Ana Sayfa Gündem Mağusa İnisiyatifi'nden "kader birliği" çağrısı

Mağusa İnisiyatifi'nden "kader birliği" çağrısı

Mağusa İnisiyatifi adına Mertkan Hamit tarafından yapılan yazılı bir açıklama ile Troyka tarafından Güney Kıbrıs'a sunulan ekonomik paket ile Kuzeu Kıbrıs'ta imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü eleştirildi.

Giriş Tarihi: 13 Aralık 2012 Perşembe 13:44
Mağusa İnisiyatifi'nden

Mağusa İnisiyatifi adına Mertkan Hamit tarafından yapılan yazılı bir açıklama ile Troyka tarafından Güney Kıbrıs'a sunulan ekonomik paket ile Kuzeu Kıbrıs'ta imzalanan Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü eleştirildi.

 

Açıklamanın tam metni şöyle:

 

"Son günlerde Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum toplumunun gündemlerinde ekonomik önlem paketlerine dair yaşanan gelişmeler yer almaktadır. Birbirinden yeşil hat, dikenli tel, milliyetçilik ve türlü hamasetle ayrılan iki toplum herşeye rağmen küresel krizin şamarıyla ortak bir zeminde buluştu. Bu zemininin adı güneyde Troyka, kuzeyde ise Trkoyka.



TROYKA NEDİR? AMACI NEDİR?


Troyka, AB Merkez Bankası, IMF ve AB Komisyonunun oluşturduğu üçlünün kendine verdiği isimdir. Troyka sürdürebilir ekonomik düzen oluşturma amacıyla bağımsız bir devlet olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni vesayet rejimine dönüştürmeyi hedefleyen müzakareleri başlattı ve geçtiğimiz günlerde de Kıbrıs Cumhuriyeti ile Troyka bir memorandum üzerinde uzlaştı/uzlaştırıldı.

 

Ekonomik istikrar ana hedef olarak belirlenirken, bu süreç sonucunda Kıbrısrum toplumunun ihtiyaçlarının kaçıncı sırada yer aldığı konusunda ise net bilgi yok.



Troyka ile Anlaş(tırıl)ma memorandumunun ilk cümlesi “bu ekonomik ayarlama programı Kıbrıs’ın karşılaştığı iktisadi, mali ve yapısal zorluklara cevap verecektir”  şeklinde başlıyor.

 

Devamında ise, makroekonomik dengesizliğin üstesinden gelmek ve sürdürebilir büyümeyi sağlamak amacıyla rekabetin serbestleştirmesini, verimsiz kamu teşebbüslerinin özelleştirilmesini ve kamu maliyesinin rasyonalize edilmesini talep ediyor.

 

Troyka ile imzalanan memorandum, toplumdaki tüm hassasiyetlere rağmen,  Kıbrısrum toplumuna neoliberal sistemin taleplerini buyuruyor.



TURKOYKA NEDİR? AMACI NEDİR?


Turkoyka, TC Başbakanlık Kıbrıs İşler Müşavirliği, TC Lefkoşa Büyükelçiliği Yardım Heyeti ve TC Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün oluşturduğu üçlüye verebileceğimiz isimdir.

 

Turkoyka, Kuzey Kıbrıs’ta ekonominin sürdürülebilir olma amacıyla yetkili KKTC makamlarıyla görüşürken, aslında siyasi ve ekonomik vesayetin durumu da bir kez daha ortaya çıktı.

 

Öyle ki son kertede ancak anlaşma sağlanıp imza atıldıktan sonra UBP hükümeti, kamuoyunu ekonomik paketin içeriği ile ilgili olarak bilgilendirdi.

 

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Troyka ile yaptığı anlaşma gibi Turkoyka ile yapılan bu anlaşma da makroekonomik istikrar hedefini taşıyor ve Kıbrıstürk toplumunun ihtiyaçlarının gündemin kaçıncı maddesi olduğunu kimse bilmiyor.

 

Turkoyka ile anlaşılan ekonomik paketin ilk cümlesi: “Sürdürülebilir ve rekabet edebilir bir ekonomik yapının istikrarlı büyümesini sağlamak, istihdamı arttırmak, sağlanan mali disiplini sürdürülebilir kılmak ve dışa bağımlılığı azaltmak, yurt içi tasarrufları artırmak, tasarrufların yatırıma dönüşmesini sağlamak ve böylece makroekonomik istikrarı güçlendirmektir” şeklinde. Devamında ise sürdürülebilir bir ekonomi için yapılması gerekenler özelleştirme, kamu maliyesini rasyonalize edilmesi ve diğer ezber neoliberal reformları içeriyor.

 

Turkoyka ile imzalanan ekonomik paket, toplumdaki tüm hassasiyetlere rağmen, Kıbrıstürk toplumuna neoliberal sistemin taleplerini buyuruyor.



Tespitimiz:



Fazla söze gerek yok, Kıbrıs’ın dikenli tellerine rağmen sistemin buyurduğu paketler aynı akıl, aynı anlayış ve aynı vizyonun ürünüdür.

 

Kıbrıslıtürkler ile Kıbrıslırumlar birbirlerine ne kadar benziyorsa, egemen anlayışın ekonomik dertlerine çaresi olan Troyka’nın memorandumu ile Turkoyka’nın paketi da birbirine o kadar benziyor. Ne memorandum, ne de paket Kıbrıs’ta yaşayan insanların hassasiyetlerini dikkate alıyor.



Öngörümüz:



Önümüzdeki günlerde kuzeyde paketi reddedenler, paketi redderken uygulanabilir yanlarını ortaya koyanlar ve paketi yüceltenler arasında tartışmalar gündemi belirleyecek.

 

Benzeri bir biçimde, Güneyde de Kıbrısrum toplumu başkanlık yarışının ekseninde momerandumu reddedenler, momerandumu redderken uygulanabilir yanlarını ortaya koyanlar ve momerandumu yücelten üç adayın atışmaları gündeme damgasını vuracak. Buna rağmen resmin yarısına bakarak sonuç üretilemeyeceğini kimse kabul etmeyecek.



Çağrımız:

 

Yaşanan bu dar boğazda Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırumlar aynı zamanda aynı kaderi paylaşıyor.

 

Siyasi geçmişimiz, çekişmelerimiz, Evet/Hayır tartışmalarımız süredursun insanların hayatlarını eş zamanlı olarak doğrudan etkileyen bir problem vardır ve bugün o problem, büyüğün küçüğü yok ederek var olmaya çalışmasıdır.

 

İster Troyka ister Turkoyka tarafından dayatılsın insan odaklı bir politikaya hizmet ettiğini iddia eden tüm kesimler, bu dayatılanın ızdırap verici olduğunu görmelidir.




Kıbrıs’ta çözüm ve barışın en eski ve dirayetli savunucuları kendini sol düşüncenin çevresinde tanımlayan insanlardır. Bugün çark döndü.

 

Artık, Kıbrıslıtürkler ve Kıbrıslırumlar sadece çözüm için değil aynı zamanda yapılan vahşi dayatmalara karşı da direnebilmek için kader birliği yapmanın önlenemez olduğunu görmelidir.

 

Herkes, Kıbrıs’ta umudun, barışın ve özgürlüğün anahtarının anlamlı, sürekli ve slogandan öteye geçebilecek bir “Ortak Mücadele” anlayışı olduğunu görmelidir.




Artık yalnızca Kıbrıs sorununun çözümü için masaya oturmak yeterli değildir. Çeşitli konularda paydaşların etkilendikleri tüm konularda oturup ortak vizyon oluşturmak için çaba göstermeleri olmazsa olmazdır.

 

Bunun aksine davranıldığı durumda ortaya çıkanlar, gelecekte yaşayacaklarımızın bir göstergesi olarak algılanmalıdır. Gelecekte yaşanan ekonomik yıkım, sosyal varoluş kaygısı, siyasi bunalımdan daha büyük yıkımların sorumluluğunu hiçkimse taşımak istemeyecektir.

Önerimiz:

 

Tüm zıtlıklara rağmen nasıl ki Kıbrıs sorununun çözümü sırasında müzakerecilerden hiçbiri masadan kalkmamıştır, ortak mücadelenin anlamlı olabilmesi için de paydaşların tümünün anlaşana kadar diyaloğu sürdürmeleri olmazsa olmazdır.

 

Adamızın karşılaştığı siyasi ve ekonomik problemlerin üstesinden gelinmesi, yeni bir dinamiğin yakalanmasi için sadece görece iyi niyetli dar grupların veya sendikaların bir araya gelmesi yeterli değildir. Tüm zıtlıklara rağmen iki tarafın yığınsal siyasi partilerinin de böyle bir sürece dahil olması zaruridir."

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

ÇALIŞMA VE OKUL SAATLERİNE UYMAYACAKLAR

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık