O bunu hak etmedi

Yüzlerce kişinin cenazesini kaldıran ve 45 yaşında kalbine yenik düşerek hayatını kaybeden müezzin Fikret Şenhan son yolculuğuna gözyaşları arasında uğurlandı.

O bunu hak etmedi

Emine UYSAL

 

Yüzlerce kişinin cenaze namazına eşlik eden müezzin Fikret Şenhan’ın Umre için çıktığı yolculukta vefat etmesi ailesi ve yakınlarını büyük acıya boğdu.


Umre için yolculuğa çıkan 45 yaşındaki Fikret Şenhan’ı, ölüm, Tarsus’taki arkadaşının evinde yakaladı.


Fikret Hoca diye bilinen Fikret Şenhan’ın ani ölümüyle 4 yaşındaki oğlu Ömer ve iki evlat sahibi olan Muhammet yetim kaldı.


Fikret Hoca’nın dün düzenlenen cenaze töreninde, eşi Nurten Şenhan, büyük oğlu Muhammet, Fikret Şenhan’ın babası Talat Ardan, annesi Sevgen Ardan gözyaşı döktü.


Törende, Fikret Hoca ile yıllarca defin işlemleri yaptığı arkadaşları tabutunu gözyaşları içinde musalla taşına bıraktı.


Cenaze törenine Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun eşi Meral Eroğlu, Başbakan İrsen Küçük, Maliye Bakanı Ersin Tatar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Şerife Ünverdi, UBP Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre ve Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Kadri Fellahoğlu katıldı.


Lefkoşa Türk Belediyesi Defin İşlemleri Şubesi’nde 8 yıldır defin işlerinden sorumlu olan ve müezzinlik yapan Fikret Şenhan’ın, sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımlarının yatmadığı öğrenildi.


Fikret Hoca, dün, öğle ve cenaze namazlarının kılınmasının ardından Lefkoşa Mezarlığı’nda defnedildi.


Cenaze namazı öncesinde söz alan İsmail Safa Camii’nin İmamı Mehmet Abacılar, “Hepimizin başı sağ olsun. Fikret, kardeşimizdi. İş arkadaşımızdı. Yakınımızdı. Herkesle farklı ilişkileri olan bir kardeşimizdi. Kur’an-ı Kerim her nefsin ölümü tadacağını bildirir. Bu inanç içinde, onu son yolculuğuna uğurlayacağız. Allah taksiratını affetsin” dedi.


Fikret Hoca’nın tedavi gördüğü bir hastalığının bulunmadığını belirten Abacılar, “Umre hazırlıkları için Tarsus’a gitti. Arkadaşının evindeydi. Yemek yedikten sonra kahve içti. Aniden kalbi rahatsızlandı ve arkadaşının evinde vefat etti” dedi.


Mehmet Hoca, Fikret Hoca’nın 8 yıldır sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı yatırımlarının yatmadığını ve eşinin ev hanımı olduğunu belirterek şunları söyledi:


“Fikret, renkli bir kişilikti. Yardımsever bir insandı. Ailesine ve oğluna bağlıydı. Sigara içerdi. Sıkça kahve içerdi. Evli ve iki çocuk sahibiydi. Muhammet isimli oğlundan iki torunu vardı. Diğer oğlu ise henüz 4 yaşındaydı. Ne söyleyeceğimizi bilemiyoruz. Tarifsiz bir acıyı yaşıyoruz. Duygu karmaşası içindeyiz. Fikret’in cenaze namazını nasıl kıldıracağımı bilemiyorum.”

 

“Biz her gün ölüyoruz”


Yaptıkları işin zorluğunu ve kendilerine ne kadar büyük bir acı verdiğini anlatan Mehmet Hoca, şöyle devam etti:


“Biz burada her gün ölüyoruz. Bir gün önce konuştuğumuz insanları bir gün sonra ölü olarak görüyoruz. Bu, bizi çok yıpratıyor. Defin İşleri Şubesi’nde 10 kişiyiz ve 24 saat çalışıyoruz. Hem bedensel, hem de ruhsal olarak çöküntü içindeyiz. Her genç ölümde bu yıpranmayı yaşarız. Gece rüyalarımızda cenazeleri görürüz. Üstelik sosyal yatırımlarımız yatmıyor. Psikolojik destek almıyoruz. Sürekli ölüm yaşandığı için yıllık izinlerimizi kullanamıyoruz. Özveri ile çalışıyoruz. Cenaze ile temas halinde olmamıza rağmen sağlık noktasında hiçbir korumamız yok. Sözün bittiği yerdeyiz. Yetkililerin bizimle ilgilenmesini istiyoruz.”

 

“Ölümün yaşı yok”


Daha sonra söz alan milletvekili Zorlu Töre, “Her cenazenin defin işleminde Fikret kardeşimiz, müezzinlik yapardı. Sela ve dua okurdu. Fikret her zaman, ‘Ölüm genç ihtiyar tanımaz, ibret alalım. Bu dünya misafirhanemizdir’ derdi. Fikret aramızdan çok erken ayrıldı. Kutsal bir görev için çıktığı yolda şehit oldu. Tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum” dedi.



18 Nisan 2013 Perşembe 13:09

http://www.adabasini.com/haber/o-bunu-hak-etmedi-11390.html