Ana Sayfa Siyaset Sunat Atun, ekonomik programı değerlendirdi

Sunat Atun, ekonomik programı değerlendirdi

Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, bütçe açıklarının kontrol altına alındığını, bu nedenle bundan sonraki dönemde krizlere karşı daha az kırılgan bir KKTC ekonomisi yaratıldığına işaret ederek "Altını çizerek bir kez daha ifade ediyorum. Artık devletin vergilere aslıma, vergileri arttırma vergileri daha çok toplama ve dolayısıyla alım gücü ve tüketim üzerinde olumsuz etkiler meydana getirecek uygulamalara dönmek gibi bir pozisyonu yoktur. Ve KKTC de artık sürpriz dönemi kapatılmıştır" dedi.

Giriş Tarihi: 15 Aralık 2012 Cumartesi 09:51
Sunat Atun, ekonomik programı değerlendirdi

Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, bütçe açıklarının kontrol altına alındığını, bu nedenle  bundan sonraki dönemde krizlere karşı daha az kırılgan bir KKTC ekonomisi yaratıldığına işaret ederek "Altını çizerek bir kez daha ifade ediyorum. Artık devletin vergilere aslıma, vergileri arttırma vergileri daha çok toplama ve dolayısıyla alım gücü ve tüketim üzerinde olumsuz etkiler meydana getirecek uygulamalara dönmek gibi bir pozisyonu yoktur. Ve KKTC de artık sürpriz dönemi kapatılmıştır" dedi.

Bakan Atun, Türkiye ile imzalanan 2013-2015 Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı'nın hedefleri konusunda ise  "Program, ekonominin büyütülmesi, istihdam olanaklarının artırılması, verimliliğin sağlanması ve reel sektörün daha da büyütülmesi gayesini ve vizyonunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır" açıklamasında bulundu.


Ekonomi ve Enerji Bakanı Sunat Atun, BRT'de katıldığı bir programda, ülke ekonomisinin içinde bulunduğu durum ve  2013-2015 Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı'nın hedefleri konusunda geniş değerlendirmelerde bulundu.


PROGRAM BİR ÇOK KESİMİN TALEPLERİNE YANIT VERİYOR


Bakan Atun birçok kesimin taleplerine yanıt veren programın, ülkenin  tüm ana sektörleri ve buna bağlı olarak gelişmekte olan sektörler ile kamu sektörünü de kapsadığını söyledi.


Programa bakıldığında   mali konuların artık ikinci hatta üçüncü plana düştüğünün görüldüğüne işaret eden Atun, ön planda reel sektörün desteklenmesi olduğunu belirterek "Program, ekonominin büyütülmesi, istihdam olanaklarının artırılması,verimliliğin sağlanması ve reel sektörün daha da büyütülmesi gayesini ve vizyonunu da açık bir şekilde ortaya koymaktadır." dedi.


2013-2015 programında ekonomide  ortaya konulanın büyüme ve istihdam olduğuna dikkati çeken Atun, programın gerçek manada sürdürülebilir ekonomiye geçiş  programı olduğunu  vurguladı.


Programa eleştirilerin beklediği gibi analitik düzeyde gelmediğini söyleyen Atun, temel noktanın programın vizyonu ve hedefleri ile kullanılacak olan kaynağın bütün olarak meydana getireceği sonucu olduğunu ifade ederek  eleştirecek olan tarafların, o etkileşimi ortaya koyarak analiz yapması gerektiğini belirtti.


ELEŞTİRİLER SADECE İDEOLOJİK


Atun "Kimse büyüme rakamları üzerinde veya mali gelişmelere ile göreceli değerlendirmeler ile  bir yorum yapamıyor. Eleştirenler sadece ideolojik olarak eleştiriyor." dedi.


Atun, KKTC'nin kendi insanı ile hazırlamış olduğu ekonomik programda yer alan maddelerden yüzde 70 e yakın bir kısmının protokole yansıdığına dikkat çekerek "Hangi kısımlar yansımamıştır. Bizim KKTC'de tam manasıyla kendi iç işleyişimizle ilgili olan konular ve Türkiye'yi ilgilendirmeyen konular bu programa haliyle yansımamıştır" dedi.


Bu başlıklara örnekler de veren Atun, bunlardan birinin katılanların çok büyük bir bölümünün ülkede artık tek listeyle seçimlere gidilmesi gerektiği ve dar bölgeden geniş bölgeye taşınması gibi bir yaklaşım olduğunu belirtti.


Atun "Mesela bu Türkiye 'yi ilgilendiriyor mu, bana göre ilgilendirmiyor. Siz ister dar bölgede seçim yapın ister geniş bölgede seçim yaparsınız. Ama parlamentonuzun oluşma şeklini, seçim siteminizi siz kendiniz istediğiniz koşullarda belirlersiniz . Bu konuda ne Türkiye, ne de başka bir ülke size şu şekilde yapın gibi telkinlerde bulunmaz. Bugün baktığınızda Avrupa Birliği ülkelerinde  aynı birlik içinde çok farklı seçim sistemleri var. Dolayısıyla bu tür konular, bizim tam manasıyla iç işleyişimizi ilgilendiren konular olduğu için programa girmemiştir" dedi.


KAYNAKLARIN VERİMLİ KULLANILMASI


Protokole ülkenin ekonomisinin verimliliğini, kaynakların daha etkin kullanılışını ilgilendiren konuların girdiğine dikkati çeken Atun, bunun nedeninin protokolde  kreditör konumunda Türkiye olmasından kaynaklandığını ve verilen oranların bir kısmının da  kredi olarak verildiğini,  bir kısmının da hibe olarak yansıdığını söyledi.


Atun, 2010-2012 döneminde krediler ve hibeler altında KKTC'ye  2,5 Milyar TL kullandırıldığını, gelen bu kaynağının  1 Milyar 210 Milyonunun  bütçe açıklarının kapatılmasında kullanıldığını,1 milyar 290 milyon TL'nin ise yatırımlar ve diğer kamu harcamalarında kullanıldığını anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü:


"Geçen süre içerisinde alınan tedbirler, uygulanan mali disiplin politikaları neticesinde bütçe açıkları, tam manasıyla kontrol altına alınmıştır. Bunun devamında yapılan projeksiyonda 2013,2014 ve 2015 yıllarında sırasıyla 2013 için 355, 2014 için 350 ve 2015 için de 295 milyon TL'lik bir Türkiye finansmanı ile sağlanan bir kaynak, bizim bütçe açıklarımızda kullanılacaktır. Bu da ne ifade taşıyor. Geçtiğimiz üç yıllık dönemde bütçe açıkları için 1 milyar 290 Milyon TL kullanılmışken, bu dönem sadece 1 Milyar TL kullanılacak demektir. Bu da Türkiye'den önümüzdeki üç yılda alacağımız yardımların 3 Milyar TL artı,  300 milyon da iç borçların ödenmesi için, 3 Milyar 300 Milyon TL ... Bu 3 nokta 300'ün sadece 1 Milyarı bütçe açıklarının kapatılması için kullanılacaktır. Geri kalan 2 milyar 300 Milyon da olduğu gibi kamu yatırım harcamaları ve reel sektörün desteklenmesinde kullanılacaktır. Yani 2010-12 döneminde gelen kaynağın yüzde 50'si bütçenin finansmanında kullanılırken, 2013-15 döneminde gelen kaynağın bütçe açığının finansmanı olarak kullanılacak kısmı Yüzde 29'a düşmüştür. Bunlar işte reel sektöre dönük olarak son derece önemli bir kaynak aktarımı sağlayacaktır."


KAMU YATIRIM HARCAMALARI ARTIYOR


Bütçe açıklarının  daraltmış olmasının ülkede yeni vergilerin olmayacağı anlamına geldiğini belirten Atun, bütçe açıklarına ayrılan para azaldığından dolayı bu kaynakların kamu yatırım harcamalarına yönlendirileceğini söyledi.


Kamu yatırım harcamalarının geçtiğimiz 3 yıla kıyasla tam iki katına çıkacağını ifade eden Atun, bunun çok büyük bir mana ifade ettiğini söyledi. Atun ayrıca reel sektöre ayrılan payın  her yıl arttığını, bu yıl 60 Milyon TL'nin reel sektör teşvikleri için kullanılacağını belirtti.


Atun şöyle devam etti:


"Bütün bu tablolardan sonra ben şunu ifade etmek isterim. Program, o geçmişlerde karşılaştığımız 400-500 milyon TL bütçe açığının 2015 yılı itibarıyla 20 milyon TL'ye düşürmeyi öngörmektedir. Bu da ne anlama gelmektedir  2016-2017 yılları artık KKTC bütçesi  fazla verecektir. O dönemin hükümetleri ümit ediyorum halkıyla birlikte bizim yaptığımız gibi Sivil Toplum Örgütlerinden görüşler alarak bütçe fazlalığını nasıl değerlendirileceğini, bence tartışmaları gerekecektir. Bütçe fazlası nasıl değerlendirilebilir . Reel sektöre daha fazla özellikle hibe kapsamlı imkanlar sunmakla olabilir. Bütçe fazlası vergi oranlarını düşürmekte kullanılabilir. Fiyat istikrar fonunu düşürmekte kullanılabilir. Bunlar tabi 2015 yılından sonra tartışılması ve bakılması ilgilenilmesi gereken konulardır diye düşünüyorum."


REEL SEKTÖRE AYRILAN PAY YÜKSELDİ


Atun, programın reel sektöre karşı yetersiz olduğunu söylemenin mümkün olmadığını belirterek, sivil toplum örgütlerinin  birçoğundan ciddi geri dönüşler aldıklarını, başta Ticaret Odası olmak üzere, gerek odalar, gerek mesleki örgütlerin özellikle reel sektöre yönelik olarak ayrılan kaynaktan ve programın genel anlayışından memnun olduklarını ifade ettiklerini söyledi.


Önemli olan bir diğer konunun da, devletin programda denetleyici ve düzenleyici görevinin daha da güçleniyor olması olduğunu söyleyen Atun, sadece söylemde değil eylemde de geçiyor olmasının iyi bir durum teşkil edeceğine vurgu yaptı.


Bakan Atun, programda sağlanan destekleri konusunda ise şu bilgileri aktardı:


"Öncelikle ihracatımıza yönelik navlun desteği var. Belli başlı ürünlerimize yönelik ihracat teşvik primlerimiz var. Yani hellimimizin, narenciyemizin, patatesimizin ihraç teşvik primleri var. Diğer ihracat ürünlerimizin navlun destekleri var.


Fuara katılım ile fuar organize edilmesine ilişkin desteklerin kapsamını genişlettik. Eskiden sadece tek bir çatı altında fuar organizasyonunu katılınıldığı zaman devlet teşvik veriyordu, şu anda bireysel katılımları da teşvik sisteminin içerisine aldık. İhracatçı kendi arzusuyla gidip bir fuara stant kurup orada tanıtım yaptığı takdirde, doğrudan bizim imkanlarımızdan faydalanıp o fuar giderleri destek programlarımızla karşılayabilmektedir.


Yine yerli ürünlerimizin yurt dışında teşhir edilebilmesi için mağaza kiralanmasını yarı yarıya bakanlığımız hibe olarak ödemektedir. Yine ihracatta lojistik dezavantajı ortadan kaldırmak düşüncesiyle, ihracat pazarında kendi deposunu kiralamak isteyen ihtacatçımıza, sanayicimize kiralayacağı deponun yarı kirasını hibe olarak ödemekteyiz.


Yurt dışı fuarlarında da dağıtılmak üzere basılan broşürlerin maliyetini  bakanlığımız karşılamaktadır. Yine bunun  gibi  CE belgesi İSO 9001 belgesi gibi  yurt dışında satışını sağlayacak imkan verecek kalitesini belgeleyecek olan bu tür sertifikaların maliyetlerinin % 75 e kadarına  bakanlığımızın hibe desteği vardır. Yani hibeler, teşvikler  sanayicimize yönelik kullandırılan sıfır  faizli kredilerin ve son dönemlerde yine imalatçı ve sanayicimizin makine ve techizat yatırımlarına yönelik  % 50 oranında 200 milyara kadar hibe destekleri sanıyorum hiçbir boşluk bırakmadan  sanayi ve imalat sektörüne yönelik bütün teşvik alanını kaplamaktadır.  Bu yönde açık kalan bir yön ben görmemekteyim.


Ancak yeni pazarlar  yeni piyasalar yeni girişimler ister. Peşinden gidip uğraşmak ister . Bunlar Sanayi Dairemiz öncülüğünde bütün bu fuarları tesbit edip bu fuarların varlığından ve bizim organizasyona yapacağımız katkıdan her zaman ilgili odaya bilgi veriyor. Bunun en somut örneği CEBIT Bilişim Fuarı. Cebit Bilişim Fuarı'na geçen yıl ilk kez katılınmıştı  ve masraflar bakanlığımız tarafından karşılanmıştı. Bu yıl yine Cebit Bilişim Fuarı'na 17 başarılı firmamız katılmıştır ve bu firmalarımızın fuar katılım masrafları bakanlığımızın hibe desteğiyle karşılanmıştır. Ve tabii ki bu kadar güçlü bir destek, bu yıl KKTC'nin ortak devlet olarak da yer almasının da önünü açmıştır. Biz bütün bu temelleri geçen yılki fuarda attık"


ÜLKEDE ALIŞVERİŞİ ARTIRACAK UNSURLAR


Programda ithalat politikalarında değişiklik olmadığını belirten Atun, ancak ülkede enflasyon oranına yönelik tesbitin,  ülkenin ithal ürünlerinin fazla oluşundan kaynaklandığını, çünkü küçük ada ekonomisi olduğunu belirterek şöyle devam etti:


"Hizmet sektörüyle ilerliyoruz. Bu hizmet sektörünün başlıcaları Turizm ve Eğitim sektörüdür. Dolayısıyla bu sektörlerin ihtiyaçlarının çok büyük bir kısmı ithalat olarak ülkemize gelmektedir. Ve bu oranda nisbeten büyük seviyelerde ithalatı olan  bir ülkenin döviz dalgalanmalarından etkilenmesi ve bunun fiyatlara artış olarak yansıması sebep-sonuç ilişkisidir.


Yapmamız gereken , ülkedeki fonları, gümrükleri tekrardan gözden geçirmektir. Çünkü ülkenin pahalı olmaması, hizmetler sektörünün rekabetçiliği açısından son derece önemlidir.


Bizim bugün reel olarak Güney Kıbrıs'la rekabet içinde olduğumuzu artık çıplak gözlerle görüyoruz. Eğer ithal ürünler üzerindeki fiyat farklılığı vatandaşımızın Güneyde alışveriş yapmasına sebebiyet veriyorsa biz devlet olarak biz ithal ürünler üzerindeki kendi uygulamalarımızı gözden geçirmemiz lazım.


Eğer bu bir alışveriş eğilimiyse ve ülkede alışveriş merkezlerinin eksikliğinden kaynaklanıyorsa o zaman buna bir çözüm üretmemiz lazım. Bizim şu anda Güney'de yapılan alışverişlerin azaltılmasına ilişkin olarak yaptığımız çalışmalar birinci derecede fiyatları ortaya koymakta ikinci derecede ise alışveriş ortamını ortaya koymaktır. Mağazalarımız giderek gelişmekte. Bugün Mağusa da bir AVM inşaatı vardır. Yerli sermayenin yapmış olduğu bir girişimdir. Lefkoşa'da da projelendirilmesi vardır. O da yerli sermayenin girişimidir. Dolayısıyla ikinci adımdaki unsur yavaş yavaş ortadan kalkacaktır."


İHRACAT İKİ KATINA ÇIKTI


Atun, Bakanlık olarak sanayinin gelişmesi için belirledikleri gelişim vizyonunun, "sanayinin altyapısının güçlendirilmesi; imalat makine teçhizat modernizasyonu  ve araştırma geliştirme imkanlarının uygulamalarının geliştirilmesi" olduğunu söyleyerek, bu şekilde yeni dış pazarlara dış piyasalara girerek o piyasalarda gelişmeyi benimsemek gerektiğini belirtti.


Kendilerinin ihracata yönelik  devlet desteklerinin alanını genişletmiş olup, kendi dönemlerinde  yurt dışı fuar katılımlarını, tanıtım faaliyetlerini iki katına çıkarmış olmalarıyla birlikte imalatçının kendi bilgi ve becerisi ve iş yapma kabiliyetiyle 2007-2008 yıllarına  kıyasla ihracatı 2012'de iki katına yakın bir düzeye çıkarmak üzere olduklarını ifade eden Atun, ihracatın ithalatı karşılama oranı %4,5'lerden  %6'ları yakalar pozisyona geldiğini söyledi.


Atun, "Dolayısıyla bütün bunlar esas gelişimin bize bu 300 bin kişilik küçük tüketim piyasasında değil çok daha geniş pazarlara ve bizim rekabet edebilecek gücümüzün olduğu piyasalara satışla olacağını doğrulamaktadır" şeklinde konuştu.


Atun ayrıca, katma değerin yüksek olduğu sektörlerin artık teşviklerden daha öncelikli olarak faydalanacağına da işaret etti.


ÖNCELİKLİ SEKTÖRLERDE ÇALIŞMALAR


Bakan Atun, Turizm ve Yüksek Öğrenim sektörünün öncelikli sektör olarak devamlılığının, imzalanan programda da devam ettiğini söyleyerek,  bu şekilde reel sektör destekleri ve  teşviklerin de devam edeceğine işaret etti.


Atun şöyle devam etti:


"Turizmde yeni destinasyonların bulunması amacıyla teşvik sistemleri güçlendirilecektir. Hibe destek programı devam edecektir. Yine yükseköğretim sektörlerinde de aynı şeyleri söylemek mümkün. Tabi ki Tarım sektörü de bizim için son derece önemli.


Tarım sektörü için programımız;  stratejilerin geliştirilerek reel sektörü destekleme programıyla tarımcıyı, hayvancıyı ve balıkçının desteklenmesini öngörüyor.


Mesela bizim sanayide sağlamış olduğumuz kümelenme modeliyle birlikte bu aynı modelleme balıkçılıkta da düşünülebilir. Bunu tarım bakanlığının yapacağı çalışmalar ve  belirleyeceği strateji ile belki balıkçılık alanında da teşvik edilebilir. Bunun esas mutfak çalışmasını ilgili bakanlık kendisi yapacaktır.


Dolayısıyla biz bütün bu tablolara baktığımızda öncelikli olarak eğitim turizm, tarım ve sanayi sektörlerinin öncülüğünde  bir gelişme bekliyoruz"


Atun ayrıca, "görülmeyen işlemler" denilen  ticaret, bankacılık ve diğer mali müesseseler gibi sektörlerin de bu büyüme sürecine katkı koymasıyla ülkenin daha da ileriye gideceğini düşündüğünü söyledi.


"ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMLERDE RAHATLAMA HİSSEDİLECEK"


2010- 2011 döneminde hissedilen dar boğazların temel nedeninin 2007-2009 yılları arasında ekonomide yaşanan daralmadan kaynaklandığına vurgu yapan Atun, bunun birbiri üzerine eklenerek alım gücünde gerilemeye sebebiyet verdiğini belirtti.


Atun bu konuya şöyle açıklık getirdi:


"Bunun temel nedeni, önceki dönemlerde devletin giderlerinin fazla büyütülmesi ve gelirlerinin az kalmasıyla birlikte, devletin ödemelerini yapamaması ve bundan dolayı da 2007 yılı ve onun devamında vergilerin aşamalı aşamalı arttırılmasıdır. Hatırlayınız 2007 yılında önce bazı mamüllere % 4 ve 2 oranlarında stopajlar eklendi. Katma değer vergileri arttırıldı. Seyrüsefer harçları arttırıldı. Benzinde el yordamıyla fiyat istikrar fonu artışı yaptırıldı.


2009 yılında bizim göreve gelmemizle KDV çeşidi azaltıldı. Akaryakıt üzerindeki vergiyi biz makdu hale getirdik. Sabit bir sayı haline getirdik. Akaryakıt fiyatı artsa da azalsa da devletin alacağı litre başı vergi değişmedi. Eşel mobili de dondurmak zorunda kaldık. Devletin daha fazla artış vermesi demek daha fazla vergi gelirine ihtiyaç duyması anlamı taşırdı.


Dolayısıyla 2 yıl boyunca halkımız önemli bir fedakarlık yapmıştır. Bugün bütçe açıklarının kontrol edilebilir noktaya gelmiş bulunmaktayız. 2013 yılıyla birlikte hayat pahalılığı uygulaması tekrardan başlayacaktır. 2016 yılıyla birlikte bütçe fazlası vermemizle birlikte ümit ediyorum bu fazlada yine halkımızla refah payı olarak paylaşılır diye düşünüyorum. Bunu da o dönemin hükümetleri belirleyecektir. Tabii ki bu noktada halkımızın söyleyeceği sözler olacaktır" dedi.


"KKTC'DE ARTIK SÜRPRİZ VERGİLER DÖNEMİ KAPANDI"


Bütün dünyanın dar boğazdan geçmesine karşın, KKTC'nin de durumunun son derece ümit verici olduğunu söyleyen Atun, ülkenin en büyük avantajının bütçe açıklarının kontrol altına alınmış olması olduğunu söyledi.


Bakan Atun şöyle devam etti:


"Türkiye Cumhuriyeti için hatırlayınız, sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın  2007 yılında bir ifadesi vardı. 'Kriz Türkiye'yi teğet geçecek' demişti. Neye güvenerek bunu söylemişti. Ülkesindeki süratli büyüme ve ülkenin bütçe açıklarını kontrol altına almış olduğuna dayanarak bunu söylemişti.


O dönemde bizim de bütçe açıklarımız kontrol altına alınmış olsaydık, kriz bizi de teğet geçecekti. Ama bizi teğet geçmedi bizi son derece olumsuz etkiledi.


Bundan sonraki dönemde krizlere karşı daha az kırılgan bir KKTC ekonomisi vardır. Çünkü altını çizerek bir kez daha ifade ediyorum bütçe açıkları kontrol altına alınmıştır. Bu sebepten dolayı da artık devletin vergilere aslıma vergileri arttırma vergileri daha çok toplama ve dolayısıyla alımgücü ve tüketim üzerinde olumsuz etkiler meydana getirecek uygulamalara dönmek gibi bir pozisyonu yoktur. Ve KKTC de artık sürpriz dönemi kapatılmıştır."


"İÇ BORÇLANMADA DEVLET İLK KEZ BORCUNU ÖDEMEYE BAŞLIYOR"


Bakan Atun, programda üzerinde durdukları bir diğer önemli başlığın, artık devletin iç borçlarının da geri ödenmeye başlaması olduğunu söyleyerek, bunun kendisi için son derece önemli olduğunu belirtti.


Geçmiş hükümetlerde finansmana ihtiyaç duyuldukça kamu bankalarından bu parayı alıp kullanmak ve geri ödememek gibi bir alışkanlık olduğunu hatırlatan Atun, kamu borçlarının git gide büyümekte olduğunu bunun da  yediden yetmişe herkesin borcu haline geldiği bir ortam meydana getirdiğini söyledi.


Atun, "Kamu bankalarının kaynaklarını aldıkça, kamu bankalarının aracılığıyla yatırıma yönelecek olan paranın hacmi daralmaktadır. Dolayısıyla devletin bir noktada buna son verip borcunu öder hale gelmesi ve buna en azından oluşan faizleri ödemekle başlaması son derece önemliydi. Bu yıl biz bütçemizden kamu borç stoğunun iç borçların faizinin ödenmesi amacıyla Türkiye finansmanı ile 150 milyon TL ayırdık. KKTC de ilk kez devletimiz, iç borcun faizini ödemeye başlayacaktır. Ümit ediyorum ileriki yıllarda bu iç borçlarda bir düzen ödenmeye devam eder" dedi.


"DEVLET TAHSİLAT RİSKİNİ ÜSLENEMEZ"


Kıb-Tek'in özerkleştirilmesinin kendisine göre  kolay ve uygulanabilir pozisyonda olmadığını söyleyen Atun, konuyla ilgili şunları söyledi:


"Şimdi dünyaya baktığınızda devletin sermayesi ile ve özerk bir şekilde işletilen yürütülen bir işletme yoktur. Ve bunu bütün dünya süratle elinden çıkarmıştır. Çünkü her türlü yöntemi denemişlerdir. Özerklik de dahil olmak üzere... Ve başarılı  olamamışlardır. Ama tahsilatta bir sorun olduğu çok açık bir gerçektir.


Biz bunu dost ve hatır ilişkisine bağladığımız zaman da muhalefet bunun için 'Bakan itiraf etti' diyorlar. Bu bir itiraf değildir. Bu bir tesbittir. Dost hatır ilişkisinin oluştuğu nokta ben değilim. Ancak bazı kimseler kurum içerisinde mutlaka nazının  geçtiği  birilerini buluyor. En alt kademede çalışandan en üst kademede çalışana kadar herkesin nazının geçtiği birileri oluyor. Biz her ne kadar disiplin altında tutmaya çalışıyor olsak da sürekli olarak bunu görüyoruz. Özel dönemlerde görüyoruz. Mesela bayram dönemlerinde kesilen elektriği bir bağlama furyası alır gider.


Dolayısıyla burda 140 bin 145 bin abonenin tahsilatının riskini, bana göre bir devletin üstlenmesi son derece gereksizdir. Özelliklede bunu yapabilecek ve ihaleyle belirlenecek bir özel sektör kuruluşları varsa siz bunu ihaleyle özel sektör kuruluşuna devredersiniz. O ay sonunda 145 bin kişinin tükettiği kadarını kendi sermayesinden elektrik kurumuna öder, 145 bin aboneden de tahsilat yapıp yapmama onun kendi sorumluluğunda kalır.


Bu da son derece rasyonel, sürdürülebilir ve doğru bir uygulamadır diye düşünüyorum. Bütün dünyada yapılan uygulama artık böyledir."


Bakanlık olarak Enerji verimliliği yasasını hayata geçireceklerini ifade eden Atun, Yenilenebilir Enerji Yasası'nın ise tüzüklerinin  yapıldığını, yeni yılla birlikte uygulamaya geçeceğini belirtti.


En kıymetli elektriğin tasarruf edilen elektrik olduğuna vurgu yapan Atun, bunun da enerji verimliliği ile sağlanabileceğine işaret ederek "Yani enerji verimliliği, öncelikle enerjiden tasarruf etme bilincini ortaya koyar. İlk okulda okuyan çocuklarımızdan başlayarak bütün insanlarımıza tasarruf bilincinin yerleştirilmesi, evlerde yalıtımın sağlanması, daha düşük enerji tüketen aydınlatma ve elektrikli ürünler kullanılması ve tabi bunun belli bir program dahilinde ülkeye ithalatının da düzenlenmesi de sağlanır" şeklinde konuştu.


ERCAN HAVAALANI


Devletin  bu noktada üzerinde mali külfet sağlayan bütün hantal yapılarından arınmak durumunda olduğunu belirten Bakan Atun,  bu yapıları daha verimli ve kaliteli hizmet veren istihdamı arttıran bir konuma getirmek durumunda olduklarını söyledi.


Atun şöyle devam etti:


"Ercan Devlet Havaalanı işletme devri, işletme hizmetleri  ihale yoluyla devredilmiştir. 350 milyon Euro'luk yatırım anlamı taşımaktadır. Bu paranın ülkede harcanarak o havaalanının inşa edilmesi ve bu paranın reel sektöre dağılması anlam taşımaktadır. İstihdam olanaklarının o bölgede kat kat artması anlamını taşımaktadır.


Yine limanların bir takvim içinde işletme haklarının özelleştirilmesi o bölgede yeni istihdam yeni yatırım ve tabi ki hizmette verimlilik anlamına gelmektedir.


Telekom sektörünün yine liberalleşmesi, iletişim piyasasının büyümesi, ülkemizde yeni yatırımlar yapılması ve yeni istihdam olanakları demektir.


Böyle bir durumda devletin verimsiz bir şekilde sağladığı hizmetler daha verimli hale gelecektir. Daha çok istihdam olanakları doğacaktır. Verimlilikten dolayı reel sektör daha fazla kalkınacaktır."

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

Maliye Bakanı'ndan maaş artışı açıklaması!

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık