Ana Sayfa Dünya Vatandaşlar yüksek banka faizleriyle boğuluyor

Vatandaşlar yüksek banka faizleriyle boğuluyor

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, ülkede yürürlükte olan bir “Faiz yasası”nın olmaması nedeniyle, bankaların uyguladığı faiz politikalarıyla vatandaşı ödeyemeyeceği borçların altında ezdiğini vurguladı.

Giriş Tarihi: 2 Ocak 2018 Salı 10:48
Vatandaşlar yüksek banka faizleriyle boğuluyor

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, ülkede yürürlükte olan bir “Faiz yasası”nın olmaması nedeniyle, bankaların uyguladığı faiz politikalarıyla vatandaşı ödeyemeyeceği borçların altında ezdiğini vurguladı.

“Bizim ülkemizde yasalarımız maalesef ki çok zayıf ve eksiktir.

Hem mahkemelerdeki adalet ve işleyiş için, hem de günümüze uygunluk açısından. Genel toplumsal adalet dediğimiz daha sağlıklı, düzgün, gelişmiş ve ülke şartlarına uygun yasaların geçirilmesi ülke açısından şart ve önemlidir. Meclisimizin yapısı, üyeleri, geçmişi ve yerleşmiş kültürü beklediğimiz boyutta, standartta ve kalitede yasalar yapmasına cevaz veremiyor” “2018’de Parti ve siyasi çıkarlar değil toplumsal menfaat önde tutulmalıdır.

Maalesef ki toplumda adalete inanç eksikliği oluşmuştur. Vatandaşta, siyasilerin sürekli birilerini kayırmak, birilerine menfaat sağlamak veya partilerine menfaat sağlamak için çalıştıkları algısı oluşmuştur. Bu doğru bir algıdır. Halbuki hükümetler vatandaşın hizmetkarı konumundadır ve vatandaşın ödediği vergilerle maaşı ödenen, vatandaşın çıkarları için çalışmak üzere o göreve getirilmiş hizmetkar pozisyonunda olan kişilerdir”

“KKTC’de bir faiz yasası yoktur. Eskiden var olan yasa kaldırıldı. Bunun yanında geçmişte Kapitalize faize de yol açacak madde değişikliği yapıldı. Bu noktada hem faiz yasası yok, hem de Kapitalize faiz var. Hiçbir denetim olmaması ve fahiş faizlerin uygulanması, vatandaşın batırılmasına sebep olmaktadır. Maalesef vatandaş ödeme şansı olmayacak şekilde borçlandırılmaktadır. Günün sonunda para sahipleri vatandaşı yutmaktadır ve bunlara önlem teşkil edecek hiçbir yasa yoktur”

Ülkede hemen hemen her köşe başında faaliyetlerini sürüdüren Bet ofisleri ise, “Kan emici” diye nitelendiren Ünver Bedevi, 2018’de bet ofis konusunun üzerine ciddi anlamda gidilmesi gerektiğini vurguladı Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, ülkede yürürlükte olan bir “Faiz yasası”nın olmaması nedeniyle, bankaların uyguladığı faiz politikalarıyla vatandaşı ödeyemeyeceği borçların altında ezdiğini vurguladı

“Meclis ve Mezuat  Dairesi yasa ihtiyacına cevap vermiyor” Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, Yasaların her şeyin başı olduğuna dikkat çekerek, “Bu her şeyin temelidir. Bizim ülkemizde yasalarımız maalesef ki çok zayıf ve eksiktir. Hem mahkemelerdeki adalet ve işleyiş için, hem de günümüze uygunluk açısından. Genel toplumsal adalet dediğimiz daha sağlıklı, düzgün, gelişmiş ve ülke şartlarına uygun yasaların geçirilmesi ülke açısından şart ve önemlidir. Bunların yanında şu da bir gerçektir ki, bizim meclisimizin yapısı, üyeleri, geçmişi ve yerleşmiş kültürü beklediğimiz boyutta, standartta ve kalitede yasalar yapmasına cevaz veremiyor.

Olması gereken daha kaliteli, daha uzman, daha yasa yapmayı bilen meclis üyeleri ve meclis kadrolarıdır. Öte yandan, adı olan ama göstermelik bir durumdan öteye geçemeyen Mevzuat Dairesi, gerçek anlamda yasa hazırlayıp, toplumun ihtiyaçlarına göre yasal mevzuat üretme konusunda çok pasif kalmaktadır. Dolayısıyla yasalar konusundaki eksikliklere daire de katkı koymamaktadır. Bu nedenle mevzuat dairesinin de işleyişi yeni hükümet ve yeni yılla birlikte artırılmalı ve topluma fayda sağlayabilecek hale getirilmelidir” dedi.

“Hukuk komisyonu  kurulmalı” Meclis ve Mevzurat Dairesinin beklenen standartta ve kalitede yasalar yapamaması nedeniyle bağımsız uzman hukukçulardan oluşan bir hukuk komisyonunun oluşturulması gerektiğini belirten Bedevi, “Bu konuda Uluslararası uzmanlardan da görüş alarak ve o örneklere bakarak yasa tasarısı hazırladık ve böyle bir komisyon kurulmasını talep ettik. Komisyon, mevcut yasaların içerisindeki eksikliklere, güncellenmesi gerekenlere ve yeni yasaların hangi konularda gerek olduğuna bakarak bu yönde çalışmalar yapması hedeflenmelidir.

Bunların yanında komisyon uzman ve bağımsız hukukçulardan oluşarak, altyapısı ve alt kadrosu ile çok sağlıklı bir hizmet verebileceğini düşünmekteyim ki komisyon tasarımıza göre bağımsız ve üst düzey olacak. Bu çalışmalar ise günün sonunda meclisin iradesine sunulacak ve oradaki iradeyle yasa haline gelecek. 2017 ve 2017 öncesinde de meclis böyle bir kadrodan yoksundu ve 2018’de böyle bir komisyonun gündeme alınmasını ve kurulmasını temenni etmekteyiz” diye konuştu.

“Aday kadroları yasa yapma konusunda  yeterli görünmüyor” Meclisin yasa yapma ve hükümeti denetleme görevi olduğunu hatırlatan Bedevi, “2017 ve öncesi meclise baktığımızda yasa yapma konusunda yoksun olduklarını gördük. 7 Ocak seçimleri için partilerin aday kadrolarına baktığımızda ise yine bu konuda yeterli adaylar olmadığını görmekteyiz. Bu aday kadrosu ile oluşacak herhangi 50 milletvekilinin de bu konuda çığır açamayacağını düşünüyorum ki bu ortadadır” dedi.

“Farklı çözümler  üretilmeli” Mahkemelerin çalışmaları ve yaşanan sıkıntılarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Ünver Bedevi, “Mahkemelerde en büyük sıkıntılardan biri doğru düzgün, güncel ve kaliteli yasaların eksikliğidir. Ama bunun haricinde mahkemelerin altyapısında, malzemede, mali yapıda ve yargının bütçesinde sıkıntılar var. Diğer taraftan kullanılan metotların birçoğu artık zamanımıza uygun olmaktan çıkmıştır.

Kısacası metotların artık gelişmesi, modernleşmesi ve gelişmiş toplumlardan feyz alarak, davaya gidecek konuları azaltmak, farklı çözümler üretmek, mahkemeye gitmeksizin tarafları uzlaştıracak, çözümler üretecek alternatif yöntemler uygulanmalıdır ki dünyada bunların örnekleri de bulunmaktadır. Bunların yanında ufak tefek diyebileceğimiz ve tek tip olan cep telefonu davaları veya sarı çizgiye park ettin davaları gibi binlerce dava çok emek gerektirmektedir.

Bu gibi davaları daha pratik yöntemlerle aşıp, diğer davalarla aynı prosedür uygulanmamalıdır. Dolayısıyla mahkemelerin daha sağlıklı işleyişi için bu tür çözümler de önemlidir. Öte yandan yetişen hukukçuların kalitesi de çok önemli bir konudur. Bir toplum eğer yol kat edecekse kaliteli eğitim, kaliteli staj ve kaliteli meslek eğitimi almalıdır ki kaliteli hukukçular yetiştirebilsin” dedi. “Hükümetler vatandaşın hizmetkarıdır” 2018’in toplumsal adalet getirmesini temenni eden Ünver Bedevi, “2018’de Parti ve siyasi çıkarlar değil toplumsan menfaat önce tutulmalıdır. Maalesef ki toplumda adalete inanç eksikliği oluşmuştur. Vatandaşta, hükümetlerin, bakanların,  müdürler ve  müsteşar kadroları ile genel anlamda siyasilerin sürekli birilerini kayırmak, birilerine menfaat sağlamak veya partilerine menfaat sağlamak için çalıştıkları algısı oluşmuştur. Benim kanaatimce de bu doğru bir algıdır. Halbuki hükümetler vatandaşın hizmetkarı konumundadır ve vatandaşın ödediği vergilerle maaşı ödenen, vatandaşın çıkarları için çalışmak üzere o göreve getirilmiş hizmetkar pozisyonunda olan kişilerdir. Yapmaları gereken hizmet ise, adil bir şekilde, ayırım gözetmeksizin, herkese uygulayacağı hizmetler olmalıdır” diye konuştu.

“Gıda sağlığında  caydırıcı cezalar  getirilmeli” Yeni yılda gıda sağlığının da ciddi şekilde ele alınması gerektiğini vurgulayan Bedevi, “Bu konuda eğitimi denetim ve caydırıcı cezalar uygulanmalıdır. Caydırıcılık bilindiği üzere cezalandırma prensiplerinin bir tanesidir.  Bir adam bir suç işlediğinde caydırıcılığın yanında, o kişiyi topluma kazandırma ve o kişiyi ıslah etme gibi prensiplerde aynı şekilde rol oynar. Ama gıda sağlığında gelmesi gereken caydırıcı cezalar başka cezalandırma prensiplerini ikinci plana itip, caydırıp, kökünü kazımak esas olmalıdır. 2-3 defa gıdaya hile katan ve insan sağlığı ile oynayan kişi yakalandığında caydırıcı cezayı alması şarttır. Çünkü bu kişiler sırf daha çok para kazanmak uğruna insan sağlığı ile oynamakta, kansere davetiye çıkarmaktadır.

Bugün KKTC’de yüzde 90 vatandaş üretilen bir malın içeriğinden, üzerine konan ilaçlardan, kanserolejen olup olmadığından emin ve rahat olamamaktadır” şeklinde konuştu. “Uyuşturucu konusunda seferberlik ilan edilmeli” Ülkenin en büyük sorunlarından biri haline gelen uyuşturucu kullanımı ve satışı  konusuna da değerlendirmelerde bulunan Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, sözlerini şöyle sürüdürdü; “Küçücük, sınırları, insanları her şeyi belli olan bir ülkede yaşıyoruz, polis birçok suç unsurunu ortaya çıkararak bunları mahkemeye intikal ettirmekte , ama bu boyutlara gelmiş uyuşturucu sorunu bu ülkede hala devam etmektedir. Gençliğin büyük bir bölümü uyuşturucu bağlantısı ile yaşıyor. Ya yanındaki arkadaşı, ya komşusu ya da kendi uyuşturucu kullanıyor. Bu maalesef ülkemizde yaşanan çok acı bir gerçektir.

Bazı kesimler kullanımın dile getirildiği kadar yaygın olmadığını ve bilimsel olarak bunun ispatlanmadığını savunmaktadır, ama böyle devam edersek bütün gençlik uyuşturucu batağına saplanacak ve o zaman bu sorunla hiç başa çıkılamayacak.  Bağımlılığı veya bağımlılığı tatmin etmek için işlenecek suçları bir kenara bıraktığımızda, en kötüsü yanlış veya kötü imalat sonucu gerçekleşen ölümler söz konusudur. 2018’de bu konuda seferberlik ilan edilmesi gerekir. Sadece devlet organlarına değil, okullara, öğretmenlere, aileler de bu konuda çok büyük görevler düşmektedir. Bu belayı artık başımızdan defetmek için ülke olarak seferber olmamız şarttır. Çünkü bu bela gerçekten çok yayılmış durumda ve daha çok suçlara da davetiye çıkarmaktadır.” “Birileri bu işten ciddi rant sağlıyor” Ülkede hemen hemen her köşe başında faaliyetlerini sürüdüren Bet ofisleri ise, “Kan emici” diye nitelendiren Ünver Bedevi, 2018’de bet ofis konusunun üzerine ciddi anlamda gidilmesi gerektiğini vurguladı, “Benim bu konudaki gözlemlerim sadece tek bir partinin bu ofisleri kapatacağını dile getirdiği yönündedir. Geçmişte bu konuda hükümetlere çağrılar yaparak bet ofislerinin kapatılması gerektiğini söyledik. Seçim arifesinde olduğumuz bu dönemde partilerin bu konuda duruşlarını ortaya koyması önemliydi. Ya da tamda bu seçim öncesinde çıkıp biz bet ofisleri kapatmak istemiyoruz, ekonomiye katkıları vardır, yüksek vergiler almaktayız diyerek dürüst davranabilirlerdi. Ama benim anladığım kadarıyla bu işlerde öyle paralar dönmektedir ki, birileri bu işten ciddi rant sağlamakta ve menfaatler söz konusu olmaktadır. Dolayısıyla kimse bu konuda konuşmak istemiyor ve bu konunun üzerine gitmiyor. Başımızda böyle bir bela var ve çoluk çocuk gözetilmeden bu ofislere girebilmektedir. İnsanlar, cebindeki 3-5 lirayı bet ofislere kanarak orada harcamakta, babalar çocuklarının rızkını o mekanlara vermekte, ama bu ülkenin yönetimine talip olanlar buna göz yummakta ve bu konuda ağzını bile açmamaktadır” dedi. “Toplumun o yörüngeye oturması şarttır” Yeni Bakış okurlarıyla Kıbrıs konusundaki görüşlerini de paylaşan Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, sözlerine şöyle sürdürdü; “ Kıbrıs sorununun var oluşu ve çözümsüzlüğü nedeniyle bu toplum geleceğini görememektedir. Tabi ki kendi evimizi düzene sokmak önemlidir, ama bu toplumun günahı ve kabahati nedir ki dünya yörüngesine sağlıklı bir toplum olarak monte edilememekte, oranın nimetlerinden de faydalanamamakta ve dünya toplumları ile sağlıklı bir diyalog ve ticaret içine girememektedir. Öte yandan KKTC’nin, sağlıklı bir hukuk bağlantısı ve mahkemelerini tükettikten sonra gidebileceği bir uluslararası bir istinaf mahkemesi olmalıdır. Bütün bu açılardan bakıldığında bir belirsizlik, geleceğe dair bir güvensizlik vardır ve bu her şeyi etkilemektedir. Bu konunun çözümsüzlüğü ciddi bir sıkıntı ve ciddi bir engeldir. Bunu çözmek tabi ki sadece bizim elimizde değildir. Güney Kıbrıs ve Uluslararası topluluk da çözümde söz sahibidir, ama benim bakış açım uluslararası toplumun ve hukukun öngördüğü ve gerektirdiği çerçevede,  gerek Rum tarafıyla  masaya oturulduğunda ortaya koymak, gerekse Rum tarafı olsun veya olmasın, ya da kabul etsin veya etmesin, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere biz bunu kabul ediyoruz ve istiyoruz diyerek yaklaşması lazımdır. Bu toplumun her halükarda o yörüngeye oturması şarttır, çünkü o olmadan biz sağlıklı bir şekilde varlığımızı sürdüremeyeceğiz.” “Faiz yasası  aciliyetlidir” Ülkede uygulanan Faiz yasası konusunda da değerlendirmelerde bulunan Ünver Bedevi, “Bu ülkede bir faiz yasası yoktur. Eskiden var olan bu yasa kaldırıldı. Bunun yanında geçmişte Kapitalize faize de yol açacak madde değişikliği yapıldı. Bu noktada hem faiz yasası yok, hem de Kapitalize faiz var. Geçmiş yıllarda belli şahıs ve çevrelerin çabasıyla devreye Yapılandırma Yasası girdi. Bu yasa hiç aşılamayacak bir enkaza bir çare teşkil etti ancak, bu çare yeterli olmadı. Çünkü 2013’e kadarki donuğa düşmüş veya donuğa düşmesi gerektiği halde banka tarafından donuğa atılmamış borçları kapsamaktadır. 2014’te veya daha sonra alınan bir alacak-verecek ilişkisini kapsamamaktadır. Banka, finans kuruluşu veya tefeciler kendi elindeki parayı büyütmek istemektedir, bunu da ya normal bir iş sahası açarak, ya bir yerde faize yatırarak, veya bu tarz yerlere en cazip gelen parayı borç verip faizden kazanarak yapacaklar. Bu noktada da hiçbir denetim olmaması ve fahiş faizlerin uygulanması vatandaşın batırılmasına sebep olmaktadır. Maalesef vatandaş ödeme şansı olmayacak şekilde borçlandırılmaktadır. Günün sonunda para sahipleri vatandaşı yutmaktadır ve bunlara önlem teşkil edecek hiçbir yasa yoktur. Şu anda vatandaş yüzde 500’den para borçlandırılırsa ve imzalarsa o faizden ödemek zorunda kalır, vatandaş koruyacak bir faiz yasası şarttır. Faiz yasası için çok geç kalınmıştır ve umarım yeni yılda yeni hükümetle birlikte bu yasa hayat bulur” diye konuştu. “Yasal düzenleme  şarttır” Bedevi, sözlerine şu şekilde devam etti; “2017’nin ilk 9 ayında Bankacılık sektörünün net karı 389 milyon TL olarak açıklanmıştı. Bu ülkede 15-20 tane banka var ve bu bankaların aşağı yukarı 1 senelik karı 500 Milyon TL olacak. Bu rakamlar dudakları uçuklatan rakamlardır. Mademki bu sektör bu şekildedir, hem daha düzgün denetlenmeli, hem de vergiler daha düzgün alınmalıdır. Biz yasal uygulamalar geçirilsin ve denetlensin dediğimizde,  merkez bankası serbest piyasadan bahsetmekte ve liberal ekonomilerde bu tür konularda düzenleme getirilmez savunması yapmaktadır. Demek istediğim bu toplumun ensesinden aşırı kar edilmesi engellenmelidir. Zamanında Yapılandırma yasasının bankaları batırdığı da söylenmekteydi, yine bankaların batacağı savunması yapılmaktadır ama bu doğru değildir. Bizim istediğimiz fahiş ve gayri yasal kazançların önlenmesi ve vergilendirilmesidir. Aynı şekilde yasa dışı ve vergi mükellefiyetinden yoksun kazançların da engellenmesi şarttır. Tefecilik yapanlar ve paradan para kazanan kesimler vardır ve bazı şeyler kayıt dışı yapılmaktadır. Ama bu kişiler vatandaşı mahkemeye taşıdığında, imza attın diyerek hüküm verilmektedir. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Resmi olmayan yollarla para kazananlar yasaklanmalı ve bu tarz yerler denetlenmelidir. Yasal bir şekilde bu sektörde faaliyet gösteren bankalar da fahiş karın vatandaşın ensesinden, vatandaş kurban edilerek elde ettiği kazançların önüne yasal düzenlemelerle geçilmelidir.” “Hükümet halk için hizmet vermeli” Bu hafta sonu gerçekleşecek seçimin ardından oluşacak yeni hükümetin halk için hizmet vermesi temennisinde de bulunan Ünver Bedevi, “Hükümet toplumu ileriye götürmek için çalışsın. Ülkemizde siyasi makam sahibi insanlar ki buna milletvekilleri, müdürler ve müsteşarlar da dahil kendilerini gökten yetki verilmiş ve vatandaşlardan çok üstün kişiler olarak görürler. Bu siyasiler dilediğine peşkeş çekecek, dilediği cakayı satacak, dilediği paşalığı taslayacak, yüksek maaş alacak, emekliliği garantileyecek, fakat yine ülkemizde serbest ve özel sektörde çalışan insanlar üç kuruşa talim edecek, ve gelecekleri bir patronun iki dudağı arasında olacak, kısacası geleceği pamuk ipliğine bağlı olacak bu adil bir durum değildir. Bunun yanında kamu çalışanları ve en üste kademe yöneticileri ise,  maaşlarının düzenli ödenmesini ve  emekliliklerinin  garanti altında olmasının kıymetini bilmelidirler, çünkü bu olanağı ve bu pozisyonu toplum sağlamaktadır. Kamu çalışanları da bu aldıklarını hizmete dönüştürerek topluma fayda sağlamalıdır” dedi. “Eğitim, sağlık ve trafik sorunları düzeltilmeli” Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, açıklamalarında ülkedeki eğitim, sağlık ve Trafik konularında da saptamalarda bulundu. Bedevi: “2018’de gerek eğitim, gerek sağlık, gerekse trafik konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Sağlık konusunda hastanelerde büyük eksiklerimiz var. Gerek devlet, gerekse özel hastanelerdeki eksikler giderilmeli ve dünya standartlarına getirilmelidir.  Diğer taraftan ülkemizde sağlık alanında gerekli profesyonellik ve sorumluluk yoktur. Doktorlar ve hemşireler açısından da eksikler ve sorunlar vardır. Bunların yarında trafik anlamında da birçok sorunlarımız söz konsu. Maalesef ki yollarımızda büyük altyapı eksikliklerinin yanı sıra, yollarda denetim yapan polis eksiklikleri, yetersiz ve bozuk trafik ışıkları, çift şerit mi tek şerit mi belli olmayan yollar, anayollarla birleşen tali yollar, küçücük çemberler gibi birçok çarpık sorunlarımız var” dedi. “Yardıma muhtaç olanlara yardım edilmeli” Bedevi, sözlerine şu şekilde son verdi; “Yurtta kalmaya muhtaç olan, eğitim için ailesinin imkânı olmayan veya sağlık sorunu yaşayan insanlar ve özellikle çocuklar var bunlara toplum olarak katkı üretmemiz önemlidir. İnsanlık gereği toplumsal hayatın bir parçası olarak bu pozisyondaki insanlara herkes en başta da devlet yardım etmelidir.

Eniz ORAKCIOĞLU - Yenibakış

Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, ülkede yürürlükte olan bir “Faiz yasası”nın olmaması nedeniyle, bankaların uyguladığı faiz politikalarıyla vatandaşı ödeyemeyeceği borçların altında ezdiğini vurguladı.

“Bizim ülkemizde yasalarımız maalesef ki çok zayıf ve eksiktir.

Hem mahkemelerdeki adalet ve işleyiş için, hem de günümüze uygunluk açısından. Genel toplumsal adalet dediğimiz daha sağlıklı, düzgün, gelişmiş ve ülke şartlarına uygun yasaların geçirilmesi ülke açısından şart ve önemlidir. Meclisimizin yapısı, üyeleri, geçmişi ve yerleşmiş kültürü beklediğimiz boyutta, standartta ve kalitede yasalar yapmasına cevaz veremiyor” “2018’de Parti ve siyasi çıkarlar değil toplumsal menfaat önde tutulmalıdır.

Maalesef ki toplumda adalete inanç eksikliği oluşmuştur. Vatandaşta, siyasilerin sürekli birilerini kayırmak, birilerine menfaat sağlamak veya partilerine menfaat sağlamak için çalıştıkları algısı oluşmuştur. Bu doğru bir algıdır. Halbuki hükümetler vatandaşın hizmetkarı konumundadır ve vatandaşın ödediği vergilerle maaşı ödenen, vatandaşın çıkarları için çalışmak üzere o göreve getirilmiş hizmetkar pozisyonunda olan kişilerdir”

“KKTC’de bir faiz yasası yoktur. Eskiden var olan yasa kaldırıldı. Bunun yanında geçmişte Kapitalize faize de yol açacak madde değişikliği yapıldı. Bu noktada hem faiz yasası yok, hem de Kapitalize faiz var. Hiçbir denetim olmaması ve fahiş faizlerin uygulanması, vatandaşın batırılmasına sebep olmaktadır. Maalesef vatandaş ödeme şansı olmayacak şekilde borçlandırılmaktadır. Günün sonunda para sahipleri vatandaşı yutmaktadır ve bunlara önlem teşkil edecek hiçbir yasa yoktur”

Ülkede hemen hemen her köşe başında faaliyetlerini sürüdüren Bet ofisleri ise, “Kan emici” diye nitelendiren Ünver Bedevi, 2018’de bet ofis konusunun üzerine ciddi anlamda gidilmesi gerektiğini vurguladı Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, ülkede yürürlükte olan bir “Faiz yasası”nın olmaması nedeniyle, bankaların uyguladığı faiz politikalarıyla vatandaşı ödeyemeyeceği borçların altında ezdiğini vurguladı

“Meclis ve Mezuat  Dairesi yasa ihtiyacına cevap vermiyor” Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, Yasaların her şeyin başı olduğuna dikkat çekerek, “Bu her şeyin temelidir. Bizim ülkemizde yasalarımız maalesef ki çok zayıf ve eksiktir. Hem mahkemelerdeki adalet ve işleyiş için, hem de günümüze uygunluk açısından. Genel toplumsal adalet dediğimiz daha sağlıklı, düzgün, gelişmiş ve ülke şartlarına uygun yasaların geçirilmesi ülke açısından şart ve önemlidir. Bunların yanında şu da bir gerçektir ki, bizim meclisimizin yapısı, üyeleri, geçmişi ve yerleşmiş kültürü beklediğimiz boyutta, standartta ve kalitede yasalar yapmasına cevaz veremiyor.

Olması gereken daha kaliteli, daha uzman, daha yasa yapmayı bilen meclis üyeleri ve meclis kadrolarıdır. Öte yandan, adı olan ama göstermelik bir durumdan öteye geçemeyen Mevzuat Dairesi, gerçek anlamda yasa hazırlayıp, toplumun ihtiyaçlarına göre yasal mevzuat üretme konusunda çok pasif kalmaktadır. Dolayısıyla yasalar konusundaki eksikliklere daire de katkı koymamaktadır. Bu nedenle mevzuat dairesinin de işleyişi yeni hükümet ve yeni yılla birlikte artırılmalı ve topluma fayda sağlayabilecek hale getirilmelidir” dedi.

“Hukuk komisyonu  kurulmalı” Meclis ve Mevzurat Dairesinin beklenen standartta ve kalitede yasalar yapamaması nedeniyle bağımsız uzman hukukçulardan oluşan bir hukuk komisyonunun oluşturulması gerektiğini belirten Bedevi, “Bu konuda Uluslararası uzmanlardan da görüş alarak ve o örneklere bakarak yasa tasarısı hazırladık ve böyle bir komisyon kurulmasını talep ettik. Komisyon, mevcut yasaların içerisindeki eksikliklere, güncellenmesi gerekenlere ve yeni yasaların hangi konularda gerek olduğuna bakarak bu yönde çalışmalar yapması hedeflenmelidir.

Bunların yanında komisyon uzman ve bağımsız hukukçulardan oluşarak, altyapısı ve alt kadrosu ile çok sağlıklı bir hizmet verebileceğini düşünmekteyim ki komisyon tasarımıza göre bağımsız ve üst düzey olacak. Bu çalışmalar ise günün sonunda meclisin iradesine sunulacak ve oradaki iradeyle yasa haline gelecek. 2017 ve 2017 öncesinde de meclis böyle bir kadrodan yoksundu ve 2018’de böyle bir komisyonun gündeme alınmasını ve kurulmasını temenni etmekteyiz” diye konuştu.

“Aday kadroları yasa yapma konusunda  yeterli görünmüyor” Meclisin yasa yapma ve hükümeti denetleme görevi olduğunu hatırlatan Bedevi, “2017 ve öncesi meclise baktığımızda yasa yapma konusunda yoksun olduklarını gördük. 7 Ocak seçimleri için partilerin aday kadrolarına baktığımızda ise yine bu konuda yeterli adaylar olmadığını görmekteyiz. Bu aday kadrosu ile oluşacak herhangi 50 milletvekilinin de bu konuda çığır açamayacağını düşünüyorum ki bu ortadadır” dedi.

“Farklı çözümler  üretilmeli” Mahkemelerin çalışmaları ve yaşanan sıkıntılarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Ünver Bedevi, “Mahkemelerde en büyük sıkıntılardan biri doğru düzgün, güncel ve kaliteli yasaların eksikliğidir. Ama bunun haricinde mahkemelerin altyapısında, malzemede, mali yapıda ve yargının bütçesinde sıkıntılar var. Diğer taraftan kullanılan metotların birçoğu artık zamanımıza uygun olmaktan çıkmıştır.

Kısacası metotların artık gelişmesi, modernleşmesi ve gelişmiş toplumlardan feyz alarak, davaya gidecek konuları azaltmak, farklı çözümler üretmek, mahkemeye gitmeksizin tarafları uzlaştıracak, çözümler üretecek alternatif yöntemler uygulanmalıdır ki dünyada bunların örnekleri de bulunmaktadır. Bunların yanında ufak tefek diyebileceğimiz ve tek tip olan cep telefonu davaları veya sarı çizgiye park ettin davaları gibi binlerce dava çok emek gerektirmektedir.

Bu gibi davaları daha pratik yöntemlerle aşıp, diğer davalarla aynı prosedür uygulanmamalıdır. Dolayısıyla mahkemelerin daha sağlıklı işleyişi için bu tür çözümler de önemlidir. Öte yandan yetişen hukukçuların kalitesi de çok önemli bir konudur. Bir toplum eğer yol kat edecekse kaliteli eğitim, kaliteli staj ve kaliteli meslek eğitimi almalıdır ki kaliteli hukukçular yetiştirebilsin” dedi. “Hükümetler vatandaşın hizmetkarıdır” 2018’in toplumsal adalet getirmesini temenni eden Ünver Bedevi, “2018’de Parti ve siyasi çıkarlar değil toplumsan menfaat önce tutulmalıdır. Maalesef ki toplumda adalete inanç eksikliği oluşmuştur. Vatandaşta, hükümetlerin, bakanların,  müdürler ve  müsteşar kadroları ile genel anlamda siyasilerin sürekli birilerini kayırmak, birilerine menfaat sağlamak veya partilerine menfaat sağlamak için çalıştıkları algısı oluşmuştur. Benim kanaatimce de bu doğru bir algıdır. Halbuki hükümetler vatandaşın hizmetkarı konumundadır ve vatandaşın ödediği vergilerle maaşı ödenen, vatandaşın çıkarları için çalışmak üzere o göreve getirilmiş hizmetkar pozisyonunda olan kişilerdir. Yapmaları gereken hizmet ise, adil bir şekilde, ayırım gözetmeksizin, herkese uygulayacağı hizmetler olmalıdır” diye konuştu.

“Gıda sağlığında  caydırıcı cezalar  getirilmeli” Yeni yılda gıda sağlığının da ciddi şekilde ele alınması gerektiğini vurgulayan Bedevi, “Bu konuda eğitimi denetim ve caydırıcı cezalar uygulanmalıdır. Caydırıcılık bilindiği üzere cezalandırma prensiplerinin bir tanesidir.  Bir adam bir suç işlediğinde caydırıcılığın yanında, o kişiyi topluma kazandırma ve o kişiyi ıslah etme gibi prensiplerde aynı şekilde rol oynar. Ama gıda sağlığında gelmesi gereken caydırıcı cezalar başka cezalandırma prensiplerini ikinci plana itip, caydırıp, kökünü kazımak esas olmalıdır. 2-3 defa gıdaya hile katan ve insan sağlığı ile oynayan kişi yakalandığında caydırıcı cezayı alması şarttır. Çünkü bu kişiler sırf daha çok para kazanmak uğruna insan sağlığı ile oynamakta, kansere davetiye çıkarmaktadır.

Bugün KKTC’de yüzde 90 vatandaş üretilen bir malın içeriğinden, üzerine konan ilaçlardan, kanserolejen olup olmadığından emin ve rahat olamamaktadır” şeklinde konuştu. “Uyuşturucu konusunda seferberlik ilan edilmeli” Ülkenin en büyük sorunlarından biri haline gelen uyuşturucu kullanımı ve satışı  konusuna da değerlendirmelerde bulunan Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, sözlerini şöyle sürüdürdü; “Küçücük, sınırları, insanları her şeyi belli olan bir ülkede yaşıyoruz, polis birçok suç unsurunu ortaya çıkararak bunları mahkemeye intikal ettirmekte , ama bu boyutlara gelmiş uyuşturucu sorunu bu ülkede hala devam etmektedir. Gençliğin büyük bir bölümü uyuşturucu bağlantısı ile yaşıyor. Ya yanındaki arkadaşı, ya komşusu ya da kendi uyuşturucu kullanıyor. Bu maalesef ülkemizde yaşanan çok acı bir gerçektir.

Bazı kesimler kullanımın dile getirildiği kadar yaygın olmadığını ve bilimsel olarak bunun ispatlanmadığını savunmaktadır, ama böyle devam edersek bütün gençlik uyuşturucu batağına saplanacak ve o zaman bu sorunla hiç başa çıkılamayacak.  Bağımlılığı veya bağımlılığı tatmin etmek için işlenecek suçları bir kenara bıraktığımızda, en kötüsü yanlış veya kötü imalat sonucu gerçekleşen ölümler söz konusudur. 2018’de bu konuda seferberlik ilan edilmesi gerekir. Sadece devlet organlarına değil, okullara, öğretmenlere, aileler de bu konuda çok büyük görevler düşmektedir. Bu belayı artık başımızdan defetmek için ülke olarak seferber olmamız şarttır. Çünkü bu bela gerçekten çok yayılmış durumda ve daha çok suçlara da davetiye çıkarmaktadır.” “Birileri bu işten ciddi rant sağlıyor” Ülkede hemen hemen her köşe başında faaliyetlerini sürüdüren Bet ofisleri ise, “Kan emici” diye nitelendiren Ünver Bedevi, 2018’de bet ofis konusunun üzerine ciddi anlamda gidilmesi gerektiğini vurguladı, “Benim bu konudaki gözlemlerim sadece tek bir partinin bu ofisleri kapatacağını dile getirdiği yönündedir. Geçmişte bu konuda hükümetlere çağrılar yaparak bet ofislerinin kapatılması gerektiğini söyledik. Seçim arifesinde olduğumuz bu dönemde partilerin bu konuda duruşlarını ortaya koyması önemliydi. Ya da tamda bu seçim öncesinde çıkıp biz bet ofisleri kapatmak istemiyoruz, ekonomiye katkıları vardır, yüksek vergiler almaktayız diyerek dürüst davranabilirlerdi. Ama benim anladığım kadarıyla bu işlerde öyle paralar dönmektedir ki, birileri bu işten ciddi rant sağlamakta ve menfaatler söz konusu olmaktadır. Dolayısıyla kimse bu konuda konuşmak istemiyor ve bu konunun üzerine gitmiyor. Başımızda böyle bir bela var ve çoluk çocuk gözetilmeden bu ofislere girebilmektedir. İnsanlar, cebindeki 3-5 lirayı bet ofislere kanarak orada harcamakta, babalar çocuklarının rızkını o mekanlara vermekte, ama bu ülkenin yönetimine talip olanlar buna göz yummakta ve bu konuda ağzını bile açmamaktadır” dedi. “Toplumun o yörüngeye oturması şarttır” Yeni Bakış okurlarıyla Kıbrıs konusundaki görüşlerini de paylaşan Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, sözlerine şöyle sürdürdü; “ Kıbrıs sorununun var oluşu ve çözümsüzlüğü nedeniyle bu toplum geleceğini görememektedir. Tabi ki kendi evimizi düzene sokmak önemlidir, ama bu toplumun günahı ve kabahati nedir ki dünya yörüngesine sağlıklı bir toplum olarak monte edilememekte, oranın nimetlerinden de faydalanamamakta ve dünya toplumları ile sağlıklı bir diyalog ve ticaret içine girememektedir. Öte yandan KKTC’nin, sağlıklı bir hukuk bağlantısı ve mahkemelerini tükettikten sonra gidebileceği bir uluslararası bir istinaf mahkemesi olmalıdır. Bütün bu açılardan bakıldığında bir belirsizlik, geleceğe dair bir güvensizlik vardır ve bu her şeyi etkilemektedir. Bu konunun çözümsüzlüğü ciddi bir sıkıntı ve ciddi bir engeldir. Bunu çözmek tabi ki sadece bizim elimizde değildir. Güney Kıbrıs ve Uluslararası topluluk da çözümde söz sahibidir, ama benim bakış açım uluslararası toplumun ve hukukun öngördüğü ve gerektirdiği çerçevede,  gerek Rum tarafıyla  masaya oturulduğunda ortaya koymak, gerekse Rum tarafı olsun veya olmasın, ya da kabul etsin veya etmesin, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere biz bunu kabul ediyoruz ve istiyoruz diyerek yaklaşması lazımdır. Bu toplumun her halükarda o yörüngeye oturması şarttır, çünkü o olmadan biz sağlıklı bir şekilde varlığımızı sürdüremeyeceğiz.” “Faiz yasası  aciliyetlidir” Ülkede uygulanan Faiz yasası konusunda da değerlendirmelerde bulunan Ünver Bedevi, “Bu ülkede bir faiz yasası yoktur. Eskiden var olan bu yasa kaldırıldı. Bunun yanında geçmişte Kapitalize faize de yol açacak madde değişikliği yapıldı. Bu noktada hem faiz yasası yok, hem de Kapitalize faiz var. Geçmiş yıllarda belli şahıs ve çevrelerin çabasıyla devreye Yapılandırma Yasası girdi. Bu yasa hiç aşılamayacak bir enkaza bir çare teşkil etti ancak, bu çare yeterli olmadı. Çünkü 2013’e kadarki donuğa düşmüş veya donuğa düşmesi gerektiği halde banka tarafından donuğa atılmamış borçları kapsamaktadır. 2014’te veya daha sonra alınan bir alacak-verecek ilişkisini kapsamamaktadır. Banka, finans kuruluşu veya tefeciler kendi elindeki parayı büyütmek istemektedir, bunu da ya normal bir iş sahası açarak, ya bir yerde faize yatırarak, veya bu tarz yerlere en cazip gelen parayı borç verip faizden kazanarak yapacaklar. Bu noktada da hiçbir denetim olmaması ve fahiş faizlerin uygulanması vatandaşın batırılmasına sebep olmaktadır. Maalesef vatandaş ödeme şansı olmayacak şekilde borçlandırılmaktadır. Günün sonunda para sahipleri vatandaşı yutmaktadır ve bunlara önlem teşkil edecek hiçbir yasa yoktur. Şu anda vatandaş yüzde 500’den para borçlandırılırsa ve imzalarsa o faizden ödemek zorunda kalır, vatandaş koruyacak bir faiz yasası şarttır. Faiz yasası için çok geç kalınmıştır ve umarım yeni yılda yeni hükümetle birlikte bu yasa hayat bulur” diye konuştu. “Yasal düzenleme  şarttır” Bedevi, sözlerine şu şekilde devam etti; “2017’nin ilk 9 ayında Bankacılık sektörünün net karı 389 milyon TL olarak açıklanmıştı. Bu ülkede 15-20 tane banka var ve bu bankaların aşağı yukarı 1 senelik karı 500 Milyon TL olacak. Bu rakamlar dudakları uçuklatan rakamlardır. Mademki bu sektör bu şekildedir, hem daha düzgün denetlenmeli, hem de vergiler daha düzgün alınmalıdır. Biz yasal uygulamalar geçirilsin ve denetlensin dediğimizde,  merkez bankası serbest piyasadan bahsetmekte ve liberal ekonomilerde bu tür konularda düzenleme getirilmez savunması yapmaktadır. Demek istediğim bu toplumun ensesinden aşırı kar edilmesi engellenmelidir. Zamanında Yapılandırma yasasının bankaları batırdığı da söylenmekteydi, yine bankaların batacağı savunması yapılmaktadır ama bu doğru değildir. Bizim istediğimiz fahiş ve gayri yasal kazançların önlenmesi ve vergilendirilmesidir. Aynı şekilde yasa dışı ve vergi mükellefiyetinden yoksun kazançların da engellenmesi şarttır. Tefecilik yapanlar ve paradan para kazanan kesimler vardır ve bazı şeyler kayıt dışı yapılmaktadır. Ama bu kişiler vatandaşı mahkemeye taşıdığında, imza attın diyerek hüküm verilmektedir. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Resmi olmayan yollarla para kazananlar yasaklanmalı ve bu tarz yerler denetlenmelidir. Yasal bir şekilde bu sektörde faaliyet gösteren bankalar da fahiş karın vatandaşın ensesinden, vatandaş kurban edilerek elde ettiği kazançların önüne yasal düzenlemelerle geçilmelidir.” “Hükümet halk için hizmet vermeli” Bu hafta sonu gerçekleşecek seçimin ardından oluşacak yeni hükümetin halk için hizmet vermesi temennisinde de bulunan Ünver Bedevi, “Hükümet toplumu ileriye götürmek için çalışsın. Ülkemizde siyasi makam sahibi insanlar ki buna milletvekilleri, müdürler ve müsteşarlar da dahil kendilerini gökten yetki verilmiş ve vatandaşlardan çok üstün kişiler olarak görürler. Bu siyasiler dilediğine peşkeş çekecek, dilediği cakayı satacak, dilediği paşalığı taslayacak, yüksek maaş alacak, emekliliği garantileyecek, fakat yine ülkemizde serbest ve özel sektörde çalışan insanlar üç kuruşa talim edecek, ve gelecekleri bir patronun iki dudağı arasında olacak, kısacası geleceği pamuk ipliğine bağlı olacak bu adil bir durum değildir. Bunun yanında kamu çalışanları ve en üste kademe yöneticileri ise,  maaşlarının düzenli ödenmesini ve  emekliliklerinin  garanti altında olmasının kıymetini bilmelidirler, çünkü bu olanağı ve bu pozisyonu toplum sağlamaktadır. Kamu çalışanları da bu aldıklarını hizmete dönüştürerek topluma fayda sağlamalıdır” dedi. “Eğitim, sağlık ve trafik sorunları düzeltilmeli” Barolar Birliği Başkanı Ünver Bedevi, açıklamalarında ülkedeki eğitim, sağlık ve Trafik konularında da saptamalarda bulundu. Bedevi: “2018’de gerek eğitim, gerek sağlık, gerekse trafik konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Sağlık konusunda hastanelerde büyük eksiklerimiz var. Gerek devlet, gerekse özel hastanelerdeki eksikler giderilmeli ve dünya standartlarına getirilmelidir.  Diğer taraftan ülkemizde sağlık alanında gerekli profesyonellik ve sorumluluk yoktur. Doktorlar ve hemşireler açısından da eksikler ve sorunlar vardır. Bunların yarında trafik anlamında da birçok sorunlarımız söz konsu. Maalesef ki yollarımızda büyük altyapı eksikliklerinin yanı sıra, yollarda denetim yapan polis eksiklikleri, yetersiz ve bozuk trafik ışıkları, çift şerit mi tek şerit mi belli olmayan yollar, anayollarla birleşen tali yollar, küçücük çemberler gibi birçok çarpık sorunlarımız var” dedi. “Yardıma muhtaç olanlara yardım edilmeli” Bedevi, sözlerine şu şekilde son verdi; “Yurtta kalmaya muhtaç olan, eğitim için ailesinin imkânı olmayan veya sağlık sorunu yaşayan insanlar ve özellikle çocuklar var bunlara toplum olarak katkı üretmemiz önemlidir. İnsanlık gereği toplumsal hayatın bir parçası olarak bu pozisyondaki insanlara herkes en başta da devlet yardım etmelidir.

Eniz ORAKCIOĞLU - Yenibakış

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

ALMANYA’DA IRKÇILIK PROTESTO EDİLDİ

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık