Ana Sayfa Ekonomi Peşin stopaj ve KDV kaldırılsın

Peşin stopaj ve KDV kaldırılsın

İşadamı Alp Cengiz Alp, ithal ürünlere yönelik uygulamanın bir an önce son erdirilmesi gerektiğini savundu.

Giriş Tarihi: 22 Ekim 2013 Salı 16:11
Peşin stopaj ve KDV kaldırılsın

İşadamı Alp Cengiz Alp, ithal ürünlere yönelik peşin stopaj uygulamasının kaldırılması çağrısında bulundu. Alp, kaynaklar uygun olduğu takdirde peşin ithalattaki KDV uygulamasından da vazgeçilerek bunun satış sonrası tahsil edilmesinin işadamını rahatlatacağını söyledi.
Derya Mağazaları ve Aldora Construction Ltd’in Yönetim Kurulu Başkanı olan Alp’in, KIBRIS Ekonomi’nin sorularına verdiği cevaplar şöyle:

KIBRIS Ekonomi: Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?

Alp Cengiz Alp: 1962 yılında Akıncılarda doğdum. İlköğretimimi Akıncılar, orta ve liseyi Türk Maarif Koleji’nde, Üniversiteyi de Türkiye’de bitirdim. İşletme mezunuyum. Üniversiteyi bitirdikten sonra askerliğimi yaptım ve ticaret hayatına atıldım. Bugün Derya Mağazaları diye bilinen mağazalar zincirinin ve Aldora Construction Ltd’in yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum. Uzun yıllar KTTO yönetim kurulunda başkan yardımcılığı görevinde bulundum. Şu an KTTO meclis üyesiyim. Ticaret hayatına da devam etmekteyim.

KIBRIS Ekonomi: Uzun yıllar ticaretle uğraşıyorsunuz. İş hayatınızda karşılaştığınız sıkıntılar nelerdir?

Alp Cengiz Alp: Tekstil sektöründeki faaliyetlerimiz yedi mağaza ile birlikte şu anda devam ediyor. Her sektörde olduğu gibi belirli sıkıntıları var. Konfeksiyon sektöründe en belirgin sorunu kayıt dışı yapılan ithalattır diyebilirim. Gümrüklerden yolcu beraberinde sürekli olarak adaya ticari mal gelebiliyor. Bu da haksız bir rekabet yaratıyor.
Sektörde bir indirim dönemi disiplini yoktur. Dönemsel olarak çok uzun süren indirim süreçlerine girildi ve bu sektörü oldukça zorluyor. Ayni sıkıntı şu an Türkiye’de de yaşanıyor. Hatta perakende sektörün kendi kendini batıracağı benzetmeleri bile yapılmaktadır.
Bunlara sektörün kendi içinde bir disiplin getirilmesi kolay değil. Hükümetin belki bu noktada bazı ülkelerde ve Güney Kıbrıs’ta olduğu gibi bu dönemleri yasa ile sınırlamasıdır. İndirim oranlarına karışmamak kaydı ile bu dönemler yasa ile sınırlamalıdır. 
Bir diğer konu ise güneyden miktarların pek kontrol edilmeksizin alışverişin de yapılabiliyor olması ve güneydeki küresel markaların cazibesidir. Kuzeyde de markaların gelmesi ve konumlanması ki son zamanlarda bu konuda bir iki adım da atıldı, kendi yerel müşterimizi gerek Güney Kıbrıs’a gerek Türkiye’ye ve dışarıya kaptırmamamıza yardımcı olacak. 
İnşaat sektöründeki sorunlar tabi ki 2008’de başlayan küresel kriz ile beraber yoğunlaştı. Özellikle de inşaat sektöründe gayrimenkul mallar üstünden başlayan kriz ülkemizi de etkiledi. Yabancı alıcılar büyük oranda kayboldu. 2004-2007 arasındaki yabancı müşterinin nerdeyse yüzde 10’u bile artık yok. 
Diğer bir sıkıntı ise Türk Lirası’nın değer kaybı. Kurların son üç dört ayda aşırı derecede değerlenmesi dolayısıyla gayrimenkul alıcılarını iki kere düşünmek zorunda bırakıyor. 
Ülke fiziki planı henüz tamamlanmadı ve büyük yatırımcılar bir yatırımı planlarken KKTC’nin tam olarak nereye doğru gelişmeyi planladığını bilmediği için tereddütler oluyor. Dolayısıyla ülke fiziki planının tamamlanması, emirnamelerin artık netleşmesi ve bu olayın ülke yatırım gündeminden çıkması gerekiyor. 
Ülkemizde kaliteli iş gücü sıkıntısı da var. 

KIBRIS Ekonomi: Ticari olarak konfeksiyon sektöründe ve inşaat sektöründe devletten beklentileriniz nelerdir? Nelerin yapılmasını istersiniz?

Alp Cengiz Alp: Ticari olarak hazır giyim sektöründe indirim dönemlerinin kamu tarafından düzenlenmesi oranlara karışılmadan yapılabilir. Ayrıca ithalat anında alınan peşin stopaj uygulaması çok ender uygulanan bir vergi, bunun kaldırılmasını istiyoruz, yine kaynaklar uygun olduğu takdirde ithalatta peşinen alınan KDV uygulamasından vazgeçilerek bunun satış sonrası tahsil edilmesi sağlanabilir. 
İnşaat sektöründe ise bir takım vergi düzenlemeleri ile iç piyasanın hareketlenmesi sağlanabilir. Örneğin ilk alıcılara bir sosyal devlet politikası olarak da bu şu anki iktidarın konseptine uyuyor vergi ve tapu devir harçlarının düşürülmesi gibi olabilir.
Türkiye’de olduğu gibi küçük metre kareli evlere örneğin gerçekten yaşamsal ihtiyaç için alınan 125 metre karenin altında olan 3+1 veya 2+1 evlere KDV muafiyeti getirilebilir veya KDV sadece yüzde 1’e indirilebilir.
Dolayısıyla bu iki alanda yapılacak düzenleme en geniş alıcı tabanı üzerinde yani dar gelirli insanlar üzerinde bir motivasyon yaratabilir. Böyle bir uygulamanın inşaat sektörünü olumlu etkileyeceğini düşünüyorum. 
Özellikle Girne ve Gazimağusa bölgesinde atılı durumda bulunan başlanmış ve çeşitli aşamalarda yarım kalmış bulunan binlerce konut var. Bunlar bir atıl sermaye ve kullanılamayan zenginlik olarak toprakta duruyor, ayrıca çevre kirliliği yaratıyor. Bu alanda hükümetin bir formülle belki bir şirket kurarak ve bunun içerisine özel sektörden de yatırımcılar olarak devlet finansmanıyla bir çözüm bulunursa beş on yıllık bir vadede bu yarım kalmış sayısı binleri geçen konutların ekonomiye kazandırılması mümkün.
Bu belki kolay bir çalışma değil çünkü bu yarım projeler üzerinde yapılmış sözleşmeler var, ihlaller var, kimisinin sahibi ortada yok, belki yurt dışında ama beş-on yıllık sürede bunların büyük bir çoğunluğu bile ekonomiye kazandırılması başarısı sağlanırsa hem bu atıl zenginlik kazandırılmış hem de bu kötü görüntüden kurtulmuş olacağız.

KIBRIS Ekonomi: Ülkemizdeki ekonomik kriz sizi nasıl etkiledi?

Alp Cengiz Alp: Bizim de nasibimizi aldığımız küresel ekonomik kriz konusunda yapılan bir ankette 2009-2012 yılları arasında insanların hayatlarında en çok neyin değiştiği sorusu soruldu. Bu soruya verilen en yaygın cevap insanların daha ucuz ürünlere yöneldiğidir. Dolayısıyla benim gözlemim tekstil sektöründe de insanlarda üst gelir düzeyi hariç tabi, orta sınıfın daha ucuz ürünlere yöneldiğini görüyoruz.
İnşaat sektöründe de villadan apartman dairesine kayışın olduğunu ve ayrıca apartman dairesi müşterisinin de daha küçük metre kareli konutlara yöneldiğidir. Her kategorideki müşterinin bir alt seviyeye inmesi gibi bir durum yaşanmaktadır. Dolayısıyla son dönemde fiyat hassasiyeti hem tekstil sektöründe hem inşaat sektöründe öne çıkan en ana unsur olarak görünüyor. 
Biz inşaat sektörüne 2004 yılında girdik. Daha sonra 2005 yılında Orams davasıyla sektör düşüşe girdi. Bugün sektör o yılların yaklaşık yüzde 70-80 gerisinde. Biz şirket olarak daha çok yerli müşteriyi hedef edindik. Özellikle Lefkoşa bölgesinde şu ana kadar yaptığımız projelerde büyük bir satış başarısı yakaladık. Ancak şu anda yeni proje açma aşamasındayız, daha önce belirttiğim gibi gerek metre kare anlamında daha küçük ve uygun fırsatlar sunan bir dönüş içerisindeyiz. 
İkincisi ülkemizde Kat İrtifak Yasası’nın yürürlüğe girmemesiydi. Sektöre finansman sağlayabilmek için yıllardır üzerinde çalışılan kat irtifak konusu vardı ki bu bir konut projesinin planlama aşamasındayken kat irtifak koçanlarının yazılması demektir. Bu yeni yasa ve uygulama ile müteahhitler inşaat esnasında Kat İrtifak koçanı ile daireleri satıp müşterisine bankadan kredi alma olanağı sağlıyor. Proje tamamlandığı zaman yeni koçanlar çıkıp kat irtifak koçanlarının yerini alıyor. 
Böylece bu yasa ile müteahhitler inşaat aşamasında finansmana kavuşma şansını elde ediyor. Yatırımcılar bir projeyi yapıp bitirdiği ve anahtarı teslim ettiği zaman bütün yatırımını geri almış olacak ve yeni bir projeye başlama imkânını elde edecektir.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık