Ana Sayfa Gündem Toros: "Derhal KDV indirimi yapılmalı"

Toros: "Derhal KDV indirimi yapılmalı"

Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, döviz fiyatlarının yükselişiyle birlikte, vatandaşın harcamalarının hiç hesapta yokken artmasının alım gücünü düşüreceğini vurgulayarak, Dövizin yükselişinden etkilenmeyi azaltmak için derhal yapılması gereken tek şeyin döviz fiyatlarında meydana gelen artış oranının kısmen veya mümkün olan nispette KDV indirimi yapılması olduğunu söyledi...

Giriş Tarihi: 1 Haziran 2015 Pazartesi 12:00
Toros:

Kıbrıs Postası - Eniz ORAKCIOĞLU

Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros dövizin yükselişinin iş adamlarını, ticaretle uğraşan kişileri ve vatandaşı nasıl etkileyeceğini Kıbrıs Postası’na değerlendirdi. Toros, dövizin yükselişinin kayıplarını kısaca şu şekilde belirtti: “Vadeli alacakların sonucunda sermaye kayıpları olacak, özel sektör çalışanlarının alım gücü düşecek ve Ocak, Şubat ayında gerilemekte olan enflasyon oranı yine artışa geçecek, bu da ekonominin büyümesine bir engel teşkil edilecektir” dedi.

Alım gücü azalacak”

Ticaret Odası Başkanı Fikri Toros, KKTC ekonomisinin ithalata bağlı bir ekonomiye sahip olduğunu belirterek, “Bilindiği üzere Kuzey Kıbrıs’ta 2014 yılında 1 buçuk milyar dolarlık bir ithalat yapılmış, 135 milyon dolarlık da ihracat yapılmıştır. Bu da ekonomimizi ithalata bağlı bir ekonomi haline getirmektedir. Durum böyleyken ve kullandığımız paranın yönetimi bizim elimizde olmaması nedeniyle Türk Lirasının değerinde meydana gelen düşüş, diğer bir değişle dövizde meydana gelen artış haliyle bizim ekonomimizde fiyatların olumsuz etkileneceği ve enflasyonun artmasıyla birlikte alım gücünün azalacağı aşikârdır” şeklinde konuştu.

İşsizlik artacaktır”

Toros, sözlerine şu şekilde devam etti; “İlk etapta yaşayacağımız enflasyonun artması ve alım gücünün azalması gibi etkilerden sonra döviz fiyatlarındaki yükselişi devam ederse özel sektör yatırımlarını da olumsuz yönde etkileyecektir. Bunun yanında çalışan gençlerin istihdamını olumsuz yönde etkileyecek olan döviz fiyatlarının yükselişi, özel sektörün sahip olduğu sermayenin de azalmasına sebep olacaktır. Bütün bunlar özel sektörün iş hayatının etkisi altına girdiği olumsuzluklardır. Tabi ki döviz yükselmeye devam etmesi işsizliğin artmasına kadar yol açacaktır. Yükseliş devam ettiği müddetçe hayal kırıklığı yaşayacağımız diğer bir nokta ise yakın bir geçmişte Çalışma Bakanlığı’nın genç nüfus istihdamı teşvikleri yönünde politikasının sonuçlarının olumsuz olacağıdır, çünkü şirketler ne kadar teşvik edilse de bir taraftan çalışanları çıkarmak durumunda kalırken, diğer bir yandan genç nüfus istihdamı gerçekleştiremeyeceklerdir.”

Yükseliş ciddi endişelere sebep olacak”

Toros, dövizin yükselişinin kayıplarını kısaca şu şekilde belirtti; “Vadeli alacakların sonucunda sermaye kayıpları olacak, özel sektör çalışanlarının alım gücü düşecek ve Ocak, Şubat ayında gerilemekte olan enflasyon oranı yine artışa geçecek, bu da ekonominin büyümesine bir engel teşkil edilecektir. Bunun yanında ticaret yapan kişilerin Sterlin 3,50 – 3,60’ken ithal ettiği malı ödeme tarihi geldiğinde 4 TL’den ödemek zorunda kalacak ve sterlin başına 50 veya 40 kuruş bir kaybı olacak, kısacası zarar edecek ve sermayesinden kaybedecektir. Bunlar çok ciddi endişelerdir” diye konuştu.

KDV indirimi yapılmalı”

Dövizin yükselişinden etkilenmeyi azaltmak için kısa vadede yani derhal yapıla bilecek tek şeyin döviz fiyatlarında meydana gelen artış oranının kısmen veya mümkün olan nispette KDV indirimi yapılması olduğunu vurgulayan Toros, “Süper market rafında tüketiciye yansıyan fiyatın artmaması lazımdır. Buda yaşanan döviz yükselişini hesaba katarsak ancak KDV’den indirim yaparak mümkündür. KDV’nin düşürülmesi ekonominin yeni döviz fiyatlarına uyum sağlayana kadar tüketicinin hayat standartlarını ve alım gücünü korumasına yardımcı olacaktır. Anahtar olan halktır. İş dünyası yani Ticaret Odasının üyeleri dolaylı olarak etkilenecek olan guruptadır” dedi.

Piyasaya harcanan para azalır”

Döviz fiyatlarının artmasından ticaret dünyasındaki iş adamlarının da çok büyük oranda etkilendiğini belirten Toros, “Yoldaki tüketicinin alım gücü düşmüş durumdadır, çünkü vatandaşın elzem ödediği masrafları vardır. Vatandaş bir taraftan ev, araba taksiti öderken, bir diğer taraftan çocuklarının okul taksitlerini ödemek zorundadır. Hal böyle olunca da dövize endeksli olan bu taksitlerin altından TL olarak alınan maaşlarla kalkmak vatandaş için bir hayli zordur. Bu elzem harcamaları beklenmeden ve hiç hesapta yokken artması, vatandaşın alış-veriş gücünü düşürür ve piyasaya harcanan para azalır, bundan da tüm şirketler etkilenir” şeklinde konuştu.

Merkez Bankası Cumhurbaşkanı’na bağlı olamaz”

Türkiye’de seçim süreci olduğunu ve Türkiye Cumhurbaşkanı’nın seçime yönelik yürütmekte olduğu popülist politikalar çerçevesinde faizlerin artırılmasını istemediğini söyleyen Toros, “Ekonomiyi yönetenlere ve merkez bankası yönetimlerine faizler artmasın diye baskı yapıyor ki yatırımlar azalmasın ve güçlü bir ekonomiyle seçime girsin Türkiye. Bir politikacı gözüyle bakıldığında anlaşılır bir olay olsa da, Merkez Bankası yönetiminin özerk olması gerekmektedir. Merkez Bankası, paranın değerini alacağı bir takım faizle alakalı tedbirlerle özgürce yönetebilmesi lazımdır çünkü dünyanın her yerinde Merkez Bankaları özerktir ve politikaya, bağlı değildir. Kısacası Merkez Bankası hükümetlere ve Cumhurbaşkanı’na bağlı olamaz.

Adapte olmak için 1 yıl gerek”

Toros, sözlerine şu şekilde son verdi; “Bu durumun ne kadar kalıcı olacağı, bu yapılan hata telafi edilerek bir takım tedbirlerle tekrar normal seviyelerine gelecek mi bunu önümüzdeki haftalarda hep birlikte göreceğiz. Bu kadar yüksek oranlara Kuzey Kıbrıs’ın adapte olması bana göre en az bir seneyi alır.”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık