Ana Sayfa Yurt Mazbata kabusu

Mazbata kabusu

Kuzey Kıbrıs’ın kanayan yarası haline gelen mazbatalardan dolayı hapis yatma gerçeği birçok insanın korkulu rüyası olmaya devam ediyor.

Giriş Tarihi: 25 Kasım 2012 Pazar 18:53
Mazbata kabusu

Borcundan dolayı hapis yatanlar ağır cezaevi koşullarının yanında, cinayet, hırsızlık gibi suçları işleyenlerle aynı koğuşta çile dolduruyor. Bu kişilerden bir tanesi olan ve mazbatadan dolayı 5 kez hapis yatan Kıbrıslı Türk Soner Şenol, cezaevlerinin suç barınağı olduğunu, insanların ıslah olmak yerine birer suç makinesine dönüştüğünü iddia etti. Tekrar mazbata borcundan dolayı hapis cezası alma korkusuyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Şenol, “Aç, susuz kalayım ama uyuşturucunun havada uçuştuğu, garibanın eziyet gördüğü cezaevine gitmeyeyim ”dedi.



Herhangi bir suçtan dolayı hüküm giyip çıkanların çilesi tahliye olduktan sonra da bitmiyor. Sabıkalı damgası yiyen bu kişiler, toplumda barınamıyor, iş bulamıyor, çoğu suç işliyor veya işlemeye devam ediyor. Avukat Barış Mamalı, sabıkalı olmanın kişi için zor bir durum olduğunu, bu insanların, iş bulmakta, toplumda yer edinmekte zorlandığını belirterek, kişilerin borçlarından dolayı hapse atılıp sabıkalı hale gelmelerinin ayıplanacak bir durum olduğunu söyledi. Mamalı, “Mazbatadan yatan insanlarda sabıkalı muamelesi götürmekte ve iş bulamamakta, borçlarını ödeyememektedir. Oysa sabıkalı insanları çalıştırmada şirketlere vergi muafiyeti getirecek düzenlemeler sağlanırsa, hem onların topluma kazandırılmasına hem borçlarını ödemelerine yardım etmiş oluruz. Hem de şirketler vergi indirimden yaralanır, Ticari kazanç elde etmiş olacaktır” dedi.



MAPUS YOLU GÖZÜKÜYOR


Soner Şenol, hayatının en güzel yıllarını hapiste geçirdi.1992-2010 yılları arasında cezaevinde çile doldurdu.7 kez hüküm giyen Şenol, 5 kez mazbata borcundan,2 kez de çek sahteleme suçundan hapis yattı. Son olarak 2010 yılında cezaevinden tahliye olan Şenol’un elinden Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Cemal Bulutoğluları tuttu. Ona kalacak yer verdi, iş bulması için yardım etti. Yaşadığı kötü deneyimlerden dolayı alkol ve uyuşturucu bağımlısı olan Şenol’a Sosyal Hizmetler Dairesi maaş bağladı. İki yıl boyunca sosyal hizmetlerin desteğini alan Şenol, 5 ay önce yine çaresiz duruma düştü. Sosyal Hizmetler Şenol’a ayda ödediği 780 TL’yi kesti. Derneğinin biletlerini satarak yaşamını sürdüren Şenol, bankalardan çektiği kredileri ödeyemez duruma geldi.



GECELERİ UYKU HARAM


Star Kıbrıs’a konuşan Soner Şenol, geceleri uyuyamadığını, iki bankaya borçlu olduğunu, birkaç aydır taksitlerini yatırmadığını söyledi. Mazbatadan dolayı tekrar hapis yatma korkusu taşıdığını anlatan Şenol, cezaevlerinde yaşanan dramın insanın başına gelecek en kötü şey olduğunu ifade etti. Şenol, cezaevlerinde her türlü yasadışılığın döndüğünü, insanların ıslah olmak yerine suç makinesine döndüğünü savundu.



BANKA KAPIYA DAYANDI


Cezaevinde yattığı günleri anlatan Şenol, kötü hatırlarını ve şuan içinde olduğu durumu şöyle anlattı: “2 yıl boyunca Sosyal Hizmetlerden maaş aldım.4 ay önce maaşım kesildi. Maaşım kesildiği için borçlarımı ödeyemez duruma geldim. Şimdilik KKTC Engelliler Dayanışma Derneğinin biletlerini satarak yaşamımı idame ettirmeye çalışıyorum. Ancak kazandığım parayla kredi borçlarımı ödemem mümkün değil. Banka bana uyarı yazısı gönderdi, yarın bugün yine cezaevi yolu gözükür oldu. Daha önce 5 kez mazbatadan dolayı hapis yattım, bir daha bu nedenden dolayı hapis yatmak istemiyorum.”



HAPİSTE ESRAR, HAP UYUŞTURUCU HAVADA UÇUŞUYOR


Dünyanın hiçbir yerinde mazbatadan dolayı hapis cezası uygulaması olmadığını söyleyen Şenol sözlerini söyle sürdürdü: “500 TL borç için 4 ay hapis yattım. Yattığım koğuşta, katiller, hırsızlar gibi ağır suçları işleyenler de vardı. Üstelik cezaevleri ıslah edici olması gerekirken içeride her türlü suç unsuru bulunuyordu. Hepsi değil, bazı gardiyanlar para karşılığı mahkûmlara esrar, hap gibi uyuşturucu maddeler getiriyordu. İçmeyen biri bile cezaevinde olmasından dolayı yaşadığı psikolojisi nedeni ile uyuşturucu içebiliyor. Bunların yanı sıra, koğuş içerisinde de mahkûmlar mahkûmları eziyor. Haraç isteniyor, dayak atılıyor ya da gariban mahkûmlara temizlik yaptırtılıyor. Bu zor şartlar sadece gariban olanlar için zengin ve arkası sağlam mahkûmlar istedikleri zaman koğuşlarından çıkıp, dışarıya eğlenmeye gidiyor gece de koğuşuna geri dönüyordu.”



DAMGALANMAK HAYATI BİTİRİYOR


Hapis yatmak kadar cezaevinden tahliye olduktan sonra da sabıkalı bir kişinin iş bulmasının imkânsız olduğunu söyleyen Şenol, Damgalanan insanların toplumdan itildiğini belirterek, “Sabıkalı olmak çok zor, bir kere damgalanıyorsunuz. Ağır suçlar neyse de mazbata, karşılıksız çek gibi basit şeylerden dolayı damgalanıyorsunuz. Bu adalet değil, topluma büyük bir haksızlık” dedi. Şenol, “Sabıkalı biri çıktıktan sonra iş bulması çok zordur. Toplum o insana şans vermiyor. Yine aynı yola sapıyor. En ufak karşılıksız çekten bile insanlar damgalı eşeğe dönüyor” şeklinde konuştu.



CEZAEVİNE GERİ DÖNMEK İSTEMİYORUM


Çok kötü günler yaşadığını yine aynı korkuyla yüz yüze geldiğini anlatan Şenol, “Borçlarımı ödeyemiyorum, tekrar içeri girip bu tür şeyleri yaşamak istemiyorum. Dışarıda aç susuz kalayım, evsiz kalayım ama cezaevine girmeyeyim. Devletin mazbata sorununa bir çare bulması gerekiyor. Birçok insan borç batağında, çoğu intihara teşebbüs ediyor. Borcundan dolayı hapis yattığı yetmiyormuş gibi bir de ağır suçları işleyen insanlarla aynı koğuşa sokuluyor. Buna bir çare bulunması gerekiyor” dedi.



MAMALI: KISA SÜREDE HERŞEYLERİNİ KAYBEDİYORLAR


Anayasaya göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devletinin, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyet olduğunu belirten Mamalı, Sosyal devletin görevinin güçsüzleri güçlüler karşısında korumak, fertlerin ekonomik yıkımını önleyici tedbirler alan bir devlet anlayışını sürdürmek olduğunu ifade etti. Ülkemizde borç faizlerinin, herhangi bir yasal denetim altında olmadan fütursuz, sınırsız ve durdurulamayan kontrolsüz bir güçle insanları vurmaya devam ettiğini belirten Mamalı, “Bileşik Faiz uygulamaları, yüksek faiz oranları ve tahsil edilecek faiz miktarında sınır olmaması nedeniyle özellikle iyiniyetli borçlular, kısa sürede altından kalkamayacakları büyük bir yıkıma uğramaktadır. Bu insafsız faiz sistemi nedeniyle insanlarımız tüm birikimlerini, evlerini, arabalarını, işyerlerini ve geleceklerini bir anda kaybetme noktasına gelebilmektedir. Mahkeme tarafından verilen hükümlerde de bu fahiş faiz uygulamalarına rastlayabilmekteyiz. Borç miktarları kısa sürede ödenemeyecek rakamlara ulaşmaktadır” dedi.



ADALET SAĞLANMALI


“Önemli olanın alacak verecek meselesinden dolayı yargıya başvuran kişinin davasının neticelenmesi değil neticelenen davada elde ettiği hakkın yerine getirildiğini görmesidir” şeklinde konuşan Mamalı sözlerini şöyle sürdürdü: “Mahkeme kararının kâğıt üzerinde kalmasının bu karardan haklı çıkan kişi açısından herhangi bir önemi bulunmayacaktır. Mahkeme Kararlarının gerçekleştirileceği safha da esasen icra safhası ve bunu yapacak olan da İcra Dairesi’dir. Acaba biz adaleti ne kadar gerçekleştirebiliyoruz? Hepimizin bildiği üzere dosyalanan icraların çok büyük bir çoğunluğu semeresiz kalmaktadır. Haklılığı Mahkemece tespit edilen ve bu yönde hüküm elde eden kişinin haklılığının yerine getirildiğini görememesi da adalet ruhunu zedelemektedir.”



ÖNEMLİ OLAN KARAR DEĞİL, SONUÇTUR


Mamalı, “Davalarda elde edilen hükümlerin icrası çok uzun bir safhadan sonra ve parça parça ancak polis yoluyla ( Mazbata ) yapılabilmektedir. 2000 yılının davalarının halen bu yöntemle tahsil edildiğini söylersek durum daha açık bir şekilde anlaşılmış olacaktır. Bu ise hiçbir hukuk sisteminde yer almayan bize özgü bir durumdur. Yani esasen icra dairesinin yapması gerekeni polis yapmaktadır. Keza İcra Dairesi, mahkeme kararlarını icra etmek, yerine getirmek amacıyla kurulmuş bir kurumdur. Ancak görülüyor ki, işbu daire amaca hizmet etmemektedir” dedi.



İLK ADIM HAKSIZ SÖMÜRÜYÜ ENGELLEME


Yüksek Mahkemenin kontrol ve denetiminde olan İcra Dairesi’nin özüne dönük faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini açıklayan Mamalı, icralar için yeni ve radikal çalışma sistemi kurulmalı ve borçluların mahpus olmasına imkân vermeden alacaklar tahsil edilmelidir” ifadesini kullandı.Yaşanan sorunları çözmek için öncelikli atılması gereken adımın insanların haksız sömürüsüne sebep olan faiz sisteminin dizginlenmesi olduğunu belirten Mamalı, alacaklı ile borçlu arasında adil bir denge kurulması gerektiğini, bunu sağlamak için de bir Faiz Yasasının hemen yürürlüğe girmesi gerektiğini ifade etti.



BATI DA YOK, SADECE BİZ DE VAR


Batı uygarlığında ve çağdaş hukuk sistemlerinde insanların borç ilişkilerinden doğan sebepler ışığında özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarının yasaklandığını vurgulayan Mamalı şunları söyledi: “ülkemizde insanlar alacak, verecek meselesi gibi hukuki bir meselenin mahkemece karara bağlanmasından sonra hapislikle karşı karşıya kalabilmektedir. Her ne kadar mahkemenin taksit emrine riayetsizlik nedeniyle hapislik cezası verilse de bunun temelinde hukuki bir alacak yatmaktadır. Adına mazbata dediğimiz hapislik emirleriyle borçlular cezaevinde yatmak durumunda kalmaktadırlar. Sırf borcu için kesilen taksit miktarlarını ödeyemediği cihetle insanlar bu çağda bu ülkede hapis yatmaktadır. Bu açık bir insan hakları ihlali olup ülke sisteminden bu düzenlemenin kaldırılması şarttır. Bu değişiklik yanında hükümlü alacaklıların, alacaklarını makul bir zaman içerisinde tahsil edebilmeleri için de mevcut “İcra Sistemi’nde köklü reformlar yapılmalıdır. Bugün ülkedeki icra sisteminin çok cılız ve etkisiz olması nedeniyle insanlar ileride hapislik tehlikesiyle karşılaşmaktadırlar.”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

"5 bin 288 engelli var"

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık