Ana Sayfa Yurt UKÜ öğrencileri Onur Çoban’ın ihmal sonucu öldüğünü iddia etti

UKÜ öğrencileri Onur Çoban’ın ihmal sonucu öldüğünü iddia etti

Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nde (UKÜ) dün büyük bir öğrenci eylemi gerçekleştirildi. Yüzlerce UKÜ öğrencisi, geçtiğimiz hafta okulda fenalaşarak hayatını kaybeden 21 yaşındaki arkadaşları Onur Çoban için bir araya geldi.

Giriş Tarihi: 4 Aralık 2012 Salı 09:31
UKÜ öğrencileri Onur Çoban’ın ihmal sonucu öldüğünü iddia etti

Rahme ÇİFTÇİOĞLU


Üniversitedeki sağlık merkezinin, ekibinin ve ambulansın yetersiz olduğu ifade eden öğrenciler, arkadaşları Onur’un ihmal kurbanı olduğunu iddia ederek, “Bugün Onur’un başına gelen yarın bizim başımıza da gelebilir. Bu okulda hiçbir sağlık güvencemiz yoktur” dedi.


Öğrenciler, okuldaki sağlık merkezinin köylerdeki sağlık merkezlerinin çok gerisinde olduğunu söyledi ve iyileştirilmesini istedi.


UKÜ yönetimini konuya duyarsız kalmakla suçlayan öğrenciler, “Yönetimden tek kişi çıkıp baş sağlığı dilemedi. Konuyla ilgili açıklama yapmadı” diyerek duruma tepki gösterdi.


Saatlerce yönetimden açıklama bekleyen öğrenciler, yağmura rağmen eylemden vazgeçmedi. Gençler, alkışlar, tezahüratlar ve zaman zaman araba kornaları ile seslerini UKÜ yönetimine duyurmak istedi.


“Bu ihmalin hesabını kim verecek?”, “Burada Onur’lu bir direniş var”, “İhmal mi kader mi?”, “İşleyen muhasebe değil, revir istiyoruz”, “Ambulansta ekipman olmadığını bilen doktor istemiyoruz” gibi pankartların taşındığı eylem 3 saat sürdü.


UKÜ Rektörlük binası önünde dün sabah saat 09.00’da bir araya gelen öğrenciler, önce bir basın bildirisi okudu. Onur Çoban’ın fotoğraflarını göğsüne iğneleyen gençler, arkadaşları için fatiha okudu ve bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.


Üniversite yönetimini sağlık alanında tedbir almaya çağıran UKÜ öğrencileri, okuldaki sağlık merkezinin donanımlı hale getirilmesini, acil durumlarda hizmet verebilmesi için personel sayısının artırılmasını, 7 gün 24 saat hizmet verecek bir ekibin oluşturulmasını istedi.


Okula ait ambulansın yenilenmesini talep eden öğrenciler, acil sağlık birimi ve şoförün her zaman hazır bulunması gerektiğine dikkat çekti.


Her yıl okula belirli bir sağlık harcı ödediklerini kaydeden öğrenciler, “Bizden alınan ücretlerin karşılığında aldığımız sağlık hizmeti bu mu? Bir doktor, bir hemşire ve donanımsız bir ambulans... İnsan hayatı bu kadar ucuz mu? Ölmek bu kadar kolay mı?” diye sordu.


Okul harcı için 7 bin Euro ödediklerini hatırlatan öğrenciler, dünya ülkelerinden gelen öğrencilerin daha fazla harç ödediğini ifade ederek, “Paramızla ölmek istemiyoruz” dedi.


Eylem saat ilerledikçe yön değiştirdi. Rektörlükten başsağlığı mesajı gelmediği için öfkelenen gençler, rektörlük binası önüne bozuk para attı.


Binanın önüne, 25 kuruş, 50 kuruş ve 1 TL savuran öğrenciler, “Bu parayla bize donanımlı bir ambulans alın” ifadesine yer verdi.


Bir yetkili bina önüne gelerek, “Rektör aranızdan 3 kişi ile görüşmek istiyor” önerisi ile öğrencileri sakinleştirmek istedi. Buna tepki gösteren gençler, “Rektör ya dışarıya çıkar hepimizle görüşür ya da hiçbirimiz görüşmeye gitmeyiz” diyerek öneriyi reddetti.


Öğrenci topluluğu daha sonra UKܒnün içine doğru yürüyüş yaptı. Çoban’ın yaşamını kaybettiği Güzel Sanatlar Fakültesi’ne de giden öğrencilere fakültedeki öğrenci ve öğretmenler alkışlarla destek verdi.


Okuldaki sağlık merkezinin önüne de giden öğrenciler, burada öfkelerini dile getirdi, yetersizliklere dikkat çekti.


Bir süre sonra yeniden rektörlük binası önüne dönen öğrenciler, rektörün temsilcilerle görüşme istediğini dile getiren UKÜ yetkilisini yine geri çevirdi. Eyleme yağmur altında devam edildi.


Onur Çoban’ın hem yeğeni hem de ev arkadaşı olan Korçay Köybaşı’nın “Rektörle görüştüm, gerekli önlemlerin alınacağına dair söz verdi. Hepimiz üzgünüz. Eyleme burada son verelim” çağrısı üzerine kalabalık sessizce dağıldı.

 

 


“Hiçbir şey Onur’u geri getirmeyecek”

 

Onur’un hiçbir sağlık sorunu olmadığını söyleyen yeğeni Korçay Köybaşı, KIBRIS’a şunları anlattı:


“Onur’un bir sağlık problemi yoktu. Olsa bunu fark ederdim, nerdeyse 24 saatimiz birlikte geçerdi. Cuma günü sabah okula gitmeden beni uyandırdı. Derse birlikte gidecektik ama ben biraz gecikince o çıktı. Kısa süre sonra fenalaştığı haberi geldi. Okula geldiğimde ne olduğunu anlayamadım. Hemşire bana Onur’un eşyalarını uzattı. Devlet hastanesinde yapılan ilk tespitte kalbinin sağ tarafında büyüme olduğu, bunun kalp krizine neden olabileceği belirlendi. Doku örneği alındı. Naşını İzmir’e ben götürdüm. Defin işlemleri burada yapıldı. Onur ailenin tek çocuğuydu. Babası ve annesi ayrıydı. Babası Almanya’da yaşıyor. Onu annesi, yani teyzem büyüttü. Ailemiz büyük bir acı ve yas içindedir. Otopsinin kesin sonucu bir ay sonra belli olacak. Sonuca göre yasal hakkımızı arayacağız ama ne olursa olsun hiçbir şey Onur’u geri getirmeyecek.”

 

Bir anda yere yığıldı

 

Bir arkadaşı Onur Çoban’ın olay günü yaşadıklarını anlattı:


“Onur, tasarımların yorumlarını yapıyordu. Başımı çevirdiğimde düştüğünü gördüm. Herkes etrafına toplandı. Ambulans çağırıldı, doktor arandı. Olay yerine sadece hemşire geldi. Sağlık merkezinin fakülteye uzaklığı 200 metre olmasına rağmen hemşirenin gelmesi 10 dakika sürdü. Yanında bir tek tansiyon aleti vardı. Onur’un nabzını kontrol etti ki hemşire bizden daha çok korkmuştu. Doktora haber verdi. Onur git gide kötüleşti, kasıldı, boğazı şişti, nefes almakta zorlandı ve morardı. Hemşire bunları gördüğü halde müdahale edemedi. Kalp masajı da yapılmadı. Arkadaşımız nerdeyse 15–20 dakika can çekişti. Onur’un taşınacağı sedyeyi otobüs şoförü getirdi. Nasıl açılacağını bilen yoktu. Herkes panik oldu. O ana kadar doktor ortada yoktu. Doktor ambulansa geldi ama hastaneye hemşire ile gittik. Ambulansın durumu zaten malum... Sedyede bir kemer dahi yoktu. Düşmesin diye Onur’u biz tuttuk. Hatta hemşirenin isteği üzerine oksijen tüpünü de ben tuttum. O da kalp masajı yapmaya çalıştı ama her şey için artık çok geçti. ”

 

Sağlık merkezi yetersiz

 

Çoban’ın bir diğer arkadaşı ise şunları dile getirdi:


“Okulda yaklaşık 7 bin öğrenci var. Sağlık merkezinde emeklilik yaşını çoktan aşan bir doktor ve hemşire bulunuyor. Sağlık merkezi kapalı bir noktadır. Ulaşılması kolay değildir ve ikinci kattadır. Hiçbir engelli arkadaşımız buraya ulaşamaz. Hafta içi saat 17.00’den sonra hafta sonu ise burada kimseyi bulamazsınız.  Ben eğitim için bizi buraya gönderen ve bulunduğumuz ortamla ilgili hiç bilgi sahibi olmayan ÖSYM ve Türkiye Cumhuriyeti’ne seslenmek istiyorum. Buraya her yıl binlerce öğrenci gönderen Türkiye Cumhuriyeti bulunduğumuz ortamın iyileşmesi için çalışmalarda bulunmalı. Önemli olan üniversitelere denklik vermek değildir. Okuldaki sağlık ve güvenlik konularında ciddi problemimiz var.”

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

"5 bin 288 engelli var"

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık