Ana Sayfa Yurt Talat: "Kıbrıs sorununun çözülmesi ve adanın tümünün AB'ye girmesiyle bir çok soruna neşter vurulacak"

Talat: "Kıbrıs sorununun çözülmesi ve adanın tümünün AB'ye girmesiyle bir çok soruna neşter vurulacak"

2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs sorununun çözülmesi ve adanın tümünün AB’ye girmesiyle bir çok soruna neşter vurulacağını ve en önemlisi uluslararası hukukun ve AB hukukunun içine girileceğini söyledi.

Giriş Tarihi: 15 Aralık 2012 Cumartesi 15:45
Talat:

Çözümle birlikte yabancı yatırımın da Kıbrıs’a akacağına dikkat çeken Talat, çevre kirliliği ve  bazı yasaların eksikliği gibi sıkıntının da  uluslararası hukuk  kapsamında üstesinden gelineceğini vurguladı.

 

Ofisinden yapılan açıklamaya göre, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Girne Amerikan Üniversitesi’nde bir özel TV’nin gerçekleştirdiği programa katılarak çeşitli konuları değerlendirdi, öğrencilerin de sorularını cevapladı.

 

Kıbrıs sorununda yaşanan sessizliğin sorulması ve bunda kendisinin payının olup olmadığı yolundaki bir soru üzerine Talat, önce Kıbrıs sorununun ne olduğunu anlattı.  Kıbrıs’ın siyasal-tarihsel sürecinden başlıklara değinen ve örnekler veren Talat, Kıbrıs Cumhuriyetinin kurulmasının kilit nokta olduğunu anlattı ancak bunu toplumların ve özellikle liderliklerin içlerine sindiremediklerini kaydetti.

 

1963’te olayların başladığını ve Kıbrıslı Türklerin uzun yıllar cenderede yaşadığını söyleyen Talat, daha sonra Rumların kendi içindeki kavganın neticesinde darbe olduğunu ve ardından Türkiye’nin adaya müdahale ettiğini anlattı.

 

Bu çerçevede BM sürecinin de çeşitli evrelerden geçtiğini söyleyen Talat, bu sürecin 1974’ten sonra bambaşka bir kulvara girdiğine işaret etti.

 

O GÜN BUGÜNDÜR OYALAMA


İzlenen Kıbrıs Türk siyasetine değinen Talat, 1968’de Lübnan’da başlayan ikili görüşmeleri örnek gösterdi ve Denktaş’ın bu konudaki anılarına atıfta bulundu. Talat, Denktaş’ın dönemin TC Dışişleri Bakanı Çağlayangil’e “Görüşmeler başlıyor ne yapayım?” dediğini, Çağlayangil’in de kendisine “Ne yapacaksın? Oyala gitsin” cevabını verdiğini, Denktaş’ın da “O gün bugündür oyalıyorum” dediğini aktardı.

 

Daha sonraki sürece de değinen Talat, 1999 yılına gelindiğinde BM ile AB’nin koordineli bir çalışma başlattığını, Kıbrıs sorununun nasıl çözüleceğinin tarif edildiğini ve tarafların bu çerçevede görüşmelere çağrıldığını belirtti. O dönemde New York’ta başlayan görüşmeler sırasında kendisinin de orada bulunduğunu kaydeden Talat, eş zamanlı olarak Helsinki’de de AB zirvesinin yer aldığını hatırlatarak, “AB zirvesinde alınan kararlarla Kıbrıs sorunu adeta çözüme mahkum edildi” dedi.

 

ANNAN PLANI


Bu süreçte 2002 yılına gelindiğinde, BM’nin taraflardan umudunu kestiğini ve kendisinin bir plan hazırladığını söyleyen Talat, Annan Planının bu çerçevede ortaya çıktığını belirtti.

 

Annan Planının birinci versiyonunun BM tarafından, Rum tarafının katkılarıyla hazırlandığını, buna Türkiye’nin de katkıda bulunduğunu, ancak Kıbrıs Türk tarafının hemen hemen hiçbir katkısının olmadığını söyleyen Talat, daha sonra Türkiye’de AK Partinin iktidara geldiğini ve çözüm seslerinin yükselmeye başladığını anlattı. Ancak Türkiye’de çözüm isteyen bir hükümet varken, Kıbrıs’ta böyle bir durumun olmadığını hatırlatan 2. Cumhurbaşkanı Talat, insanların sokaklara döküldüğünü, çünkü halkın ilk kez bir çözüm umudunu net olarak görmeye başladığını ifade etti.


O sıralarda Kopenhag’da AB zirvesinin toplandığını ve Denktaş’ın buraya katılmayarak temsilci gönderdiğini anlatan Talat, ancak bir türlü çözüm için irade ortaya konamadığını ve böylece AB zirvesi tarafından “Kıbrıs”ın AB’ye gireceği teyidine ulaşıldığını söyledi.

 

Daha sonra 2003 Mart’ında Genel Sekreterin Lahey’de liderlerle bir araya gelmesine kadar geçen süreci anlatan Talat, Lahey’de yaşanan hayal kırıklığı sonrası Nisan ayında Kıbrıs’ın AB’ye katılım anlaşmasının imzalandığını kaydetti. Talat,  daha sonraki seçimlerde başkanı bulunduğu CTP’nin birinci parti olduğunu ve 2004 yılı başında hükümeti kurduğunu anlatarak yeni görüşme sürecinden sonra 2004 Nisan’ında referanduma gidildiğini ancak bu kez Rumların “Hayır” demesi ile sürecin bittiğini anlattı.

 

Daha sonra Papadopulos döneminde herhangi bir  ilerleme olmadığını ancak Hristofyas’ın seçilmesi ile görüşmelerin başladığını ve birçok konuda ilerleme kaydedildiğini söyledi. Talat, ancak 2010 yılında ülkede büyük bir umutsuzluk yaşandığını ve bu atmosferde insanların çözümsüzlüğün liderini seçme yönüne gittiklerini belirtti.

 

ESAS SORUMLU


Umutsuzluğun doğmasında esas sorumlunun Rum tarafı ve Hristofyas olduğunu söyleyen Talat, Hristofyas’ın ilerleme olduğunu inkar ettiğini ve anlaşılan konuları ilan etmeyi bile reddettiğini hatırlattı.


AB ve BM’nin de sorumluluklarına işaret eden Talat, Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının haklarının yerleşmesine katkıları olduğunun inkar edilemeyeceğini kaydederek, ancak ne Cuellar ne Gali döneminde ne de Annan döneminde iki tarafın ortak bir noktaya vardıklarına ve hatta ortak metinler hazırlayabildiklerine, bunun üzerine Genel Sekreterlerin hep kendi belgelerini hazırladıklarına dikkat çekti. Talat, ilk kez  kendi döneminde birçok ortak belgenin hazırlandığını söyledi.

 

BAŞKANLIK SİSTEMİ


Başkanlık sistemi konusundaki görüşlerini de anlatan Talat, bunun iyi bir sistem olabileceğini ve ABD benzeri bir Başkanlık sisteminden başlayarak konunun tartışılarak en iyisine ulaşılabileceğini söyledi.


Talat, bizde yürütmenin yasamayı kontrol ettiğine işaret ederek, bu konudaki görüşlerini yineledi.

 

DENKTAŞ’IN VİZYONU


GAÜ öğrencilerinin sorularını da yanıtlayan Talat, Denktaş’la ilgili bir soru üzerine “Güneyin tek başına AB’ye girmesinin nedeni nedir” diye sordu. Denktaş’ın adanın birleşmesini istemediğini ve esas vizyonunun Türkiye’ye iltihak ya da kesin ayrılık olduğunu söyleyen Talat, Denktaş’ın bu görüşlere göre hareket ettiğini söyledi. Bu görüşe bağlı kalarak Kıbrıs Türklerinin uluslararası hukukun içine giremeyeceğini söyleyen Talat, aksine Kıbrıs Türkünün dağılma sürecine gireceği endişesini ifade etti.

 

TANIMA


KKTC’nin Türkiye tarafından da tanınmadığı iddiası üzerine Talat, bunun yanlış olduğunu, Türkiye’nin KKTC’yi tanıdığını, eleştiri yapılacaksa bunun ancak tanımanın gereklerini ne kadar yerine getirdiği konusunda olabileceğini söyledi.

 

ÇÖZÜMLE BİRLİKTE


Başka bir soruyu değerlendiren Talat, Kıbrıs sorununun çözülmesi ve adanın tümünün AB’ye girmesi ile bir çok soruna neşter vurulacağını ve en önemlisi uluslararası hukukun ve AB hukukunun içine girileceğini söyledi. Talat, çözümle birlikte yabancı yatırımın da Kıbrıs’a akacağına dikkat çekti.


Çevre kirliliğine de dikkat çeken Talat, eğer AB içinde olunsa, AB tarafından devlete, devletten de kirletenlere karşı ağır cezalar olacağını belirtti.

 

FEDERAL KIBRIS VE VİLAYET


Egemen Bağış’ın çözüm olmazsa KKTC’nin 82. Vilayet olacağı yolundaki demecinin sorulması üzerine Talat, söz konusu demeçte vilayet konusunun bir seçenek olarak telaffuz edildiğini, direkt bir görüş olarak belirtilmediğini kaydetti. Talat, vilayet konusunu kesinlikle onaylamadığını belirterek, kendi görüşünün her zaman federal bir Kıbrıs olduğunu söyledi.

 

HERŞEY HALLOLMAZ AMA


Bir başka soru üzerine her şeyin çözümünün AB’ye girmek olduğunu söylemediğini kaydeden Talat, ancak AB hukuku içine dahil olmanın birçok sorunu çözeceğini anlattı. Bir apartman yasasının bile hala yapılamadığına dikkat çeken Talat, uluslararası hukuk içinde kaçınılmaz olarak bunların üstesinden gelineceğini kaydetti.

 

TAYVAN MODELİ


KKTC’nin Tayvan modeli olup olamayacağının sorulması üzerine,  bunun olamayacağını belirten Talat, bu modelin KKTC için uygulanamayacağını kaydederek  çeşitli örnekler verdi. Tayvan’ın kurulduğu günün ve kendi özel koşullarının ürünü olduğunu ve kopya edilemeyeceğini, kaldı ki bizim Kıbrıs devletindeki eşit ortaklık haklarımızı istediğimizi belirtti.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

EİDE: SÜREÇ TEKRARDAN YOLUNA GİRDİ

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık