Ana Sayfa Gündem RUM LİDERLİĞİ YANLIŞDAN VAZGEÇMEK ZORUNDA

RUM LİDERLİĞİ YANLIŞDAN VAZGEÇMEK ZORUNDA

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, adayı paylaşan iki toplumun bir yandan gelecek nesillere, diğer yandan tüm bölgeye ve dünyaya karşı tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, iki topluma ait olan doğal kaynakların, yine bu iki toplumun refahını artıracak şekilde değerlendirilmesinin şart olduğunu vurguladı.

Giriş Tarihi: 26 Kasım 2018 Pazartesi 12:31
RUM LİDERLİĞİ YANLIŞDAN VAZGEÇMEK ZORUNDA

Zirvenin onursal açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Akıncı, yapılması gerekenin, gerginlik politikası yerine iş birliği öngören yaklaşıma yönelmek olduğunu belirterek, “Ortak zenginlik ortak akılla yürütülmelidir. Bu zenginlikte her iki toplumun da payı olduğu kabul edildiğine göre, planlama ve çıkarılmasında da ortak hareket edilmesinin yolu bulunmalıdır” dedi.


BÖLGEDE BARIŞ VE İSTİKRAR
Kıbrıs’ın çevresinde varlığına inanılan zengin doğal gazın, diğer kaynaklarla da birleştirilerek Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasının, sadece uzmanların işaret ettiği en mantıklı güzergâh değil, aynı zamanda gerek Kıbrıs’ta gerekse bölgede barış, istikrar ve kalkınma yolunda da önemli bir gelişme olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, şunları ifade etti:
“Bu gelişmeden herkes ekonomik fayda sağlayacaktır. Ama bundan da önemlisi kalıcı bir barış ve iş birliği ortamı yaratılacak olmasıdır. Bu sayede, çatışma ve savaşlarla anılan bölgemiz için ilham verici ve güçlü bir örnek doğacaktır.”
Aksi politikaların tam tersi senaryoları beraberinde getireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, tek yanlı kazı girişimlerine kayıtsız kalınması mümkün olmayacağından bölgede gerginliğin daha da artacağını belirterek, “Bunun yerine, Kıbrıs’ın barışı ve kalkınmayı başaran; iş birliğinin önemini kanıtlayan iyi bir örnek olarak tüm dünyaya ilham vermesini temenni ediyorum” dedi.
Bu yılki zirvenin temel çerçevesini oluşturan “barış” ve “kalkınma” sözcüklerinin, dünya için yaşamsal öneme sahip iki temel ihtiyacı tanımladığını belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “İnsanlar, toplumlar ve ülkeler hiç kuşkusuz güvenlik içinde müreffeh bir yaşam sürmek isterler. Fakat ne yazık ki dünya coğrafyasının çoğu bölgesi ve dünya nüfusunun büyük kısmı bu şansa sahip olamamaktadır” dedi.

Entegre Bölgesel Bilgi Ağları tarafından 2018 başında yayınlanan rapora göre dünyanın 40’tan fazla bölgesinde savaş koşulları hakim olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, sıcak çatışmalardan etkilenen insan sayısı son 10 yılda iki kat arttığına dikkati çekti. Küresel Barış Endeksi’ne göre dünyada son 10 yıl içinde çatışma yaşanmayan sadece 10 ülke olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle konuştu:
“Birleşmiş Milletler’in bu ayın başında yayınladığı rapora göre dünya nüfusunun yarısı günde iki doların altında bir parayla geçinmeye çalışmaktadır. Açlık, hastalık ve eğitimsizlik; yoksulluğun yol açtığı yakıcı sorunlar olarak oldukça yaygındır.
Bütün bu veriler küresel boyutta yaşanan büyük bir krize işaret etmektedir. Bu kriz ve yarattığı sonuçlar, dünya ölçeğinde barış ve kalkınma hedeflerine sahip çıkıp uğraş vermenin ne kadar gerekli olduğunun kanıtlarıdır.
Bu çağda güç odakları ve devletler arasında rekabetçi bir çekişmenin olmamasını beklemek naif bir temenniden ibaret kalabilir. Fakat rekabeti, karşı tarafı yok etme stratejisi uygulayacak düzeye taşımanın insanlık dışı olduğunu yüksek sesle haykırmaktan, kimse geri durmamalıdır.
Her sıcak çatışma elbette savaş endüstrisine kazandırmaktadır. Endüstriyel ölçeğin ötesinde sömürgeci ve yeni sömürgeci emellerini hayata geçiren kimi devletler de savaşların rantından istifade etmektedirler. Ama uzun vadede ve geniş ölçekte savaşlar aslında tüm insanlığa kaybettirmektedir. Oysa barış koşulları kalkınmanın en önemli ivme kaynaklarından biridir.
Dünya üzerindeki olup bitenler bize şu muazzam etkileşimi özetlemektedir: “Barış ortamı yoksa sürdürülebilir kalkınma yoktur; öte yandan sürdürülebilir kalkınma yoksa barış ortamı her an tehdit altındadır.”


“KÜRESELLEŞME EĞİLİMİ TERSİNE DÖNDÜ”
İkinci Dünya Savaşı’nı takip eden dönemde, çok taraflılık ilkesine ve uluslararası kurumlara dayanarak gelişen dünya düzeninin, 1970’lerin sonunda Çin’in tedricen dış dünyaya açılması ve Soğuk Savaş sonrasında Doğu Bloku ülkelerinin de katılımıyla yeni bir ivme kazandığını ve küreselleşme denilen sürecin hız kazandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Hızlı küreselleşme, dünya ekonomilerinin birbirleriyle entegre olmasına yol açmıştır. Fakat 2008 yılında başlayan küresel finansal kriz sonrasında, bu eğilim tamamen tersine dönmüş görünmektedir” diye konuştu.
Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere bazı ülkelerin daha tek taraflı ve izolasyonist politikalar izlemekte olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bu ortamda, insan hakları ihlalleri artarken, milliyetçilik, ırkçılık, yabancı düşmanlığı da tırmanış göstermektedir. Şiddetli çatışma ve istikrarsızlık, doğaldır ki dünyada görmeyi arzu etmediğimiz şeylerdir. Çatışmaların ve istikrarsızlığın olmaması içinse sürdürülebilir ve herkesi kapsayan bir ekonomik kalkınmaya ihtiyacımız vardır. Gelecek kuşakların barış ve refah içinde yaşayabilecekleri bir dünya tesis etmek istiyorsak, her türlü insan hakkına; ister ekonomik, sosyal, kültürel, isterse politik olsun, saygı göstermemiz gerekmektedir” dedi.

“CESARET VE İŞ BİRLİĞİ”
Cumhurbaşkanı konuşmasında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in, 24 Nisan’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ‘Barış inşası ve barışın sürdürülmesi’ üst düzey toplantısında yaptığı konuşmadaki “insanlarımızın kaygı ve korkularını azaltmak, dünyayı daha iyi bir geleceğe giden bir yola koymak ve sürdürülebilir bir barış ve gelişmenin temellerini atmak için, ülkelerarası daha çok cesaret ve iş birliğine ihtiyacımız vardır” sözlerini anımsattı.

KAPSAYICI EKONOMİK BÜYÜME POLİTİKALARI
Uluslararası Para Fonu IMF’nin, orta vadede dünya ekonomisinin beklenilenden daha yavaş büyüyeceğini tahmin ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, “IMF bu ayın başında, beklentilerini daha da aşağıya çekerek 2018-2019 arasında, dünya ekonomisinin beklenilenden daha da yavaş büyüyeceğini öngördüğünü açıklamıştır. Buna gerekçe olaraksa Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin’den gelen 200 milyar dolarlık ithal mala karşı koyduğu gümrük vergisi ile başlayan ticaret savaşını göstermiştir” dedi.
İş birliğine daha çok ihtiyaç duyulan bir dönemde yaşanan bu durum son derece kaygı verici olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, “Temennim, öncelikle dünyanın önde gelen ülkelerinin sorumluluklarını idrak edip, daha güçlü ve herkesi kapsayıcı bir ekonomik büyümenin gerçekleşmesine yardımcı olacak politikaları benimsemeleridir” diye konuştu.
“Ekonomilerimizde ortaya çıkan yapısal değişiklik ve zorluklara karşı, popülist, korumacı politikalar yerine, mal ve hizmet ticaretinde sürekli büyümeyi destekleyen, ülkelerarası iş birliği temeline dayalı çözümler bulunması ve bu sayede küresel ekonomik büyümenin korunması ve genişletilmesi elzemdir” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Bunu yapabilirsek, eminim diğer konularda başarılı olma şansımız daha fazla olacaktır” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı, şöyle devam etti:

“Küreselleşme olgusu, gerek savaşların gerekse iş birliği ve barış koşullarının etkilerini kendi sınırlı ölçeklerinin dışına doğru genişletmektedir. En sıcak örneklerden birisi Suriye’de yaşanmakta olan dramın olumsuz etkilerinin tüm yakın coğrafyaya ve oradan da Avrupa içlerine kadar yayılmış olmasıdır”.

GENİŞ İŞ BİRLİĞİ ANLAYIŞI
Cumhurbaşkanı Akıncı çalkantılı coğrafyamızın istikrarsız ortamının hepimize az ya da çok etki ettiğini vurgulayarak, “Özellikle bölgemizin istikrara, geniş bir iş birliği anlayışına ve huzura kavuşmaya ihtiyacı vardır” dedi.
Son dönemlerde Doğu Akdeniz’de keşfedilen hidrokarbon kaynaklarının hem Kıbrıs özelinde hem de bölge ölçeğinde “barış-kalkınma” ilişkisini tesis etmek için doğru değerlendirilmesi durumunda çok önemli bir fırsat sunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kaynakların birlikte değerlendirilmesini öngören bir vizyon sayesinde herkesin kazançlı çıkacağı, kimsenin kaybetmeyeceği bir ekonomik iş birliği ortamı yaratılabilir; bu ekonomik ortaklık ise bölgenin huzura kavuşmasının anahtarına dönüşebilir” dedi.

“TARİHSEL SORUMLULUK”
Coğrafik konumunun, çağlar boyunca son derece önemli bir etken olarak Kıbrıs adasının tarihine yön verdiğini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıs’ın hassas konumun fırsata çevrildiği dönemlerde önemli bir ticaret kavşağı olmanın sağladığı ekonomik ve kültürel nimetlerin refaha dönüştürüldüğünü; bölgesel güç savaşlarının merkezine dönüştürüldüğündeyse yoksulluğun çıkageldiğini anımsattı.
“Bugün adayı paylaşan iki toplum tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyadırlar: Bu, bir yandan gelecek nesillere, diğer yandan tüm bölgeye ve dünyaya karşı bir sorumluluktur” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, iki topluma ait olan doğal kaynakların, yine bu iki toplumun refahını artıracak şekilde değerlendirilmesinin şart olduğunu vurguladı.


“YANLIŞ TUTUMDAN VAZGEÇİLMELİ”
Kıbrıs Rum liderliğinin bugüne kadar izlediği yanlış tutumdan vazgeçmek zorunda olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Tek yanlı girişimlerle ortak zenginlikleri tek başına sahiplenme anlayışını terk etmelidir” dedi.
Cumhurbaşkanı, Kıbrıs Rum liderliğinin adanın zenginliklerini, üstelik ekonomik aklın emrettiği projeleri hiçe sayarak sadece kendi hanesine yazma girişiminin, tarihsel sorumlulukla bağdaşmadığını belirterek, bu tutumun barışa ve kalkınma çabalarına hizmet etmediğini söyledi.


“ORTAK ZENGİNLİK, ORTAK AKILLA YÜRÜTÜLMELİ”
Yapılması gerekenin, gerginlik politikası yerine iş birliği öngören yaklaşıma yönelmek olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:
“Ortak zenginlik ortak akılla yürütülmelidir. Bu zenginlikte her iki toplumun da payı olduğu kabul edildiğine göre, planlama ve çıkarılmasında da ortak hareket edilmesinin yolu bulunmalıdır.
Kıbrıs’ın çevresinde varlığına inanılan zengin doğal gazın, diğer kaynaklarla da birleştirilerek Türkiye ve Yunanistan üzerinden Avrupa’ya ulaştırılması, sadece uzmanların işaret ettiği en mantıklı güzergâh değil, aynı zamanda gerek Kıbrıs’ta gerekse bölgede barış, istikrar ve kalkınma yolunda da önemli bir gelişme olacaktır.
Bu gelişmeden herkes ekonomik fayda sağlayacaktır. Ama bundan da önemlisi kalıcı bir barış ve iş birliği ortamı yaratılacak olmasıdır. Bu sayede, çatışma ve savaşlarla anılan bölgemiz için ilham verici ve güçlü bir örnek doğacaktır.
Aksi politikalar tam tersi senaryoları beraberinde getirecektir. Tek yanlı kazı girişimlerine kayıtsız kalınması mümkün olmayacağından bölgede gerginlik daha da artacaktır.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

400 KAMU ÇALIŞANININ 88'İ MESAİYE UYMUYOR!

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık