Ana Sayfa Yurt Mülkiyette yeni aşama

Mülkiyette yeni aşama

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi destekli, Eleni Meleagrou ve Diğerleri - Türkiye davasında Başvuranların, mülkiyet haklarına saygı gösterilmediği, özel hayatın ve aile hayatının korunmadığı, ayrımcılık yapıldığı ve adil yargılanma hakkından yararlanamadıklarına ilişkin insan hakları ihlali şikayetleri, mesnetsiz olması nedeniyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce kabul edilemez bulunup reddedildi.

Giriş Tarihi: 21 Nisan 2013 Pazar 16:38
Mülkiyette yeni aşama

R. Afif MAPOLAR


Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) ve Yüksek İdare Mahkemesi (YİM) kararları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülen stratejik bir davada onandı.



İç hukuk yolunun ilk kez başarıyla sınamadan geçtiği davada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diğer şeyler yanında şu önemli bulgulara ulaştı:


1- İadesi talep edilen taşınmazlar göçmen aileler veya askerler tarafından kullanılmakta oldukları için iade edilemez.


2-  İadenin reddedildiği ve taşınmaz için takas veya maddi tazminat talebinin dosyalanmadığı durumlarda yürürlükteki Taşınmaz Mal Yasası (Yasa) tahtında kullanım kaybı veya manevi zararlar için tazminat çaresi sunulamayacağından dolayı başvuranların bu doğrultudaki talepleri reddedilir.


3- Tescilli bir şirkete ait olan taşınmazlara ilişkin olarak başvuranlar (gerçek kişiler) mülkiyet hakkı talep edemezler.


4- Tüm davalarda iade kararının verilmesi gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır.


5- Yalnız bir parsel için iade kararı verilmiştir. Başvuranlar tarafından kullanım kaybına ilişkin talepleriyle ilgili herhangi bir ayrıntı veya detay sunulmadığı için zaten bir tarla konumunda olan parsel hakkında kullanım kaybı tazminatı verilemez.


6- Söz konusu taşınmaz meskun (içinde oturulan) bir ev olmadığı için manevi tazminat ödenemez.


7- Diğer parsel arsalarla da ilgili olarak iade dışında herhangi bir talepte bulunulmadığı için yürürlükteki Yasa tahtında takas veya maddi tazminat gibi diğer tazminat yollarına ilişkin bir karar verilemez.


8- TMK’nın bağımsız olduğu ve dava süresinin adil olduğu kabul edilir.


9- Lisanla ilgili şikayetler konusunda ise, bu bağlamda herhangi bir adaletsizliğin bulunmadığı görüşü benimsenir.


10- Davacılar tarafından TMK ve YİM’in bütün iddiaları ele almadıkları ileri sürülmüştür. TMK ve YİM tarafından verilen kararlarda başvuranların taleplerinin neden reddedildiğine dair yeterli gerekçelerin bulunduğu bulgusuna varılır.



Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, dördüncü daire kararı


Başvuru no: 14434/09, Eleni MELEAGROU ve Diğerleri - Türkiye


Söz konusu davada başvuranlar, Londra’da yaşayan Kıbrıs vatandaşlarıdır ve başvurularında, biri üzerinde ikinci ev olarak kullanmakta oldukları bir ev  de bulunan KKTC’de kain on sekiz (18) adet parsel arsanın mal sahibi olduklarını  iddia etmişlerdir.


7 Kasım 2006 tarihinde başvuranlar bu taşınmazların iadesi ile kullanım kaybı ve manevi tazminat talepleriyle TMK huzurunda bir başvuru dosyalamıştır.  2007 yılı Ekim ayında başvurunun talimat toplantısı yapılmış ve 19 Kasım 2007 tarihinde gerçekleştirilen ön duruşmada ise KKTC temsilcisi tarafından anlaşma için başvuranlara bir teklif yapılmıştır. Başvuranların bu teklife cevap verebilmesi için başvuru TMK tarafından süresiz ertelenmiştir. 2008 yılı içerisinde de sulh yoluyla çözüm bulunması için bir dizi ön duruşma gerçekleştirilmiştir. Başvuranlar, başvurunun dinlenmesi için 4 Ağustos 2008 tarihinde yazılı bir talepte bulunmuştur.


3 Kasım 2008, 19 Ocak 2009 ve 5 Mayıs 2009 tarihlerinde TMK huzurunda duruşma yapılmıştır ve 14 Kasım 2009 tarihinde TMK kararını yayınlamıştır. Buna göre, dava konusu 18 taşınmaz maldan 14’ünün kayıtlı mal sahibinin başvuranlar olmadığı ve bu malların halihazırda faaliyette olan ve başvuranların da hissedarı oldukları tescilli bir şirket adına kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Diğer taşınmazlarla ilgili olarak ise bir parselin (583/2 no’lu parsel) bir kısmı için iade emri verilmiştir; başvuranların kullanım kaybına ilişkin tafsilat vermemeleri nedeniyle de maddi zararlar için herhangi bir karar verilmemiştir ve yine söz konusu arsa meskun bir yer olmadığı için manevi tazminat da verilmemiştir. Diğer parsellerin iade talepleri de söz konusu yerler göçmen aileler veya askerler tarafından kullanılmakta oldukları için reddedilmiştir. İadenin reddedildiği ve taşınmaz için takas veya maddi tazminat talebinin dosyalanmadığı durumlarda yürürlükteki Yasa tahtında kullanım kaybı veya manevi zararlar için tazminat çaresi sunulamayacağından dolayı da başvuranların bu doğrultudaki talepleri reddedilmiştir.


30 Aralık 2010 ve 4 Ocak 2010 tarihlerinde Başvuranlar Yüksek İdare Mahkemesi huzurunda istinaf davası açmıştır. İstinaf davaları 14 Ocak 2011 tarihinde başlamıştır. 27 Haziran 2011 tarihli üç kararla YİM, başvuranların duruşmada bir avukat aracılığıyla temsil edildiklerini, İngilizce’ye tercüme yapıldığını kaydederek TMK kararını onaylamıştır. İlgili hükümleri belirterek, TMK’nın Yasanın uygulanması konusunda herhangi bir hata yapmadığı bulgusuna ulaşmıştır.



Yüksek İdare Mahkemesi TMK’nın Üç Kararını Onaylamıştır


Yüksek Mahkeme Yargıçları Şafak Öneri, Necmettin Bostancı ve Talat Refiker’den oluşan YİM istinaf edilen üç davayı TMK lehine sonuçlandırmıştır. Her üç karar da 27.06.2011 tarihinde kesinleşmiştir.


YİM 123/2009 Sayılı Dava


Davacı dava konusu taşınmaz malın tümü ile iadesini ve 20.07.1974’ten başvuru tarihine kadar geçen süre için kullanım kaybı ve manevi tazminat talep etmiştir.


Davacının başvurusunu duruşmalı olarak ele alan TMK 14.10.2009 tarihinde açıkladığı kararı ile;


a) Dava konusu taşınmaz malın tahsis edilmiş olması nedeniyle, davacıya iadesi talebinin reddine;


b) Kullanım kaybı ve manevi tazminat ile ilgili taleplerinin reddine;


karar vermiştir. 

YİM, şu gerekçeyle TMK kararını onaylamıştır:


KKTC Anayasası 159 (1) (b) maddesi kapsamındaki taşınmaz malların 67/2005 sayılı Taşınmaz Mal Yasasının (Yasa) 2 ve 6(2) maddesinde tanımı yapılan “başvurana” makul bir sürede iade edilebilmesi koşulları Yasanın 8’inci maddesinde düzenlenmektedir. Madde 8 (1) şöyledir:


“Başvuranın iadesini talep ettiği, yürürlükteki yasalar uyarınca mülkiyet hakkı veya kullanım hakkı herhangi bir gerçek veya devlet dışındaki tüzel kişiye ait olmayan taşınmaz mallar Komisyon kararıyla makul bir sürede iade edilir”.


Söz konusu taşınmaz mal, bir kişinin tahsis ve kullanımına verilmiştir. Yasanın lafzı dikkate alındığında, TMK’nın bu olgular ışığında dava konusu taşınmaz malın iadesine karar vermesi olanaksız olduğu için iadeyi reddetmesinde herhangi bir hukuki hata yoktur.


TMK’nın kullanım kaybı ve manevi tazminat ödenmemesine ilişkin kararı, YİM önünde ihtilaf konusu yapılmadığı gibi, hukuken hatalı değildir.


Sonuç olarak, dava red ve iptal edilmiştir. Dava masrafları davacı tarafından ödenecektir.


2-Yim 124/2009 Sayılı Dava


Davacı dava konusu taşınmaz malların tümü ile iadesini ve 20.07.1974’ten başvuru tarihine kadar geçen süre için kullanım kaybı ve manevi tazminat talep etmiştir.


Davacının başvurusunu duruşmalı olarak ele alan TMK 14.10.2009 tarihinde açıkladığı kararı ile;


a) Toplam 14 adet taşınmaz malın 1974 yılında  bir şirket adına kayıtlı olması hasebiyle davacı tarafından dosyalanan ilgili taşınmazlar, Yasanın 6(2) maddesine (başvuran tanımına) cevap vermemektedir.


b) Bunun  dışında kalan parselin bir kısmının bir göçmene tahsis edilmesi, bir kısmının askeri maksatlar için ayrılması ve bir kısmının sahil şeridi olması hasebiyle, konu parselin iadesi mümkün değildir.


c) Askeri bölge içerisinde yer alan bir diğer parselin de aynı nedenle iadesi mümkün görülmemiştir.


d) Davacı taşınmazların iadesinden başka, takas veya tazminat talebinde bulunmamıştır. Sonuç olarak Komisyon, takas veya tazminat çarelerini göz önünde bulundurmamıştır.


e) 67/2005 sayılı Yasanın 8’inci maddesi uyarınca, tazminat ve/veya takas ve/veya iade kararı almadığı durumlarda, Komisyon yalnızca kullanım kaybı ve manevi tazminat ödenmesine yönelik karar alma yetkisine sahip değildir.

 

YİM şu gerekçeyle TMK kararını onaylamıştır:


İadesi istenen konu taşınmaz, KKTC makamları tarafından ifraz edilmiştir. Bir kısmı askeri kullanıma verilmiştir. Bir bölümü eşdeğer kapsamında bir göçmene verilmiştir. Bu nedenle konu taşınmazın davacıya iadesi 67/2005 sayılı Yasanın 8(1) maddesi altında mümkün değildir. TMK’nın bu konudaki kararı hatalı bulunmamıştır.


İadesi istenen diğer taşınmaz mal askeri maksatlar için kullanılmaktadır. TMK’nın bu taşınmaz mal için de iadeyi reddetmesi 67/2005 sayılı Yasa’nın 8(1) maddesi altında hatalı değildir.


Mezkur taşınmaz malların 20/7/1974’deki kayıtlı sahibi tüzel kişiliğe sahip bir şirkettir. Konu şirket, faaliyetlerini durdurmasına rağmen, sicilden terkin edilmediği cihetle hükmi varlığını devam ettirmektedir.


Şirketin 20/7/1974 tarihinde sahip olduğu dava konusu taşınmazlarını şirket ortakları da olsa başka kişilere devretmiş olması, Yasa’nın 2 ve 6(2) maddesindeki yasal durumu etkilememektedir. Bu nedenle TMK’nın davacının başvuru hakkı olmadığına ilişkin bulgu ve kararı doğrudur.


Sonuç olarak, dava red ve iptal edilmiştir. Dava masrafları davacı tarafından ödenecektir.



YİM 1/2010 Sayılı Dava


Davalı dava konusu taşınmazın tümü ile iadesini ve 20/7/1974 tarihinden başvuru tarihine kadar geçen süre için kullanım kaybı ve manevi tazminat talep etmiştir.


Davacının başvurusunu duruşmalı olarak ele alan TMK 14.10.2009 tarihinde açıkladığı kararı ile;


a) Dava konusu bir parselin Bakanlar Kurulu kararı ile bir şirketin icar ve kullanımına verildiği için davacıya iadesinin reddine;


b) Dava konusu diğer bir parselin davacıya iadesine;


c) Kullanım kaybı ve manevi tazminat ile ilgili taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.


YİM şu gerekçeyle TMK kararını onaylamıştır:


İadesi istenen taşınmaz malın TMK kararıyla makul bir sürede iade edilebilmesi 67/2005 sayılı Yasa’nın 8’inci maddesi uyarınca mülkiyet ve kullanım hakkının gerçek veya tüzel kişilere verilmemesi koşuluna bağlıdır. Konu taşınmaz mal  icar edilmek suretiyle kullanım hakkı bir şirkete verilmiştir.


TMK’nın bu olgular ışığında dava konusu taşınmaz malın iadesine karar vermesi olanaksız olduğu için iadeyi reddetmesinde herhangi bir hukuki hata yoktur.


TMK’nın kullanım kaybı ve manevi tazminat ödenmemesine ilişkin kararı YİM önünde ihtilaf konusu yapılmadığı gibi, hukuken hatalı değildir. Sonuç olarak, dava red ve iptal edilmiştir. Dava masrafları davacı tarafından ödenecektir.



AİHM’e yapılan şikayetler ve yasa


A. Başvuranların şikayetleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu  Ek Protokol Madde 1 (mülkiyetin korunması), Madde 8 (özel hayatın ve aile hayatının korunması),  ve Madde 14 (ayrımcılık yasağı) tahtında yapılmıştır.


B. Buna göre Başvuranlar:


a) Kıbrıs’ın kuzeyinde bulunan on sekiz parça taşınmaz mallarına erişimlerinin engellenmiş olduğunu ve bu mallardan faydalanamamakta olduklarını (Protokol 1 Madde 1 ),


b) İkinci ev olarak kullanmakta oldukları bir taşınmazı kullanamadıklarını (Sözleşme Madde 8) ve Kıbrıslı Rum olmaları nedeniyle bu ihlallere maruz kaldıklarını (Sözleşme Madde 14) iddia etmektedirler.


-Tescilli bir şirkete ait olan 14 parsel arsaya ilişkin iddialarında Mahkeme, hâlâ daha var olan bir şirkete ait olan bir araziye ilişkin olarak başvuranların mülkiyet hakkı talep edemeyeceği gerekçesiyle bu şikayetlerin konu bakımından uygulamaya uygun olmadığı (ratione materiae) bulgusuna varmıştır.


-Başvuranların dört parsel arsanın kendilerine iade edilmemesi konusunda yapmış oldukları şikayetlerle ilgili olarak Mahkeme Demopoulos ve Diğerleri tarafından Türkiye aleyhine açılan davaya atıfta bulunarak, görülmekte olan davada başvuranların taleplerini TMK’ya sunmuş olduklarını; ancak TMK huzurundaki süreçte taşınmazlarının iadesini talep ettikleri halde, iadenin mümkün olmaması durumunda başvuru konusu taşınmazların güneydeki bir araziyle takasını veya söz konusu arazi için kullanım kaybı veya manevi tazminat almalarını da sağlayacak olan maddi tazminat talebinde bulunmadıklarını belirtmiştir. Demopoulos ve Diğerleri davasında Mahkeme, tüm davalarda iade kararının verilmesi gibi bir zorunluluk bulunmadığı kararına varmıştır. Görülmekte olan davada ise TMK yalnız bir parsel için iade kararı vermiştir ve Başvuranlar tarafından kullanım kaybına ilişkin talepleriyle alakalı herhangi bir ayrıntı veya detay sunulmadığı için bu bağlamda kullanım kaybı için maddi tazminat verilmemiştir. Söz konusu taşınmaz meskun (içinde oturulan) ev olmadığı için de manevi tazminat verilmemiştir. Diğer parsel arsalarla ilgili olarak iade dışında herhangi bir talepte bulunulmadığı için de yürürlükteki Yasa tahtında takas veya maddi tazminat gibi diğer tazminat yollarına ilişkin bir karar verilmemiştir.


-Tüm bunlardan çıkan sonuç şudur ki; başvuranlar, kendilerine maddi tazminat veya ikinci ev olarak kullandıkları taşınmaz da dahil olmak üzere taşınmazlarının kullanım haklarının kaybından dolayı maddi tazminat alabilmelerini sağlayabilecek mevcut çareleri doğru bir biçimde kullanmamıştır. Başvuranların, mülkiyet haklarından vazgeçmelerine neden olabilecek diğer çarelere başvurmak istememelerinin bu değerlendirmeyle ilgili olmadığı; bunun, başvuranların kendi tercihleri olduğu belirtilmiştir.


-Bu nedenle başvurunun bu bölümü Sözleşme Madde 35 paragraf 1’e uygun olmadığı gerekçesiyle reddedilmektedir


C. Sözleşme Madde 6 paragraf 1 (adil yargılanma) tahtında yapılan şikayetler


- Başvuranlar, söz konusu maddeye atfen, başvuru sürecinin uzunluğu, TMK’nın bağımsızlığı ve dava sürecinin adil olmadığı konusunda şikayette bulunmuştur. Bu bağlamda Mahkeme, söz konusu başvurunun 7 Kasım 2006 tarihinde TMK huzurunda dosyalandığını ve 27 Haziran 2011 tarihinde istinafla karara bağlandığını kaydederek, prosedürün henüz çok yeni olması, özel bir sulh usulünün bulunması, taleplerin çok fazla olması ve taşınmazlara ilişkin ihtilafların teknik özelliği göz önünde bulundurulduğunda iki kademede gerçekleştirilen ve toplam dört yıl sekiz aylık bu sürecin ‘makul olmadığı’ iddiasının doğru olmadığını kaydetmiştir.


- Lisanla ilgili şikayetler konusunda ise Mahkeme, Başvuranların Türkçe anlayan bir avukat tarafından temsil edilmiş oldukları, duruşmalarda tercüme hizmetlerinin sunulduğu ve temel belgelerin İngilizce tercümelerini elde edebildiklerini kaydederek, bu bağlamda herhangi bir adaletsizliğin bulunmadığına işaret etmiştir.


- TMK’nın bağımsız olmadığı yönündeki iddialar konusunda ise Mahkeme, bunların büyük oranda başvuranların Türkçe konuşan üyelerle KKTC yetkililerinin birbirleriyle etkileşim biçimi ve argümanlarına cevap verme biçimleri hakkındaki kendi algılarına dayandığını ve bağımsızlık veya önyargı iddialarını kanıtlar nitelikte herhangi bir somut unsur sunmadıklarını kaydetmiştir.


- Başvuranlar ayrıca TMK ve YİM’in bütün iddialarını ele almadıklarını ileri sürmüştür. Bu bağlamda Mahkeme, TMK ve YİM tarafından verilen kararlarda başvuranların taleplerinin neden reddedildiğine dair gerekçelerin bulunduğu bulgusuna varmıştır. 8’inci Maddeye ilişkin olarak ise açık bir ifade olmasa da


başvuranların yürürlükteki mevzuata uygun olarak manevi tazminat talep etmedikleri ve iadeye tabi parsel arazi hakkında ise TMK’nın söz konusu taşınmazın tarla olduğunu tespit etmiş olduğunu ve bu nedenle kullanım kaybından kaynaklanan herhangi bir manevi tazminat hakkının doğmadığının gerekçelerde yer aldığını belirtmiştir. 
- Mahkeme, başvurunun bu bölümünün Sözleşmenin Madde 35 paragraf 3(a) ve 4 mucibince açıkça mesnetsiz olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.


Bu gerekçelerle mahkeme başvurunun kabul edilemez olduğunu oybirliğiyle beyan etmiştir.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık