Ana Sayfa Sağlık YDÜ Hastanesi'nden erken tanıda önemli bir adım

YDÜ Hastanesi'nden erken tanıda önemli bir adım

YDÜ Hastanesi bir ilke daha imza attı. YDÜ Hastanesinde, 47 yaşındaki bir hastanın memesindeki ultrason ve mamografide görüntülenemeyen kitle, Manyetik Rezonans (MR)’da tespit edilerek, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) eşliğinde kalın iğne biyopsi yapılmak suretiyle tanı konuldu.

Giriş Tarihi: 21 Aralık 2012 Cuma 17:15
YDÜ Hastanesi'nden erken tanıda önemli bir adım

YDÜ hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalından Prof.Dr. Hasan Besim ve Radyoloji Anabilim Dalı’ndan Uz.Dr.Muhabbet Koralp tarafından değerlendirilen bir hastaya YDÜ hastanesi Radyoloji Ana Bilim Dalından Uz.Dr. Muhabbet Koralp tarafından MR eşliğinde kalın iğne biyopsi yapılarak tanı konulmuş ve bu yöntemin Türkiye’de sadece birkaç merkezde gerçekleştirilebildiği belirtilmiştir.

 

Konuyla ilgili olarak konuşan Uz.Dr. Muhabbet Koralp bazı olgularda fizik muayenede ele gelen veya gelmeyen kitlelerin, ultrason (US) ve mamografide (MG) net olarak tespit edilemeyebileceğini, bu gibi durumlarda memeye yönelik MRG’nin gerekebileceğini söyledi. Ayrıca bazı olgularda da MR’da saptanan lezyonlara ilave olarak yapılan MG ve US’de lezyonun izlenemediğini ifade eden Koralp sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan dolayı US ve MG eşliğinde bu lezyonlardan biyopsi yapılamamaktadır. Yukarıda tanımlanan ve sadece MR’da saptanabilen lezyonlara MR eşliğinde biyopsi işlemi yapılabilmektedir. Dünyada son yıllarda kullanıma giren ve ancak belirli bazı merkezlerde uygulanabilen bu yöntem ülkemizde de ilk defa kullanılmıştır. “

 

“ERKEN TANI TEDAVİ ŞANSINI ARTIRIYOR”


“Kanser kontrolsüz şekildeki anormal hücrelerin artışı ve bu hücrelerin normal hücrelerin aleyhine gelişerek onların enerji kaynaklarını kullanmaları ve normal hücrelerle yer değiştirmesi ile kendisi gösteren bir hastalıktır. Kadınlarda en sık görülen kanser türü, meme kanseridir. Kadınlardaki meme kanserine yol açan risk faktörleri arasında, birinci derece akrabalarında meme kanseri bulunması ve erken yaşta adet görmek, ileri yaşta adetten kesilmek (geç menopoz), aşırı kilo almak, menopozda kontrolsüz hormon kullanmak gibi hormonal faktörler sayılabilir” diyen Koralp meme kanserinin erken tanınmasının tedavi şansını arttırdığını dile getirdi.

 

“DÜZENLİ MAMOGRAFİ ŞART”


Meme kanseri için tarama mamografisi çekilmesine 40 yaşından itibaren başlandığını, düzenli mamografi çektiren kişilerde bu yöntem ile daha memede kitle belirmeden önce kanser tanısı konulabildiğini belirten Koralp yüksek riskli hastalarda, mamografiye ek olarak meme ultrasonografisi ve MR ile görüntüleme önerildiğini anımsattı. Mamografinin yapılamadığı ya da meme dokusunun özelliği dolayısı ile çok fazla bilgi verici olmayacağı bazı durumlarda ultrasonografinin tamamlayıcı olarak kullanılan önemli bir teknik olduğunu ekleyen Prof.Dr.Hasan Besim, bu iki yöntemin birlikte kullanılmasının doğru tanı oranlarını yükselttiğini, buna ek olarak bazı yüksek riskli hasta gruplarında MRG ile değerlendirmenin de tanı ve tarama amaçlı kullanılabileceğini söyledi. MG ya da US’de görüntülenemeyen ancak MRG ‘da ortaya çıkan bazı lezyonların, tanı karmaşalarına ve tedavi süreçlerinde değişikliklere neden olabileceğini, MR’da görülen şüpheli lezyondan ise pek çok merkezde biyopsi almanın mümkün olmadığını belirten Prof.Dr.Hasan Besim, YDÜ Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda bu işlemin yapılabilmesinin sadece ülkemiz açısından değil, bölge açısından da önemli bir gelişme olduğunu kaydetti.

 

“MEME KANSERİNİN HABERCİSİ”


Koralp, mamografi çekildiğinde, bazen “mikrokalsifikasyon” adı verilen minik kireçlenme odakları görülebildiğini, bu odakların erken bir meme kanserinin habercisi olabildiğini kaydederek, şöyle dedi: “Bu şüpheli odaklardan, yüksek çözünürlüklü görüntüleme teknolojisi kullanılan dijital mamografiler eşliğinde biyopsi alınabilmektedir. Biyopsiler, genellikle ultrasonografi ve mamografi eşliğinde alınmakla beraber, gelişmiş MR teknolojisi ile de, yalnız MR ile saptanan lezyonlardan da biyopsi alınabilmektedir. Kalın iğne biyopsisine ek olarak bu küçük odaklar, telle veya radyoaktif madde (SEED) ile işaretlenerek, cerrahi girişimle çıkartılmaktadır. Telle işaretlendiğinde birkaç saat içinde, radyoaktif madde ile işaretlendiğinde ise bir gün içinde cerrahi işlemin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Biyopsi sonucuna göre, kanser olduğu gözlenen lezyonlar, gerekli görülürse temiz sınırlara ulaşmak amacı ile daha geniş olarak çıkartılmakta ve bu arada koltuk altı lenf bezleri de meme dokusuna boyar maddeler enjekte edilerek kontrol edilmektedir.”

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirisiniz

Yaralıların durumu iyiye gidiyor

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık