöpleri temizlemek değil, belediyede sorunları çözüp, temizlik başta olmak üzere tüm hizmetleri sürekli kılabilmek olduğunu belirtti.


Çünkü Kaymakam’a göre salı günü yani yarın her yer temiz olsa bile, bir sonraki gün belediye çalışmazsa, her yer yine çöple dolacak…


Lefkoşa’da belediye çalışanlarının grevi sürüyor… Araya beş günlük bayram tatili de girdi ve sendikayla “işveren” oturup konuşmadı… Doğrusu, “işveren”in kim olduğu konusu da net değil. Sendikanın ne istediğini biliyoruz (eski ihtiyat sandığı – sosyal sigorta yatırımları yapılsın, zamanında maaş ödensin ve bundan sonraki yatırımları düzgün yapılsın)  ama “işveren”in kim ya da kimler olduğu pek ortada değil…


Sendika, “Belediye Başkanı” ile mi yoksa “Belediye Meclisi” ile mi görüşüp sorunlarını çözecek?
Ya da sendikanın muhatabı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı mı? Yani hükümet mi olacak?


Yasal durum, toplu sözleşmede “Belediye Meclisi”ni işaret ediyor… Ancak Belediye Meclisi her ne kadar “işveren” olarak kabul edilse de, toplanıp, her hangi bir karara imza atmıyor… 22 belediye meclisinin 12 tanesi başkan ile aynı taraftan. Yani Ulusal Birlik Partisi (UBP) üyesi… Sadece bu 12 kişi toplansa, bazı kararlar alabilir ama onlar da toplanamıyor…


Kısacası, belediyeyi grev ve “yönetimsizlik” kilitlemiş durumda…

 

Kriz ve kaos!

Haliyle, belediyenin yaşadığı bu “kriz”, Lefkoşa’yı “çöplüğe” çözüm umutlarını da “kaos” noktasına getirdi.


Lefkoşa Kaymakamı Kemal Deniz Dânâ, bayram tatili yapmadı… “Örnek” bir çalışma temposu sergiledi ve tatil süresince sokak sokak dolaşıp, beş özel şirket, bir üniversite ve dört belediyeden aldığı destekle çöpleri temizlemeye girişti… Temizleyebildi mi?


Dânâ, dün KIBRIS Gazetesi’ne çalışmaları, sorunları, belediyeyi, su baskınlarını ve çöpleri anlattı…


Kaymakam Kemal Deniz Dânâ, “Çöpleri temizlemeye çalışıyoruz, su baskınlarını önleme konusunda çok önemli adımlar attık ama özellikle çöp ve diğer belediye hizmetlerinin devamlılığı önemli” dedi.


Dânâ’ya göre eğer “taraflar” oturup çözüm bulmazsa, çöp sorunu çözülemeyecek…
Hassa, Karalım, Bulduk, Olay Trans ve Salih Çaltıkuşu adlı beş özel şirket, Yakın Doğu Üniversitesi, Beyarmudu, İskele, Esentepe ve Güzelyurt belediyeleri çöpleri topluyor.

 

Çöp sorunu çözülemez!

Kaymakam’a göre Salı günü yani yarın çöpler toplanmış olacak… Ama çöpler bitmiyor ki! Bir taraftan toplanıyor, öteki taraftan yine birikiyor. “Ana caddeleri temizledik, ara sokaklara girdik, tatil nedeniyle çöpler çoğalınca, bir taraftan temizledik, öteki taraftan yine birikti” diyen Dânâ, vatandaşların çok daha duyarlı davranması gerektiğine dikkat çekiyor.


“Şu anda salıdan itibaren ne olacağını kestirmek kolay değil; umudumuz, greve son verilecek çözümün olması ve sadece temizlik değil, tüm hizmetlerin sürekli hale gelmesi” diye konuşan Dânâ, şöyle devam ediyor:


“Patlak borular var, tıkanan kanalizasyonlar var, trafik ışıkları bozuluyor, sokak lambaları çalışmıyor. Bazılarını yaptırdık ama yetişmek kolay değil. Ekip kurduk. Su kanalı girişlerini, ızgaraları temizledik. Halk kendi evinin önünü de temizliyor ama bir konu var çok önemli. O da küçük naylon poşetler. Birçok vatandaş çöpünü küçük poşetlerde atıyor. Oysa siyah çöp naylonlarında kapalı atsalar, toplamak – temizlemek daha kolay olacak.”

 

Tatil yapmayan Kaymakam

Göçmenköy Muhtarı Ayşe Başaranel’in ofisi – evi iş yerindeyiz… Üçü bir arada… Nefis köy hellimi, çakıstes, domates, çörek ve çayla kahvaltı yapıyoruz… Muhtar ve Göçmenköylü bir grup vatandaş, pazar günü Kaymakam’ın çalışıyor olmasından, yaptıklarından memnun…


Salih Ünlücan, “vatandaşlara evlerinin önünü temizlemeleri konusunda çağrı yapılmalı” diyor sohbet sırasında. Halkın çöp konusunda bilinçsiz, anlayışsız olduğunu da ekliyor. Kaymakam dinliyor ve ekliyor:


“İnsanımız yardımseverdir, evinin önünü de temizliyor, muhtarlar kendi mahallelerinde öncülük de yapmaya çalışır. Ancak bazı bölgelerde duyarsız vatandaşlarımız da vardır. Çöpleri olur olmaz bir şekilde atıyorlar. Yapmasınlar.”


Bu arada Lefkoşa’da merkezde 23, tüm kaza genelinde ise 52 muhtarlık olduğunu öğreniyoruz…

 

Izgaralar çöplerle kapandı!

Su baskınlarına geliyor konu sohbet sırasında… Kaymakam’a göre en son baskın, ızgaraların çöpler tarafından tıkanması nedeniyle yaşandı. Ve bundan böyle, aşırı yağışlarda belki bir iki nokta gene sorun yaşayabilir ama Taşkınköy’ü su basmayacak.


Kaymamak, son baskında Doktoroğlu Mağazası önündeki kanalın tıkandığını ve bu mağazanın bahçesine yine su girdiğini kaydediyor. Sanayiden gelen suyun buna sebep olduğunu ekliyor. Ama Lefkoşa Sanayi Bölgesi’nin Beşparmak Dağları tarafına açılan kanalların, eski baskınları engellediğini belirtiyor.


Kaymakam, üç bölgeden Sanayi Bölgesi’ne gelen akışların önünün kesildiğini bildirirken, özellikle Doktoroğlu bölgesinde ikinci bir kanal veya iyileştirme gerektiğine vurgu yapıyor. “Yağış çok olursa yine taşacak orası” diyor.


Konu dönüyor dolaşıyor yine Lefkoşa Türk Belediyesi’ne geliyor…

 

Acil çözüm şart

Arabada çöp manzaralı Sanayi Bölgesi’ni gezerken sohbetimiz sürüyor:


“Belediye çalışmıyor. İşin gerçeği bu. Benim önerim, tüm tarafların yani hükümetin, belediye başkanının, meclisinin ve sendikanın yer alacağı bir toplantı yapılması. Hem de hemen. Mali yönden, sosyal yönden, hizmetler yönünden bir protocol hazırlanması. Protokolün imzalanması ve imzalara uyulması. Belediye Meclisi üyeleri de görev üstlenmeli. Sistem çalışmaz hale geldi. Çalıştrılmalı. Geçici çözümlerle Lefkoşa yaşanır hale getirilemez. Kalıcı ve uzun süreli çözümler şart. Şu anda Lefkoşa’da tek bir çalışan – temiz park yok. Sokak lambaları, trafik ışıkları çalışmıyor. Sanayi Bölgesi ayrı sorun. Burasının temziliği belediyeye mi Sanayi Dairesi’ne mi ait bilmiyoruz. Biz temizliğini yapıyoruz Pazaresi (bugün). Ama yeterli olmayacağı açık.”

 

Sanayi Bölgesi’nde işgaller var

Kaymakam Dânâ’ya göre Sanayi Bölgesi’nde sorunlar çok ciddi. Örneğin, toprak alan veya yeşil alan diye bırakılan bir çok bölge, yasadışı şekilde işgal edilmiş durumda… Toprak ve yeşil alan kalmadığı için, su akıyor ve baskınlar artıyor. Akışı engelleyecek bölge kalmadı. Uslsüz eklemeler yapıldı. Geçmişte yasadışı akaryakıt depolaması da vardı. Kaymakamlığın yetkisine giren bu sorun çözülmüş…


Sanayi Bölgesi’nde molozlar ve büyük oranda çöpler ortada… “Pazartesi toplayacağız ama toplasak da yine birikecek” diyor Kaymakam Dânâ ve ekliyor:


“Sanayi Dairesi ve Belediye’nin bu konuda oturup anlaşması lazım. Temziliğin kime ait olduğu konusunda uzlaşılması lazım… Bunu aşmak zor değil diye düşünüyorum ve aşılması şart…”

 

Doktoroğlu Mağazası’nın önü

 

Dönüp dolaşıp, Doktoroğlu Mağazası önünde duruyoruz… Sanayi Bölgesi’nden gelen çöpler, son yağışta buradaki logarı tıkadı. Az ötede, biro to galerinin önündeki kaldırım çok yüksek. Logar kaldırımda kaldı. Alttan küçük beş inçlik bir boru kondu ama yeterli olmadığı için, azacık yağmurda burası göle dönüşüyor.


Kaymakama göre, buradaki ana yol altından giden kanal yeterli ama logarlar bazen yetersiz olabiliyor. Karayolları Dairesi’ne kaldırımla ilgili sorun bildirildi. Çözümü bekleniyor. Buradaki suyu Altınbaş Petrol yanındaki dereye taşıyan kanal yeterli ama kanala suyu aktaracak logarların bazıları tıkanınca sorun yaşanıyor. Buradan taşan su da Taşkınköy’ü basıyor.


Kaymakama göre artık basmayacak çünkü alınan tedbirler yeterli. Sadece, bahsettiğimiz oto galeri ve Doktoroğlu Mağazası önündeki logarlar hala tam yeterli değil. 20 kilogramdan fazla yağış olursa, yine “orada” sıkıntı olacak…

 

Stavrogonna’dan Lefkoşa Kaymakamlığı’na

Baf’ın Stavrogonno köyünde, dört çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak 1965 yılında doğan ve Eskişehir Üniversitesi’nde iktisat (Ekonomi) okuyan Dânâ, 1994’ten beri Lefkoşa Kaymakamlığı’nda çalışıyor… Evli ve üç çocuk babası… Uzun yıllar Akdoğan’da yaşadı. Şimdi Maraş’ta yaşam sürüyor… Bayram tatili yapamadı. Bundan gocunmuyor. “Su basmayacak, çöpler temizlenecek, bu konuda Başbakan ve İçişleri Bakanı’nın kesin talimatı var” diyor.


Ama asıl önemli olanın, çöpleri temizlemek değil, belediyede sorunları çözüp, temizlik başta olmak üzere tüm hizmetleri sürekli kılabilmek. Çünkü Kaymakam’a göre Salı günü yani yarın her yer temiz olsa bile, bir sonraki gün her yer yine çöple dolacak…

 

Vatandaşla sohbetler

Mart ayında Lefkoşa Kaymakamı olan Dânâ ile Taşkınköy’de baskınlardan bıkıp usanan Çiçek Manioğlu adlı kadının evine gidiyoruz…


Çiçek Manioğlu, komşusu Nadi Serhun’la sohbet ediyor. Nadi Serhun bir İspanyol vatandaşı… 1969 yılında Kıbrıslı Türk eşi ile evlenmiş ve O da Taşkınköy’de yaşıyor…


Nadi Serhun yaşadıkları su baskınlarını “rezalet” olarak tanımlıyor. Çiçek Manioğlu, hükümete olan inancını yitirmiş. Özellikle bir su baskını sırasında Başbakan’ın Güzelyurt’ta halı saha açılışında bulunmasını çok şiddetli sözlerle eleştiriyor.


O günlerde de eleştirmişti.


Kaymakam Dânâ, iki “kızgın” Lefkoşa sakinine, bölgede her yağışta göle dönüşen 150 metrelik bölgeye yeni kanal yapılması için çalıştıklarını anlatıyor. Mevcut kanalların yetersizliğinden söz ediyor.


Çiçek Manioğlu, “zararımız en az 30 bin TL” diyor ve kahveler yapılırken ekliyor:


“Maddi – manevi mahvolduk. Eğer çözülürse bu sorun, inanın size çok dua edeceğim. Vallahi, gerçekten bıktık usandık. Tazminatımızı da alamadık.”


Kaymakam söze giriyor:
“Tespitler yapıldı. Maliye Bakanlığı’na gönderildi. En yakın zamanda tazminatlar ödenecek”.


Çiçek Manioğlu inanmıyor:
“Amaaaan, Mailye Bakanlığı’na gittiyse, hiç alamayacayık! Bakın bakın, duvar yaptırdık, su eve girmesin diye… Kapılar silikonlandı hep…”


Kaymakam devam ediyor:
“Vatandaşımızın devlete güveni kalmadığını söylemek doğru olmaz sanırım. Ama herkes karamsar. İşte bu karamsarlığı yıkmak için burayı bir daha su basmaması lazım. Bunun için çalışmak lazım. Çalışıyoruz. İnsanların karamsarlığını ortadan kaldırmak şart. Yeni kanal açılacak sorun çözülecek.”


Çiçek Manioğlu pek umutlu değil:
“Su baskını oluyor, kimse gelmiyor. Hükümet heşahe peşinde. Alkış istiyorlar… Bir tek Kaymakam her defasında geliyor… İhmal var burada. Hükümetin ihmali… Bir defasında buzdolabım devrildi. Suyun içinde insan pislikleriyle birlikte yüzüyordu. Bunun bedelini kim ödeyecek? Haaa torpilliler tazminatlarını da aldı; biz alamadık...”


Kaymamak, “torpil yok, öyle bir şey yok” diyor ve anlatıyor:


“Devlet Emlak Malzeme Dairesi, Planlama Dairesi, araç varsa Araç Kayıt Dairesi, Kaymakamlık zarar tespiti yapar. Mal sahibine de imzalatır. Kabul etmeyen imzalamaz. Değerlendirme Komitesi zararı belirler. Ama eve su girdi, temizlik ücreti verilmez.”


Çiçek Manioğlu lafı kesiyor ve “buzdolabım, dikiş makinem gitti. Çek yatlar. Battaniyeler mahvoldu. Mutfak dolapları eridi. En az 30 bin TL zararımız var” diyor.


Ve Nadi Serhun söze giriyor… Çok güzel bir “İspanyol Türkçesi” ile konuşuyor:


“Tam bir felaket. Kaç defa? Kaç defa? Zarar ziyan çok büyük. Koltuklar gitti, televizyon gitti… Ben hiç bir şey istemem. Sadece bir daha su basmasın isterim. Bir de bize yalan söylemesinler… 5 defa oldu. 5 defa geldiler hep yalan söylediler. Ben artık yalan istemiyorum. Yapacağız, edeceğiz, onaracağız derler yapmazlar. Bu olmasın yeter.”


Çiçek Manioğlu, son sözü alıyor:


“Bizim hükümettekiler Recep Tayyip Erdoğan’ı taklit etmeye çalışır. Erdoğan her felakette ayağında çizmelerle vatandaşının yanındadır. Bizimkiler de bir kez giyip gelsinler madem taklit edecekler da görelim.”


Kahveler bitiyor, sohbet tamamlanıyor. Kaymakam son sözlerini ekliyor:


“Çöpleri temizliyoruz, su baskınlarını çok çok büyük oranda engellediğimize inanıyoruz. Bir tek aşırı yağışta Doktoroğlu Mağazası önü ve az ilerisindeki oto galerinin önünde, kanala su aktarılması konusundaki sıkıntı aşılmazsa yine sorun olabilir… Ama sorun, bunları yapmak ve  çöpleri toplamak değil ki sadece. Asıl çözülmesi gereken, belediye grevidir… Belediye çalışmak zorundadır. Tüm taraflara görev düşüyor. Oturup anlaşmaları lazım. Belediye çalışanlarına özellikle görev düşüyor…”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

EYLEM İLE İLGİLİ 7 KİŞİ HAKKINDA YASAL İŞLEM!

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık