Ana Sayfa Yurt Yalanın sınırı yok

Yalanın sınırı yok

Kayıp Şahıslar Komitesi eski başkanı Rüstem Tatar, Rumların kayıplar konusunda sürekli yalan söylediklerini ifade etti.

Giriş Tarihi: 30 Ekim 2012 Salı 12:54
Yalanın sınırı yok

Rumların Türkiye aleyhine baskı unsuru oluşturmak için bu konuyu sürekli canlı tutma uğraşı içinde olduklarını ifade eden Tatar, Rum tarafının BM’nin kayıp sayılması için kriterleri olduğu halde Rumların, ölmüş kişileri kayıp saymakta ısrarcı olduğunu belirtti.



“KORKTUĞUM BAŞIMA GELDİ”
Rum Avukat Ahilleas Dimitriadis’in, “Kayıplar konusunda hakikat komisyonu kurulsun. Kayıpların yarısının sonsuza kadar kayıp kalma tehlikesi var. Bin 200’den çok kaybımız mevcut. Türk ordusunun arşivlerinde bunlarla ilgili veriler var. Türkiye işbirliği yapmaya ve bunları vermeye zorlanmazsa bu iş çözülmez” şeklindeki iddialarını değerlendiren Tatar, “korktuğum başıma geldi” dedi.


Hep, konunun Avrupa’ya sıçraması endişesini taşıdığını ifade eden Rüstem Tatar, olayların Rum politikalarına uygun olarak seyrettiğini belirtti. Rumların kayıplar konusunu çözmek niyetinde olmadıklarını ve Türkiye aleyhine kullanmak için bu meseleyi canlı tuttuklarını dile getiren Tatar, konuyla ilgili açıklamanın 1976 yılında Kızılhaç tarafından yapıldığını anımsattı.



“YALAN YANLIŞ İFADELER VAR”
“Rumlar yalan yanlış ifadeler kullanıyorlar. Tarihi gerçekleri saptırıyorlar. Bunu en objektif şekilde açıklayabilecek olan, konuyla 1963’ten beridir ilgilenen BM ve Uluslararası Kızılhaç Örgütleri’dir. Kızılhaç’ın 13 Mart 1976 tarihli açıklaması vardı: ‘Türkiye’ye giden tüm esirler iade edilmiştir’ diye… Rumlar ise ‘gönderilmeyenler var’ diyor. Burada (Türkiye’de) kalanlar sağdır diyor” şeklinde konuşan Tatar, Rumların da bunun böyle olmadığını bildiklerine işaret etti.



“YALANIN LİMİTİ YOK, YALANCI MİLLET…”
Rumların birçok konuda olduğu gibi bu konuda da yalan söylediklerini vurgulayan Tatar, “onlarda yalanın limiti yok, yalancı millet” dedi. Kayıp Şahıslar Komitesinde 1985-2001 yılları arasında BM temsilcisi olarak çalışan emekli İsviçreli Büyükelçi Paul Wurt’ün, Cenevre’de katıldığı bir yemekte Rum tarafının kayıplar konusundaki tavrı üzerine“It’s a bigfraud” (Bu büyük bir sahtekarlık) dediğini belirten Tatar, ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat döneminde Rumlara çok fırsat verildiğini savundu.



“KAYIP SAYILMASI İÇİN KRİTERLER BELLİ”
Rum kesiminin,kayıplarla ilgili olarak 1981 antlaşmasına ve Birleşmiş Milletler’in hükümlerine uymadığını söyleyen Tatar, bir kişinin kayıp sayılması için kriterlerin mevcut olduğunu hatırlattı. “BM, İkinci Dünya Savaşı sonrasında savaşlarda kaybolan sayısız insanın akıbetinin belirlenmesi için vazetmiş olduğu kural ve kriterlerin uygulanmasını kabul etmektedir.



“KEMİK BULUNMASI ŞART DEĞİLDİR”
Kemik bulunması şart değildir ve bu husus BM Genel Sekreterliği’nin New York’taki hukuk danışmanları tarafından da teyit edilmiştir. Mevzuatta ceset bulunacak diye bir şey yok. Üç kişi uzman yardımlarıyla elde ettikleri bilgileri değerlendirip kayıp şahsın öldüğü kanaatine varırsa ailelere bildirecek. Ancak benim Komiteden ayrılmamdan sonra Komite’nin Görev Talimatında (Terms of Reference) öngörülen ‘araştırmalar terkedilmiş ve münhasıran kemik aranması ve ancak teşhis sonucu dosyaların kapatılması uygulamasına geçilmiştir.



“TALAT BENDEN GÖRÜŞ ALMADI”
Oysa, İkinci Dünya Savaşı’ndan 6 yıl sonra 1951’de New York’ta imzalanan ve tüm kayıpları ölmüş kabul eden o kriterlerin altında Yunanistan’ın da imzası var” diyen Tatar, ikinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın bu konuyla ilgili olarak kendisinden görüş dahi almadığını kaydetti. “Talat, Rumların tezini benimsedi” ifadesini kullanan Rüstem Tatar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben bu işe 22 senemi verdim. Onlarca evrakım, üç teze konu olacak kadar dokümanım vardır. Nedense Talat bunları gözardı etti. Anastadiadis ‘Rüstem Tatar görevden alınsın’ dediğinde hiç cevap vermedi.



“TALAT ONLARIN TEZİNİ BENİMSEDİ”
Onlar ‘sağdır’ diye kabul ettiler, bizim tarafta mühür vurdu. Talat Rum tezini benimsedi. Hiç ‘Rüstem Bey anlat bakalım’ demedi. Bu konuda kendisini hiç affetmeyeceğim. Talat tarihe karşı mesuldür. Böylece, kayıplar sorunu kesin olarak çözümsüzlüğe gömülmüştür. 1974’de ölen Rumları dahi kayıp olarak gösterenRum tarafı 1974 öncesi kaybolan 211 Türk’ü gündeme almak istemiyor. Zaten Glafkos Kledires onlar için ‘öldürüldüler’ demişti.”


“RUMLARIN DERDİ TÜRKİYE’Yİ MAHKUM ETTİRMEK”
Rumların Türkiye aleyhine baskı unsuru oluşturmak için konuyu sürekli canlı tutma uğraşı içinde olduklarını ifade eden Tatar, Rum tarafının, ‘Terms of Reference’de öngörülmediği halde bunda ısrarcı olduğunu belirtti. Bu anlayışın devam etmesi halinde dosyaların tümünün kapatılmasının mümkün olmayacağını dile getiren Tatar, “bunlar Türkiye aleyhine yaptıkları propagandayı sona erdirmeyecektir. Bunu baskı unsuru olarak kullanacaklar. Hatta yakında mezar kazılarının Türkiye’de de başlatılmasını isteyebilirler. Tazminat istesinler diye konuyu Avrupa’ya taşıyorlar. Mezarı olan Rumları bile ‘kayıp’ilan etmişlerdi Rumlar. Sayıları da, listeleri de yalan. Hatta bu listeyi yayınlamak zorunda kaldıklarında sağ olanlar çıkmıştı da rezil olmuşlardı. Talat döneminde Türk tarafı bunların politikasına alet oldu” ifadelerini kullandı.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

EİDE: SÜREÇ TEKRARDAN YOLUNA GİRDİ

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık