Ana Sayfa Yurt Oğlumu infaz ettiler

Oğlumu infaz ettiler

Haberal Kıbrıslı Gazetesi, vatani görevini yaparken kendi canına kıydığı açıklanan Ertuğrul Dokuyucu olayının perde gerisini araladı.

Giriş Tarihi: 13 Aralık 2012 Perşembe 10:14
Oğlumu infaz ettiler

Köşklüçiftlik’teki 3. Tabur Dereboyu diye bilinen Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 10. Bölük’te (Kermiya), zorunlu askerlik hizmeti verirken, 4 Kasım 2012 tarihinde, ‘intihar’ ettiği açıklanan Ertuğrul Dokuyucu’nun Karpaz’da ikamet eden acılı ailesi Zühre ve Tayyip Dokuyucu Kıbrıslı’ya şok eden iddialarda bulundu.


Oğlunun cinayete kurban gittiğini öne süren çaresiz ve yüreği yanık baba Tayyip Dokuyucu, “Ne yapmamız lazım, onu söyleyin” diyerek, hıçkırıklara boğuldu ve Kartal Harman’dan yardım istedi.


“Askere gönüllü gitti”


Baba Dokuyucu, oğlunun askere gönüllü gittiğini ancak daha sonraki dönemlerde bölükte işkenceye maruz kaldığını iddia etti.


Köyden 16 kişinin askere alındığını, lisede öğrenim gören oğlunun ise askere gitmek için daha bir yılı olduğunu ancak gönüllü olarak askere gitmekte direttiğini anlatan baba Tayyip Dokuyucu, “Gülseren’de olduğu dönemlerde, eve geldiğinde sorardım kendisine, ‘askerlik çok güzel diyordu” dedi.


‘Dayanamıyorum artık’ demişti


Gülseren’den Lefkoşa’ya Dereboyu’nda 3. Tabur 10. Bölük’e gönderilen oğlunun kendisine “baba ne olur beni buradan al” dediğini anlatan baba Tayyip Dokuyucu, Asteğmen A. A’nın oğluna çok işkenceler yaptığını ve ‘sana bu askerliği bitirtmeyeceğim’ dediğini iddia etti.


Baba Tayyip Dokuyucu, bulunduğu bölükte askerliğine devam etmek zorunda kalan oğlunun konu bölükte yaşadıklarını şöyle anlattı:


“Bir gün telefonumda cevapsız arama gördüm. Aradım, telefona Ertuğrul Bölük Astsubayı çıktı. Oğlumu sordum, ‘Ertuğrul firar etmiş’ dedi.


‘Bölük komutanını arayım’ dedim, Bölük astsubayı ‘arama’ demesine rağmen ben Bölük Komutanı Yüzbaşı H. K’yı aradım. Ertuğrul nerede diye sordum aldığım yanıt şu oldu; ‘Ertuğrul bölüğün içerisindedir, korkudan gelemiyor’ ama gelir dedi. Niye, bir suç mu işledi diye sordum. ‘Yok’ dedi. Gece saat 9.30 oldu, Mağusa’dan birisini aradım bana bir numara verdi. Baktım telefonu oğlum çıktı. ‘Babam nerdesin’ dedim. ‘Baba Mağusa terminalinde, karanlıkta tek başıma oturuyorum’ dedi. ‘Dayanamıyorum askerliğe’ dedi. ‘Tamam, ayrılma oradan biz geliyoruz’ dedim ve ben hasta olduğum için, annesi ile abisi hemen çıkıp oraya gittiler, alıp gece bölüğe götürdüler.


Ertesi sabah bölük komutanını arayıp, gideceğimi söyledim, ‘gelme’ dedi. Bölüğe bir sonraki gün gittim. Bölük komutanı ile görüşürken oğlumu da çağırdı. ‘Oğlum sen niye firar ettin’ diye sordum. ‘Baba dayanamıyorum artık’ dedi. Sebebin ne olduğunu sormam üzerine ise, bölük komutanı kendisine ‘hemen çık’ dedi. Bölük komutanından oğlumun neye dayanamadığını söylemesini istedim. O da dedi ki, Takım Komutanı Asteğmen’den ailesini arayacak gerekçesiyle telefonu istemiş, onun telefonundan başka telefona kontör aktarmış. Ben de ödemek istedim ve ücretini sordum, 90 TL’lik dedi. ‘Ben fazlasıyla ödeyeyim, benim oğlumdan vazgeçsin’ dedim. Ne ettiysem, bölük komutanı parayı almadı. Oğlum ise yemin etti bunu yapmadığına, kaldı ki hiç parasız kalmıyordu, ihtiyacı yoktu.”


“Yerde süründürüp başını çiğniyordu”


Oğlum anlatıyordu, Asteğmen A.A kendisini gece kaldırıyor, ağaca, taşa tekmil verdiriyordu. Yerde süründürüp başını çiğnediğini söylüyordu. Oğlum, ‘Asteğmen kucağımı el bombasıyla dolduruyor ve bölükten tabura kadar götürmemi istiyor. Alıp götürüyorum, o da benim yanımda yürüyerek geliyor’ diyordu.


“Ben çekip tekrardan bölük komutanına gittim. Elini öptüm ‘Asteğmen oğlumdan vazgeçsin’ dedim. ‘Ya asteğmenin yerini değiş yahut da oğlumu başka bir bölüğe al’ dedim. ‘Az kaldı terhis oluyor, gidecek’ dedi.”


‘Ağabey asteğmen yine beni felaket dövdü’ dedi


“1 Kasım Perşembe günü oğlum bana telefon açtı. Traktörün deposunu mazot doldurmamı istedi ve sabaha kadar tarla süreceğini söyledi. Eve akşam saatlerinde geldi ve gece tarlaya gitmesine izin vermedim. Sabah saat 4.00’te kalktı, gitti gece saat 10.00’a kadar tarla sürdü. 3 Kasım Cumartesi günü abisi, kendisini saat 11.00’de bölüğe götürdü. 4 Kasım Pazar günü ise annesi, ablası ve yengesi zeytine gitti, ben evdeydim. Baktım annesi ve ablası geldi, ‘Ertuğrul seni arıyor niye cevap vermiyorsun’ dedi. Baktım telefonda 5 tane cevapsız arama. Tekrar tekrar aradım telefonu kapalı… Abisini aramış, ‘abi asteğmen yine beni felaket dövdü’ dedi. Asteğmen’in de son nöbeti terhis olacaktı. Abisi asteğmeni aradı ve ‘sen yine kardeşimi dövdün, geliyorum. Bak kardeşim kendi kendisine bir şey yaparsa ya da sen yaparsan bu işin sonu çok ağır olur’ demiş. Asteğmen de senin kardeşinde o cesaret yok ki, kendisine bir şey yapsın’ demiş. Bölük Komutanı’nı aradım meğer günlerden Pazar olduğu için bölükte değil de avdaymış. ‘Dedim ki komutanım ben senin elini öptüm olmadı, elinin yerine ayağını öpeyim, ayağın yerine ayakkabını öpüyorum, yeter benim oğlumdan vazgeçsin, yoksa geliyorum’ dedim. ‘Gelme ben yaparım gerekeni’ dedi. Helal olsun yaptı gerekeni, yaptı.’


“Çavuş’un silahıyla vuruldu”


1Bölük Komutanı, Tabur Komutanı, Emniyet Genel Müdürü, bana dedi ki; Ertuğrul, birlikte nöbet tuttuğu Nöbetçi Çavuş S. U’nun silahıyla vuruldu. Çavuşun silahıyla nasıl vuruluyor? Ne bilirse S.U bilir.”


Orada ne işi vardı?


“Ertuğrul vurulduğunda Uzman Çavuşu Alayköylü M. Y oradaydı. Oğlu Ertuğrul vurulduğunda kucağına alan Nöbetçi Çavuşu M.Y’nin olay yerinde ne işi vardı?”


“Kurşun çıktığı yeri parçalar”


“Çocuğumuzun vurulduğu bize bildirilmedi, başkası bize bildirildi. Silahı çenesinin altına dayayıp kendini vurduğu söylendi. Benim bildiğim kadarıyla kurşun girdiği yeri parçalamaz, çıktığı yeri parçalar. Parçalanan yer çenesinin altı nasıl oluyor bu? Avukat dedi ki, çocuğun vücudunda işkence izleri vardı. Avukata polis söylemiş, ben polise sordum ‘evet vardı’ dedi. Düğmelerini açtırmadılar bırakmadılar açayım. Adli Tıp Raporu’nu bekliyorum. Olmazsa mezardan çıkaracağım.”


“İntihar edecek en son insandı”


“Tabur Komutanı D.Ç bana; ‘Ertuğrul’un nöbetinin bitmesine 1 saat kala, nöbet yerlerini geziyordum. Ertuğrul bana öyle bir tekmil verdi ki karşıdaki Rum nöbetçisi ayağa kalktı. Hiçbir moral bozukluğu veya herhangi bir şeyi yoktu’ dedi.”


Ayrıca Bölük Astsubayı’nın kendisine söylediklerini anlatan baba Dokuyucu, “25 asker de intihar eder Ertuğrul en son intihar edecek insan olurdu” dedi.


Niçin benim oğlumu infaz ettiler?


“Ben 3 gün önce tabura gittim ve Tabur Komutanı’na aynen şunu söyledim; “Eğer oğlum sizin askeri bilgilerinizi dışarıya sızdırmışsa, askere hakaret etmişse çok iyi ettiniz de infaz ettiniz’ ‘Hayır’ dedi böyle bir şey yok’ dedi. ‘Yapmadıysa niçin benim oğlumu infaz ettiniz. Ben oğlumu size selamet gönderdim’ dedim.” Perşembe günü gittim valizleri yoktu. Bölükte çalmışlar. Bölük Komutanı’na ‘sen bir valize sahip olamıyorsun nasıl askere sahip oluyorsun’ dedim.


“Kürt kökenli olduğu için mi infaz ettiniz?”


“Ayrıca oğlumun psikolojik sorunları varsaydı, psikolojik sorunları olan birine askerlik yaptırılır mı? Psikolojik sorunu olan insan izne çıktığında tarla sürerken intihar etmez miydi? ‘Benim oğlum Kürt kökenli olduğu için mi infaz ettiniz? Günahı neydi’ dedim. Emniyet Genel Müdürü, bunu söylediğim için ‘bizi üzdün’ dedi. Benim oğlum öldürüldü, siz bunu dediğim için mi üzülüyorsunuz’ dedim. Vatani görevini yapması için dağa mı göndereydim çocuğumu? Yapanlar bunun hesabını ödeyecekler.”


“Yarasından ot çıkardım”


Hastaneye gittiğinde cenaze torbasını açtığında, Ertuğrul Dokuyucu’nun yarasının içerisinden arpaya benzer otlar çıkardığını da söyleyen baba Dokuyucu, “Göğsünde ve elbisesinde kan yoktu. Bunlar orada öldürmediler, götürdüler başka bir yerde öldürdüler ve getirdiler” dedi.

 

Ne yaptıysam tabur komutanı beni olay yerine götürmedi”


Oğlu öldükten sonra askeriyeden kendilerine ‘maddi manevi yanınızdayız’ dendiğini anlatan baba Dokuyucu, “Bu memlekette adalet yok mu? Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan nerede? Oğlumun nasıl öldürüldüğünü ortaya çıkarsınlar” diyerek feryat etti.


2 tutuklu var


Baba Dokuyucu Ertuğrul’un vurulduğu silahın sahibi nöbette olan Çavuş S.U ve Asteğmen A. A’nın askeri cezaevinde olduğunu ve birkaç gün sonra mahkemeye çıkarılacaklarını da söyledi.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

EİDE: SÜREÇ TEKRARDAN YOLUNA GİRDİ

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık