Timur Öztürk

DURUM LEYLA DEĞİL ; DURUM KARA MİZAH…

Timur Öztürk
timur1@btinternet.com
10 Ekim 2016 Pazartesi 10:40

Şimdi yazacaklarımı lütfen çok dikkatli okuyun. Yazdıklarımı tam olarak anlatabilmek için farklı bir yazı tekniği kullanacağım… Konumuzun kahramanları ; Kocasından ayrılmak isteyen bir kadın, kocası ve çocukları arasındaki konuşmalar … Bakalım kim ya da kimler , ’’Kıssadan Hisse çıkaracak’’… Kadın söze başlar…

- Sana son kez söylüyorum artık seninle yaşayamam
- Neden?
- Nedeni var mı, neden gerekmez ki istemiyorum…
- Belliydi bunun buralara kadar geleceği
- Nerden belliymiş bunun buralara kadar geleceği?
- Geçen kış salondaki koltukların yerlerini değiştirmenden anlamıştım.
- Ne alaka şimdi. Sende arabana gri renkte paspas almıştın ben de o an beni istemediğini anlamıştım.
- Bana bak kadın çocukların önünde beni daha fazla konuşturma. Sen değil miydin yaz tatilinden önce saçlarını koyu kestaneye boyayan. O zaman ben her şey bitti demiştim.

Kadının telefonu çalar. Cevap verir. Arkadaşları pilatese davet etmektedir. Olur deyip telefonu kapatır. Adam cep telefonundan Galatasaray’ın maç sonucunu öğrenir ve devam ederler. Bu kez adam söze başlar;

- Bak Mualla, oh ne ala… Gülsene bu espriydi…
- Yerim senin esprini. Bu arada kullandığın o ilaçlar sana gaz yapıyor dikkat et.
- Nerden anladın ki?
- Ay inanmıyorum bu adama, komşular söyledi canım…
- Hangi komşu? Komşuların işi gücü yok da benim gaz ithalini mi takip ediyorlar?
- Yeter artık be adam sana daha fazla dayanamam boşa beni bitsin bu işkence. Psikolojim bozuldu…

Tam bu sırada orada bulunan ve yaşları ergenlikte olan üç çocuk ağız birliği ile lafa karışırlar;

- Alooooo. Biz buradayız ve her şeyi duyuyoruz.
Kadın kızının lafını yarıda keser;

- Duymak istemiyorsan kulaklarını tıka ya da odana marş marş…

Adam lafa girer;

- Görüyorsun değil mi çocuklar nasıl etkileniyorlar.
- Etkilenmiyorlar, annelerinin nasıl bir işkence gördüğüne şahit oluyorlar.
- Ne işkencesi ben sana işkence mi yapıyorum?
- Evet hem de Çin işkencesi. Bak yine rakının yanıda beyaz peynir yiyorsun.
- Ne yemeliydim?
- İşte ben bunlara dayanamıyorum. Bir gün beyaz peynir bir gün kavun… Sen istikrarsın, devamlı fikir değişitiren bir adamsın. Dayanamıyorum sana…
- Sen de öylesin. Perşembe günleri pembe bluzünü giyerdin, şimdi Salı günleri giymeye başladı. Demek ki senin hayatında başka bir erkek var…
- Hah bir bu eksikti…
- Başka biri mi?
- Hayır bluz meselesi…

Bu kez onaltı yaşında oğulları lafa karışır;

- Pardon baba ama burada çocuklar var. Ayıp değil mi annemim bluzü falan…

Kadın oğlunun saçını okşar, iç çekerek;

- Bak görüyorsun değil mi oğlum baban neleri bahane edip beni ihmal ediyor. Ben babandan ayrılmak istiyorum diye baban neleri bahane edip beni suçluyor
- Ben ne bahanesi yapacağım, ayrılmak isteyen sensin ben yalnızca ayrılmamıza bir neden arıyorum.
- Bir neden mi? Yarım saattir neden sayıyorum sana daha yetmedi mi? Geçen yaz Didim’de hotelde mayoları kadınlar bakarken bu günlere gelineceğinin hesabını yapmalıydın beyefendi.
- Sen de hanımefendi sabahtan akşama kadar Berkay’ın albümünü dinlemekle Berkay gibi birini bulacağını sanıp yuvanı yıkarsan sonuçlarına katlanmalısın…
- Ne sonucu?

Çocuklar hep bir ağızdan seslenirler;

- Bizsiz bir dünya anne, bizsiz bir gelecek ve bizsiz bir yaşantı…

İşte böyle sevgili okurlar. Genellikle kadınlar ayrılmak istiyorlar diye ortak bir kanı var. Ben bunun nedenini de buldum. Bir sonraki yazımın içeriği:

‘’40 yaşından sonra da, ben kendimi tanımaya başladım diyen kadınlar elindekilerle yetinmeyip farklı arayışlar içerisine giriyorlar’’ olacak....

O zaman da böyle b..tan nedenlerle ayrılıklar oluyor. Ve çocuklar… Yazmayayım artık.

Her Şey Gönlünüzce Olsun
Saygılarımla
Timur Öztürk


YORUMLAR
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık