×
“Olay büyük” mü? Sahiden mi?
Nihal Bengisu Karaca
nbkaraca@htgazete.com.tr
24 Mayıs 2019 Cuma 18:38

Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’yu tanıyorum. Azimli, çalışkan, STK’larla, gazetecilerle buluşup fikir teatisi yapmaya önem veren, periferde kalmış çarpık yapılaşması bol bir semt olan Esenler’in kentsel dönüşümde alınan mesafe ile, ahaliyi kent hayatına entegre eden projelerle anılmasını sağlayan bir “dava adamı” idi. Davanın çerçevesi “önce hizmet, önce memleket” olmaktan çıkınca ve “devletin bekası” üzerinden yavaştan Türkçülük esanslı heveslere de girilince bu rüzgar pek çok AK Partili gibi Tevfik Göksu’yu da etkiledi. Sanırım “23 Haziran’da İstanbul’u AK Parti kazanmalı” diyerek değişik bir çıkış yapmak zorunda hissetti.

O çıkış günlerce konuşuldu. Elbette olumlu yönde değil.

Şöyle oldu.

“Ne dedi Yunan medyası? ‘İstanbul’u Yunan kazandı’ dedi. Bir dakika ya! Bu arkadaş nereli? CHP’nin adayı nereli? (Göksu’nun seslendiği topluluk, “Trabzonlu... Trabzonlu...” diye karşılık veriyor) Nasıl oldu da Yunan medyası ‘İstanbul’u Yunan kazandı’ dedi ve bir ses çıkmadı? Olay büyük, hesap büyük kardeşlerim. Bu hesabı Esenler döndürecek Allah’ın izniyle. ”

Sonra Göksu’ya öfkelenenler oldu: “Sen İmamoğlu nezdinde Karadenizlilere Rum mu diyorsun?”

Göksu konunun çarpıtılmaması gerektiğini ifade ederek savundu kendisini: “Ben Trabzonlulara bir şey demedim. Ben CHP adayının kendisine ‘Yunanlı’ diyen Yunan medyasına neden bir cevap vermediğini sordum”

Göksu bahsi geçen video kaydında hadiseyi “olay büyük” diye noktalamasaydı, iş bu kadar çığrından çıkar mıydı emin değilim.

Çünkü “olay büyük!” lafı, İmamoğlu’nu sırf Trabzonlu ya da sırf CHP’li olduğu için bu gazete haberine cevap vermekle mükellef sayan bir vurgu ihtiva ediyordu. “Cevap vermediğine göre var sende bir şeyler” imasının peşine takılan ve onu pekiştiren bir “komplo teorimi taştan çıkarırım” gayretkeşliği vardı işin içinde.

Olay büyük de ne? İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerine Rum lobisi mi karışmış? İstanbul adım adım işgal mi edilecekmiş?

Günün sonunda “büyük olay, büyük hesap” ne çıktı dersiniz?

Meğer bahsi geçen gazetenin manşetinde geçen “Pontuslu” kelimesi “Karadenizli” anlamındaymış. Yunanca Karadeniz “efxinos pontos” (Εύξεινος Πόντος ) imiş ve o coğrafyada doğan ya da yaşayan herkese Yunancada Pontius (Pontuslu) denirmiş. İddialara kaynak gösterilen haberi yapan Ioanna Kleftogianni konuştu da öğrendik.

Kleftogianni, “Benim haberime gazetenin koyduğu başlık; ‘Şehri Erdoğan’ın elinden alan Karadenizliyle (Pontusluyla) bir gün…’ şeklinde. Burada geçen Pontus ifadesi tamamen coğrafidir. Haberde Sayın İmamoğlu’nun Yunan, Rum kökenli olabileceğine dair en ufak bir ifadem, bir imam söz konusu bile değil, olamaz da. Yunanca Karadeniz efxinos pontos’tur (Εύξεινος Πόντος) dolayısıyla o çevrede doğan ya da yaşayan herkese Yunancada Pontius (Pontuslu) denir. Bu etnik ya da dini değil coğrafi bir ifadedir” (Independent Türkçe, Meriç Şenyüz’ün haberi, 22 Mayıs 2019)

Meğer Kleftogianni’nin iddialara konu olan haberinin yayınlandığı; günlerdir kıytırık bir Yunan paçavrası diye anılan gazete Ethnos da, 1930’dan beri çıkan bir gazeteymiş. Gazetelerinin Ekrem İmamoğlu’na “Yunan” dediği iddiası üzerinde kızmışlar ve “Ne münasebet, biz öyle bir şey demedik” diye açıklama yapmışlar. “Ethnos’un Türk yayınlarına yanıtıdır” başlıklı açıklamanın devamı biraz küçültücü. Şöyle diyorlar: “Komşumuz Türkiye’deki marjinal çevrelerin haber olarak yayımlamayı seçtikleri, asılsız iddialar, ‘kirli’ seçim oyunları, ispatlanmamış suçlamalar ve yanlış çevirilerden ibarettir.”

Anlayacağınız tam bir “ne kestin koç, ne yedin hiç” durumu.

Neye yaradı? Belli değil. Konu uzadı da uzadı. En sonunda İmamoğlu şecere bilgisi vermek zorunda kaldı. Yok yere drama. Şaka değil, adam CNN Türk ekranında Ahmet Ali Osman Ömer diye geriye doğu 5 kuşak boyunca “Müslüman Türk” isim taşıyan ecdadını saymak durumunda kaldı. Peki ya sayamayacak olanlar? kısmı, kıymık olup battı zihinlere.

“Kime yaradı?” kısmına ise hiç girmeyelim, açık ki “Cumhur İttifakı” adayına değil…

Lakin bu işten belki bir hayır sadır olabilir.

Sonuçta, “Allah’ın rızasını gözetmek” koşulu ile, “ulus”a değil dikkatinizi çekerim “millete hizmet” şiarı ile yola çıkan, zaman zaman “ümmet” de demiş, bir ara ümmetin faydasını kendi faydası saymış bir harekete, bu türden “ırkçı” yaklaşım ve imaların ne kadar da “oturmadığı” hatta -hamdolsun- niyetlenilse bile “becerilemediği” görülmüş oldu.

Buna da şükür.

Yorumlar (0)
Yorum Ekle
Yukarı