Rum Basını : "Türk duvarına tosladı"

banner3

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in Ankara’da gerçekleştirdiği temaslar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’yla düzenledikleri basın toplantısında yapılan açıklamalar, Rum gazetelerinde yer almaya devam ediyor.

Rum Basını : "Türk duvarına tosladı"

Habere “Duvara Tosladı- Ankara, Borrell Karşısında Tamamen Olumsuz- Türk Duvarına Tosladı- Söz Sırası Şimdi Avrupa’da” başlıklarıyla manşet ve iç sayfadan geniş yer veren Alithia gazetesine göre, Borrell’in Ankara ziyaretinin ilk sonucu, “devam eden Türk saldırganlığıyla birlikte, Doğu Akdeniz’deki durum da dahil olmak üzere, AB-Türkiye ilişkilerini meşgul eden konularla alakalı samimi ve iyi niyetli bir diyalog konusunda Ankara’yı ikna etmekle ilgili ilk çabasının başarılı olmadığı” gerçeğidir.

Borell’in Çavuşoğlu’ndan duyduklarının, görüşmenin ardından kamuoyunda yapılan açıklamalarda ortaya çıkanlardan da kötü olduğunu” iddia eden gazete, “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Borrell’i görüşmeye kabul etmemesinin, Borrell’in Ankara’da karşılaştığı olumsuz ortamın kanıtı olduğunu” ileri sürdü.

Bundan ötürü, AB-Türkiye ilişkilerinin tüm yelpazesini ele almak için 13 Temmuz’da Brüksel’de toplanacak AB Dış İlişkiler Konseyi toplantısının daha fazla önem kazandığını yazan gazete, burada AB’nin, Türk provokasyonlarının durdurulması için daha aktif ve kararlı bir rol üstlenme konusunda kararlı olup olmadığının ya da buna bir kez daha “göz mü yumacağının” ortaya çıkacağını ekledi.

ANASTASİADİS

Gazeteye göre, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ise konu hakkında dün yaptığı açıklamada, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “küstah ifadelerde” bulunduğunu iddia ederek, “geriye kalan şeyin, Avrupa’nın (Türkiye’yle ilgili) olası bir tolerans göstermesinin, neye yol açabileceğinin sonuçlarını hesaplaması olduğunu” ileri sürdü.

“Ne yazık ki kargaşa yaratan bir ülkeden söz ettikleri” iddiasında da bulunan Anastasiadis “Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’in tümünü egemenliği altına almayı ve Doğu Akdeniz’deki ülkelerin tamamını da kontrolü altına almayı istediğini” ileri sürdü.

Rum lider, bunun yalnızca uluslararası hukuk temelinde değil, komşu ülkelerle olması gereken dostluk ve dostluk ilişkileri temelinde de kabul edilemez bir şey olduğunu savundu. Anastasiadis, Rum Yönetimi’nin buna nasıl tepki vereceğinin sorulması üzerine, Yunanistan, Fransa ve diğer ortaklarla koordinasyon içerisinde gerçekleştirilen çabalara atıfta bulunarak “arzu ettikleri şeyin, Türkiye’nin kendi uluslararası hukukunu dayatma konusundaki durdurulamaz taleplerinin önlenmesi olduğunu” iddia etti.

Borrell’in Yunanistan ile Türkiye arasında bir diyaloğun başlaması konusunda söylediklerini yorumlaması da istenen Anastasiadis, bunu yorumlamaktan kaçınarak, ilk önce Borrell’in yapacağı ayrıntılı bilgilendirmeyi bekleyeceğini ifade etti.

Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in açıklamalarına da yer veren gazete, Alpha’ya yaptığı açıklamada, Borrell’in açıklamasının “Kıbrıs sorunundaki müzakerelerin devam etmesine atıfta bulunduğunu” savunan Hristodulidis, Rum kesiminin bunun Ekim ayında KKTC’de yapılacak seçimlerden sonra mümkün olmasını umduğunu dile getirdi.

Hristodulidis, Rum kesiminin yeni bir müzakere süreci değil, müzakerelerin Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmesi isteğini netleştirdiğini de vurguladı.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz bölgesinde meydana getirdiği gerginliğin azaltılmasıyla ilgili büyük çabadaki “zor anlara” da değinen Hristodulidis, “şu an anahtarın AB’nin elinde olduğunu” da savundu.

Bu sebepten ötürü, AB’nin nihai yaklaşımının şekillenmesi açısından, Pazartesi günü Brüksel’de başlayacak toplantının belirleyici öneme sahip olduğunu öne süren Hristodulidis, istenecek şeyin, AB Dışişleri Bakanlarının, Türkiye meselesiyle ilgili bir tartışma açması için Borrell’e bir direktif verip, vermeyecekleri olduğunu sözlerine ekledi.

PARTİLERİN AÇIKLAMALARI

Gazete, Rum siyasi partilerin tepkilerinin de, yukarıda bahsedildiği gibi, Borrell’in “Kıbrıs MEB’indeki doğal gazdan elde edilecek gelirlerin dağılımına ilişkin diyalog” yönündeki açıklamalarına odaklandığını yazdı.

Buna göre, olası bir Avrupa-Türk diyaloğu başlaması konusunda Avrupa düzeyinde gerçekleşen kulis faaliyetlerinin, hükümet tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten AKEL, “gerçek problemin, doğal gazın paylaşılması değil, Kıbrıs sorunu, işgal ve vatanın bölünmesi olduğunu” iddia etti.

Vatandaşlar İttifakı, Borrell’in Ankara temaslarının ardından büyük bir hayal kırıklığı ve karamsarlık ifade ederken, EDEK ise Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun açıklamalarının “yinelenen Türk provokasyonlarını teyit ettiğini” iddia ederek, uluslararası hukukun uygulanmasının talep etmelerinin gerekli olduğuna işaret etti.

Dayanışma Hareketi, Borrell’in Ankara ziyaretindeki açıklamalarının “Başkanlıkta soğuk duş etkisi” yarattığını ifade ederken, Çevreciler de Borrell’in açıklamalarının “garip” olduğunu belirterek, Rum hükümetinin bu konuda izahat istemesi gerektiğini ifade etti.

Fileleftheros gazetesi de manşetten yer verdiği haberinde, Avrupalı liderlerin “Kıbrıs, Yunanistan ve genel anlamda Doğu Akdeniz’in geniş bölgesi aleyhindeki Türk provokasyonları karşısındaki sorumluluğun ağırlığını üstlenmeye çağrıldıklarını” yazdı.

Gazete “Borrell’in Türkiye ziyaretinin herhangi bir olumlu sonuç vermemekle kalmayıp, bunun tam aksine Erdoğan hükümetinin niyetlerine yönelik manzarayı da netleştirdiğini” de öne sürdü.

Konuyla ilgili haberler Politis’te “Lefkoşa Tepki Gösteriyor… Atina Sessiz”, Haravgi’de “AKEL: Kıbrıs Sorununun Çözümünün İleriye Götürülmesine Öncelik- Partilerden Borrell ile Çavuşoğlu’nun Açıklamalarına Sert Tepkiler”, Fileleftheros’ta ise “AB İçin Karar Zamanı- Brüksel Türkiye Karşısında Acil Olarak Kararlar Almaya Çağrılıyor” başlıklarıyla yer buldu.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER