Ana Sayfa Yurt Tam bir rezalet

Tam bir rezalet

Kuzey Kıbrıs’taki 5 yıldızlı Merit otellerin sahibi Besim Tibuk, Kuzey Kıbrıs’taki bürokrasiden yakındı.

Giriş Tarihi: 3 Kasım 2012 Cumartesi 12:59
Tam bir rezalet

Ahmet TOLGAY

Kuzey Kıbrıs’a yönelik turizm yatırımlarıyla ilk sırada yer alan Net Holding’in yönetim kurulu başkanı Besim Tibuk, bürokrasiden ve yatırımcılara yönelik engellerden şikayet etti.


Lefkoşa’daki Merit Otel’de basın mensuplarıyla bir araya gelerek, ülkenin çeşitli sıkıntılarına dikkat çeken Besim Tibuk kendini Kıbrıslı saydığını, KKTC vatandaşı olduğunu, Kıbrıslı düşünen bir Türkiyeli kimliği taşıdığını ve her ayın üç haftasını ülkemizde geçirdiğini belirterek “Asil Nadir’den sonra KKTC’ye en fazla yatırımı yapan iş adamı” olduğunun altını çizdi. Konuşmasının her paragrafında Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları çok sevdiğine vurgu yaparak, içtenlikle söyleyeceklerinin anlayışla karşılanması dileğinde bulundu.


KKTC’ye karşı en büyük ambargonun finansal bağlamda olduğunu, yatırımlar için bankalardan çok zor kredi alınabildiğini belirten Tibuk, Lefkoşa Merit Hotel’in hiç kredi alınmadan, kendi öz kaynaklarıyla yaratıldığını söyledi. Otelin yapımı sırasında büyük bürokratik zorluklarla karşılaştıklarını, iki kez inşaatı durdurma kararı aldıklarını, hatta otelden vazgeçip arsaya apartman yapmayı bile düşündüklerini belirten Tibuk, “Buranın yaratıcısı Reha Bey’dir. Projeden vazgeçmemizi o engelledi, zorlukları büyük bir kararlılıkla o aştı” dedikten sonra şu ironiyi de yaptı:


“Cumhuriyet Meclisi’nde bu otelin inşaatı konusunda aleyhte konuşanlar oldu. Ama şimdi onlar bile bu otele geliyorlar, sunduğu olanaklardan yararlanıyorlar ve yiyip içiyorlar.”

 

KKTC yatırımları riskli yatırımlar
Tibuk’a göre, KKTC’ye yönlendirilen yatırımlar prim de yapmıyor. Karpaz’daki Cyprus Garden’a yaptıkları yatırımın eğer Türkiye’de olsaydı şu anda en az 300 milyon dolarlık bir değere ulaşacağını, oysa yılda sadece 4 ay çalıştırabildikleri bu tesisin zararda olduğunu açıklarken, KKTC’ye turizm yatırımında bulunan öteki Türkiyeli iş adamlarının da ahım – şahım kazançları olmadığını, eğer kazanabilselerdi kendi hesaplarına on oteli daha inşa edebileceklerini savundu. KKTC’ye yapılan yatırımların büyük getirisi olmadığını ve risk taşıdığını anlatabilmek adına Türkiye’de ilk 100’e ve hatta 500’e giren büyük şirketin KKTC’ye yatırımdan ısrarla kaçındığını, onların asla burada olmadıklarını anlattı. Bu bağlamda şu örneği de verdi:


“Kıbrıs Türkü’nün en büyük değeri İngiltere’deki, Avustralya’daki Türklerdir. Bakınız onlar da yatırım yapmıyorlar buraya. Kıbrıs Türk Hükümeti’ninin ve bürokrasisinin izolasyonu, en büyük izolasyondur.”


KKTC bürokrasisine ağır eleştiriler yönelten, tam bir rezalet olan, yatırımcıların,  yatırımları kaçırtan bu bürokrasiyle ciddi sorunları olduğuna parmak basan ve bu durumun KKTC’nin esenliği ve geleceği için mutlaka aşılması gerektiğine parmak basan Besim Tibuk, KKTC’nin bugünkü halini, 1980 öncesi Türkiye’ye benzeterek şu tavsiyede bulundu:


“Kapalı toplum aptal, açık toplum akıllı toplumdur. Kapalı toplumlar başarılı olabilseydi, Aborjinler olurdu. Aborjinler bu çağda hâlâ avladıkları hayvanlarla besleniyorlar. KKTC’de çok zeki, kültürlü ve uyanık bir halk vardır. Malta ve Dubai gelişmişlikleri örnek alınsın. Kapalı toplum olmayı içine sindiremezse bu halk sorunlarını aşabilecek yetenektedir. Steril bir ülke olmayınız. Yabancılara, yabancı sermayeye ve yabancı kültürlere de kucak açınız. Yaratılan her değer bu ülkenin malı olur. Keşke aranızda Ermeniler ve Yahudiler de olsaydı. Steril bir toplum yaratmak için İttihat ve Terakki’yle birlikte Türkiye’deki girişimci azınlıkların kovulması Türkiye’ye çok şeyler kaybettirdi. Neticede yüzde 99.9’u Müslüman olan bir Türkiye oluşturuldu. ”



İnanılmaz bir düşmanlık anlayışı
Ülkeye yatırım yapan, vergi veren, yarar sağlayan, katma değer yaratan insanların vatandaşlığına neden karşı çıkıldığını hiç anlayamadığını duyumsatan Tibuk, “Yabacılara karşı inanılmaz bir düşmanlık anlayışı var. Bu ülkede riskleri göze alan biz yatırımcılara karşı haksız bir nefret görüyorum.Ülkenin dışa açılabilmesi için umarım bu anlayıştan vazgeçilir. Devlet hazinenize en büyük vergiyi veren kişilere yabancı muamelesi yapılıyor, düşmanca davranılıyor.”


Bütün olumsuzluklara karşın burada olmaktan mutlu olduğunu, Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları sevdiğini, Türkiye’de kimi iş adamlarının kendisine verdiği zararlardan dolayı zamanını daha çok Kıbrıs’ta geçirmeyi yeğlediğini ve Türkiye’yi iyi bir yere götürmediğine inandığı AK PARTİ iktidarıyla da ciddi uyumsuzlukları olduğunu belirten Besim Tibuk, “Türkiye’nin KKTC’ye gönderdiği 1 milyar doların 750 milyonunun her yıl tekrar Türkiye’ye döndüğünü ve Türkiye’nin KKTC’den katma değer kazancının büyük olduğunu ben burada Türkiyeli yetkililere de söyledim” dedi. Şimdilik inanmasa da, Kıbrıslıların düşmanlık anlayışının değişeceğini umduğunu belirten Tibuk, “Kıbrıs muhteşem bir ada, bir elmas. Bu elması işlemek gerek” dedi.

 

Çözüm umudu güneyin gazı
Net Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tibuk, Güney Kıbrıs’ta bulunacak gazın adaya barışı ve çözümü getireceğini umduğunu belirerek, bu kanıya nasıl vardığını şöyle açıkladı:


“Amerika ve Çin ekonomisi dünyayı kurtaracak. Olaya bu açıdan bakmalı. Amerika’da gündeme gelen üretimi çok ucuz kaya gazı, pahalı doğal gazın en büyük elternatifi oldu. Gaz fiyatları düştü. Güney Kıbrıs’ın bulduğu gazı sıvılaştırarak ihraç etmesi çok pahalıya mal olacak. Kurtarmaz. Tek seçeneği, kaya gazı rekabetine karşı Türkiye’nin borularını kullanarak gazını dünyaya pazarlayabilmektir. Eninde sonunda bizimle bu bağlamda anlaşacaklardır.”

 

Okullara turizm dersi 
Besim Tibuk’tan sonra söz alan ve kısa bir konuşma yapan Reha Arar, emekli olduğunda yazacağı anılar kitabının adının “Bir Otelin Öyküsü” olacağını belirterek Merit Lefkoşa’yı inşa ederken karşılaştıkları bürokratik zorluklara göndermelerde bulundu. Tibuk’la birlikte Merit’in artık Lefkoşa’ya kazandırılan bir değer ve bir Lefkoşa oteli olduğunu açıkladı, bu otelde kongre turizmlerinin gerçekleştirildiğini ve kent oteli olması dolayısıyla burada her şey dahil konseptinin uygulanmadığını, bu nedenle otelin kentsel ekonomiye de katkısı bulunduğunu açıkladı. Kıbrıs’ın geleceği ve kaderi turizm olduğuna göre herkese turistik bir bakış açısı gerektiğini ve okullara turizm dersleri konulmasının şart olduğunu belirten Reha Arar, Lefkoşa’nın bugünkü halinden yakınırken, “turistik bir bakış açısı olsaydı Lefkoşa bu durumlara sürüklenmezdi” dedi.


Arar’ın bu sözleri üzerine Besim Tibuk “Reha Bey’i Lefkoşa’ya belediye başkanı seçiniz!” esprisini yaptı. Reha Arar Girne’de devam etmekte olan yeni otel inşaatı konusunda bilgi verirken, bu otelin zengin turiste hitap edeceğini, müşteri beklentisini algılayıp ona göre organize olan odalar içereceğini ve Akdeniz çanağının en lüks turizm yatırımı olacağını açıkladı. Tesislerinde Kıbrıslılara iş verilmediği iddialarını reddeden Arar, önceliğin Kırıslılara verilmesi tavrı içinde olduğunu, ancak münhallere Kıbrıslıların başvurmadığını, mesleği zor iş olarak gördüklerini açıklayarak, bu konuda şu örnekleri verdi;


“Düzenlediğimiz kurslarda Kıbrıslı aşçılar yetiştiriyoruz. Çok yetenekli bulduğum iki genci her hafta sonu Mağusa’dan arabayla aratıp Girne Merit’e getirtiyor ve tekrar arabayla evlerine gönderiyorum. Bu yemekte size ikram ettiğimiz bonfileyi de Kıbrıslı bir kızımız hazırladı. Otellerimizin valeleri, Kıbrıslı gençlerdir. ”

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

Arif Hasan Tahsin törenle anılacak!

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık